Utsuro no Hako to Zero no Maria Cilt 1 – 27755. Defa (5)


Önceki Bölüm                                             Sonraki Bölüm


 

“Seni yalnızlığına terk etmeyi reddediyorum!”

Sadece bu sözleri duymak bile beni daha önceki Kasumi Mogi halime döndürmeye yetebilirdi.

“Ben bir aptalım.”

Çoktan karar vermemiş miydim? Taa en başta, eğer buradaki amacımı unutursam ve kendimi küçük düşürecek olursam bu kutuyu yok etmeye karar vermemiş miydim?

Ama yaptığım sayısız tekrarlar yavaş yavaş, ve en sonda tamamen yok edecek şekilde kararlılığımı eritmişti.

Artık adını bile hatırlamadığım o kişiyi öldürdükten sonra, geri dönme yeteneğimi kaybetmiştim.

Ama—

“Sadece bu yüzden, sadece bu cümle sayesinde, ben—”

—buna hala imkan vardı.

Aşkım beni olabilecek en son anda kurtarmayı başarmıştı.

Ama biliyordum ki hemen sonra tekrar ele geçirilecektim.

Bu kutu beni tekrar ele geçirecekti.

Bu yüzden, ben hala ‘Kasumi Mogi’yken,—kendimi öldürmeliydim.


“Hoşçakal, Kazu-kun.”


Ve şimdi, bana verdiği onca imkana rağmen yine de mutluluğumu sağlayamayan bu kutu artık sona erecekti.

Sevdiğim kişinin yanında son nefesimi verecektim. Belki de bu mutlu bir sondu. Olabilecek en iyi sondu! O yüzden iyiydim.

Gözlerimi kapadım.

Artık hiç açmayaca—


“Ölmene kim izin veriyor?”

Gözlerim şaşkın bir ifadeyle açılmıştı.

Bana kutumu veren kim olduğu anlaşılmaz kişi yakınımda ayakta duruyordu. Kazu-kun onu fark etmemişti, herhalde onu görebilen tek kişi bendim.

Bakışlarımız kesiştiğinde sakince gülüyordu.

“O çocuğu hala gözlemlemek istiyoruö. Eğer kendi kendine bana sunulan bu sınırsız gözlemleme şansını bozarsan benim için sıkıntı olur.”

Ne? … Bu ne diyordu?

“Ama peki, aynı durumu defalarca gözlemlemek çok da heyecanlı sayılmaz. Bakalım… kendi kurallarıma karşı gelsede,kutunu halletmemi ister misin? Onunla sadece azıcık oynayacağım. Zaten yok etmek istiyordun, oynamam seni rahatsız etmez, değil mi? “

Cevabımı beklemeden elini göğsüme koymuştu. Bunu yaptığı anda ise…

“Uh, aaaah! AAaaAAahhh!!”

Tahmin bile edemeyeceğim bir acı bütün bedenimi sarmıştı. Kamyon tarafından çarpılmaya alışmış olsam da, kendime bıçak sapladığımda sesimi çıkarmamış olsam da bu acı öyleydi ki çığlık çığlığa bağırmama neden oluyordu. Sanki ruhum binlerce küçük parçaya bölünüyordu. Acı doğrudan sinirlerime saldırıyor ve bir an bile rahat bırakmıyordu.

Bir el büyüklüğündeki kutuyu çıkarıp gülümsemişti.

“Aah, çoktan fark ettiğini sanıyorum,bu kutu artık sensiz çalışmıyor. Bu yüzden sende kutuya girmelisin.”

Cümlesini bitirdiği gibi, beni katlamaya başlamıştı.

Beni, katlayıp… katlayıp kutunun içine sıkıştırmıştı.

Kazu-kun. Lütfen, Kazu-kun…

Bencil olduğumu biliyorum. Sana yaptığım onca şeyden sonra saçma bir istek olduğunu da biliyorum. Ama, ama —ben artık ben—içimde daha fazla tutamıyorum—

Kazu-kun, bana yardım et—


Önceki Bölüm                                             Sonraki Bölüm

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s