Tanrıların Savaşı 9


Önceki Bölüm                                                                      Sonraki Bölüm


 

Bölüm 9: İlk Savaş


Andoret uyanmıştı. Akşam olmuştu. Ancak dışarıdan bağırış sesleri geliyordu. İlk önce bunun kaptanın her zamanki emirlerinden olduğunu düşündü. Ancak daha sonra odasının camına çarpan dalga ona olağanüstü bir durum olduğunu anlatmaya yetti. Onun odası geminin en yüksek ikinci yeriydi ve buraya çarpan bir dalganın boyu yaklaşık 30 metre olmalıydı. Andoret ilk önce camlar kırılmadığı için kısa bir dua etti. Ardından ayağa kalkmaya çalıştı ama yeni yürümeye başlayan bir bebek gibi sürekli yere düşüyordu. Gemi adeta beşik gibiydi. Andoret yerde emekleyerek kapıya kadar ilerledi ve kapının koluna tutunup ayağa kalktı. Kapıyı açtığında gördüğü manzarayla dehşete düşmüştü. Gemi tamamen sular içindeydi. Odasının yüksekte olması onu sulardan korumuştu. Geminin güvertesinde yüzen fıçılar, masalar, hatta yiyecekler vardı. Bazen küçük balıklar suyun dışına çıkıp kendilerini gösteriyorlar sonra tekrardan suya dalıyorlardı. Andoret gördüğü felaket karşısında ne yapacağını bilemiyordu. Merdivenden aşağı indi ve suyun içine girdi. Suyun sıcaklığı dondurucu seviyedeydi adeta. Bu yaz gününde suyun bu kadar soğuk olması imkânsızdı. Hemen ayaklarını sudan çekti ve tekrardan merdivenlere döndü. O sırada kafası kanlar içinde bir ceset yüzerek merdivenlerin ucana dayandı. Andoret’in korkusu bir kat daha artmıştı. Daha sonra kaptan köşküne baktı. Işıkları yanıyordu. Merdivenleri hızlıca çıkarak kapıyı kırarcasına açtı. 

Kaptan hareketsiz bir şekilde ön taraftaki camın hemen dibinde denizi seyrediyordu. Andoret de denize baktı. Gördüğü görüntü inanılmazdı. İnsanın ve yaptıklarının doğanın haşmeti ve ihtişamı karşısında ne kadar yetersiz olduğunu anlamıştı. Donanmanın en iyi gemisi dedikleri bu gemi denizin içinde adeta nehir suyuna bırakılmış kâğıttan bir gemi gibiydi. Andoret kaptanın yanına geldi. Kaptan yüzünü çevirerek ona baktı. Gülümsüyordu. Ama bir yandan da gözleri doluydu. Andoret telaşlı bir şekilde konuşmaya başladı.


‘’ Kaç kişilik mürettebat kaldı? ‘’


‘’ Önemi var mı? Bu kargaşanın içinden çıkmamıza imkân yok. ‘’


‘’ Sana kaç kişi kaldı dedim! ‘’


‘’ Sen buraya gelmeden yarım saat önce 12 kişi vardı ve hepsi de barakalarındaydı. Sanırım çoktan ölmüşlerdir.”


Andoret bundan önce kendisine yapmadığı yalakalığı bırakmayan ve sürekli “Efendim” diye hitap eden adamın değişimi karşısında şaşırmıştı.


‘’ Çabuk benimle geleceksin. O adamları kurtarmalıyız. ‘’


Kaptan gülümsedi.


‘’ Niçin? Ölüler için kendi canımı veremem. Bu lanet denizde tek yaşama şansım burada beklemek. ‘’


‘’ Eğer o adamlar olmazsa gene ölürsün. Tek başına koskocaman bir gemiyi yönetemezsin. Bütün yiyecek stokları çoktan yok oldu. Gemiyi en yakın kara parçasına ulaştırmamız gerek. Bunun içinde o adamlara ihtiyacımız var. ‘’


Kaptan koca kahkahalar attı.


‘’ İstersen yelkenleri açıp, kürekleri de çekebilirsin. Böylece hızlı yol alabilirsin. ‘’


Andoret yelken direklerine baktı. Hepsi paramparçaydı. Daha sonra kürek çekmek için ayrılan boşluklara baktı. Ama onlarda çoktan suyun altına gömülmüşlerdi. Andoret bir an için çaresizliğe kapılmıştı ama daha sonra kayıkları gördü. Bu kayıklara atlayıp en azından gemiden uzaklaşabilirlerdi.

Andoret kaptana son bir kez sordu.


‘’ Benimle gelecek misin Hersus? ‘’


‘’ Kendi isteğimle ölüme gideceğimi hiç zannetmiyorum. ‘’


Andoret sinirlenmişti. İçinde ilk defa kin duyuyordu. Kaptanın belindeki kılıcını çekti.


‘’ O zaman benim isteğimle ölüme gidersin! ‘’


Kaptanın kafası yere düştü. Andoret yaptığına inanamıyordu. Bir insanı öldürmüştü. Hem de bu kadar vahşi bir şekilde. Ama bunu yapmak zorunda olduğunu hissediyordu. Babasının hikâyesini ve tavsiyelerini hatırladı. Daha sonra yaptığının en doğru davranış olduğunu düşündü.

Şimdi kalanları kurtarma zamanıydı. Tayfaların barakaları güvertenin altındaydı. Bu da suyun altında demekti. Ancak hala daha sağ olma ihtimalleri vardı. Barakaların kapıları özel çelik kapılardı ve suyu sızdırma ihtimalleri yoktu. Andoret hızla kaptan köşkünden çıktı ve merdivenlerden indi. Suya dalma zamanı gelmişti. Suyun soğukluğunu düşünmedi ve suya atladı. Bu sırada sallantılar biraz olsun yavaşlamıştı. Güvertenin altına gireceği merdiveni arıyordu. Uzun bir araştırmanın ardından onu bulmuştu. Kafasını dışarı çıkardı ve akciğerlerini havayla doldurduktan sonra tekrardan daldı. Basınç kulaklarını rahatsız etse de buna aldırmıyordu. İlk barakanın kapısını açtı. Adam oldukça şaşırmıştı. İçeriye dolan suyun şiddetiyle Andoret de barakanın içine savruldu. Ardından hemen ayağa kalkıp adama seslendi.


‘’ Tüm barakaları boşalt. Herkesi kurtaracağız. ‘’


Adam Andoret’in dediğini sorgulamadı ve teker teker barakaları açtılar. Kimileri boş çıkıyor kimileri ise ölü cesetlerle dolu oluyordu. Tüm barakalar bittiğinde toplam 8 kişi olmuşlardı. Bu sırada deniz sakinleşmiş ve güverte meydana çıkmıştı. Hemen geminin yan tarafındaki kapakçıklar açıldı ve güvertenin altındaki su boşaltılmaya başlandı. 

Andoret 7 kişiyi etrafına topladı ve konuşmaya başladı.


‘’ Bu gemiden sağ çıkmanızın tek bir yolu var hepiniz benim dediklerimi yapacaksınız. ‘’


Adamlar itaatkâr bir şekilde kafalarını salladılar.


‘’ Şimdi yapmamız gereken ilk şey bir kara parçası bulmak. Bir kara parçası gördüğünüz anda “Kara göründü!” diye bağıracaksınız. Ardından kayıkları indireceğiz ve karaya çıkacağız.

Bu sırada adamlardan biri “Kara göründü!” diye bağırdı. Andoret ilk önce onun dalga geçtiğini düşünmüştü. Daha sonra adam işaret parmağıyla Andoret’in arkasını gösterdi. Andoret arkasını döndüğünde ıssız bir ada gördü. Bu ada daha birkaç dakika önce gözükmüyordu ama şimdi 30 metre uzaklarındaydı. Gemi birden sallanmayı durdurdu. Karaya oturmuştu. Andoret gülümsedi ve yavaş yavaş doğan güneşin parıltıları eşliğinde adaya doğru hareketlendi. Hayatının ilk savaşını kazanmıştı. Andromea’nın denizleriyle girdiği mücadeleden sağ çıkmıştı.


Önceki Bölüm                                                                      Sonraki Bölüm

Reklamlar

Tanrıların Savaşı 9” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s