Mt 8


HErşey için tişikkirlir sipirmin(Ratel) Keyifli okumalar….

Önceki Bölüm


Ertesi gün, doğum günümde büyük babamın bana dünya sağduyusunu öğretmeyi unuttuğunun öğrenilmesiyle herkesin şok oluşunun ertesinde, son zamanda büyü çalıştığım araziye geri döndüm. Ama bu sefer doğum günüme katılan herkes izlemeye gelmişti.

Kapı” açıldığında çok şaşırmışlardı ve hemen kaşları çatıldı.

Buraya gelme nedenleri büyükbabamın bana ne çeşit bir büyü öğrettiğini doğrulamaktı çünkü düünya konusundaki cahilliğim onları şüpheye düşürmüştü. Teklif büyükannemden gelmişti, herkes kabul etti ve görmek istediklerini söylediler, ve böylece ben de onları buraya getirdim.

Haa… Kullandığı “kapı” büyüsü beni de şaşırtsa da, bizi özel olarak buraya büyü antrenmanı alanına getirmesi… Ah, Bu konuda daha fazla düşünmek istemiyorum.”

Usta Melinde siz böyle süyleseniz de eğer kontrol etmezsek kendini nasıl bir belaya bulaştırabileceğini asla bilemeyiz, yani itiraz etme ve hadi ne yapabildiğini görelim.

…Nedense büyükannem ve Dis-san kaba şeyler söylemişti. Güzel, bu da kabulüm herkes burdayken tüm gücümü kullanmalıyım.

Ve böylece, onlara sadece dün dedeme gösterdiğim ‘Ateş’ büyüsünü kullanmadım, bunla beraber ‘Su’ büyüsünü kullanarak onu bir kırbaca dönüştürdüm ve de donmuş suyla bir mermi yaptım.

Rüzgar’ kullanarak ve alçak basınçtan faydalanarak ‘Fırtına, Vakum Dalgası, Hortum, ve Atmosferik Basınç Değişimi’ büyülerini yaptım bu birleşim bana elektrik üretme imkanı sağlıyordu. Bu sayede, ‘Yıldırım Saldırısı’ nı sergilemiş oldum; ‘Işık’ı bükerek, optik kamuflaj yeteneğimi onlara gösterdim.

Güneş ışığını toplayarak havaya doğru bir ışın demeti fırlattım. ‘Toprak‘ kullanarak, etraftaki topraktan kısa bir set olarak kullanılabilecek ultra sert bir duvar yarattım, ve bana yaklaşmaya çalışacak insanlar için karşı saldırı olarak topraktan koni-biçimli kazıklar ürettim.

Bu türden büyülerden bir gösteri yaptıktan sonra, milletin tepkilerini görmek için arkamı döndüm.

Herkesin yüzünde sanki birşeyden dolayı pes etmişler gibi bir gülümseme vardı.

Cris-neechan’ın yüzünde böyle bir ifade görmek cidden nadirdi.

Ben bunu düşünürken, Melinda-obaachan dedeme doğru yürüdü ve onu yakaladı.

Merlin! Sen… Sen… Neden bu çocuğa hiç ‘sağduyu öğretmedin!!!!

Kesinlikle…

Bu hafiften korkunç ha...”

Eh~ Niye bu kadar zalim davranıyorlardı ki bana?

Ama görüyorsun, ona öğrettiğim ne varsa hepsini bir sülük gibi emmiş, ve böyle olsa da onun ne kadar ilerleyebileceğini görmek istiyordum

Ne demek ‘böyle olsa daBu korkunç!!”

Ooh, Melinda-obaachan süper kızmıştı.

Eğer bunu düzgünce düşünmezsek onun dünyaya çıkması imkansız…Böylesi yıkıcı türden bir büyü… Hatta Shin-kun’un demin kullandığı ‘kapı’ denen ışınlanma büyüsü… Eğer bir ülke Shin-kun’u ele geçirirse, dünyayı hükmetmeyi hedeflemesi hiç şaşırtıcı olmaz.” Dis-jisan hiç de hoş olmayan şeylerden bahsetmeye başlamıştı.

Eh? Cidden o kadar tehlikeli miydi? Benim büyüm herhangi biri tarafından kullanılamaz mıdı?

Evet, ek olarak, o Michel-san’dan dövüş sanatları eğitimi de aldı. Uzun mesafeli büyülerinin yanında yakın dövüşte de iş yapabilir, bu konuda da yetenekli. Eğer bu bilinirse, tüm krallıklar Shin’i elegeçirebilmek için umutsuz girişimlerde bulunacaklardır.” Chris-neechan da lafa karışmıştı.

Eh? Bu ciddi birşey miydi?

Ben işlerin böylesi ters gidişi hakkında şaşkınken Dis-ojisan tekrar ağzını açtı.

…Usta Merlin, bu konu hakkında sizinle konuşmak istediğim birşey var, tamam mı?

“Fuo… Fuo… Bundan önce… büyükanne… hakkında… birşeyler yapabilir misiniz?

Bu kimin hatası! Kimin!

Boğazı sıkılmakta olan dedem, zayıf bir sesle konuştu.

Büyükanne, çok heycanlanman bedenin için iyi değil.

Bu kimin hatası! Kimin!

İyi değil, bu sefer de beni hedef alıyordu.

Bu sayede, dedem büyük annemin dikkatinden kaçtı ve Dis-jisan ile konuşabildi:

Usta Merlin, gerçekler ortaya konuldu, Shin-kun’un güçü absürt bir seviyede. Ülkeler arasındaki güç dengesini bozabilecek kadar güçlü. Ek olarak Shin-kun bu orman dışındaki tüm dünya hakkında çok cahil. Eğer şimdi bu haliyle toplum içine çıkarsa, her ülke onu manüpile etmeyi deniyecektir. Bu ne dünya için ne de Shin-kun için iyi bir şey olur.

Söylediklerin doğru…

Şey, bu biraz acımasızcaydı. Şimdi böyle olsam da önceki düyamda toplum içinde iyi bir konumum vardı. Ancak onlara bunu anlatmadığımdan bu konuda babii ki bir fikirleri yoktu.

Bu nedenle onun için bir fikrim var. Neden Shin-kun’u benim ülkemdeki İleri Düzey Büyü Akademisine gödermiyorsunuz?

…Ne, Shin’i kendi ülken için ele geçirmeye mi çalışıyorsun?

Dedemin sesinde bir keskinlik vardı…Bu onun böyle konuştuğunu gördüğüm ilk zamandı…

Şu anda, tam burada yemin dereim ki Shin-kun’u askeri amaçlarla kullanmaya çalışmayacağım. Onun gelişimini bebekliğinden beri izliyorum ve onu kendi yeğenimmiş gibi görüyorum, savaş zamanın da bile bu hislerim buna izin vermez.

Eğer böyleyse, ne demeye çalışıyorsun?

Biliyorsan benim ülkemin başkentinde bir İleri Düzey Büyü Akademisi var. Bu akademi 15 yaşını dolduran ve ilk eğitimlerini bitirenler yetenekli kişilerin eğitimlerini tamamlamalarını hedefleyen bir enstitü. Burada toplananlar büyücüler arasında bile yetenekli olan kişiler. Diğer harika büyücüler arasında Shin-kun’un büyüsünün ne kadar anormal olduğunu da karşılaştırabiliriz.

…Ben anormal miyim? Cidden mi?

Daha da ötesi, İleri Düzey Büyü Akademisine kayıt yaşı da 15. Sen de bunun Shin-kun için harika bir fırsat olduğunu düşünmüyor musun? Aynı yaşlarda insanlarla bir okula giderse arkdaşlar edinebilir. Chris ve Sieg de aynı yaşlardalar … böyle… olmalarına rağmen…

Ah, Chris-neechan ve Sieg-niisan, birbirleriine bakıp… anında gözlerini kaçırdılar.

… Aynen böyle, onlar her zaman ‘böyle’ davranıyorlardı…

Ne dediğini anlıyorum…

Elbette, Usta Merlin’in başkentte bir evi var. Eğer orada yaşarsa eminim Shin de sosyal hayaı ve parayı nasıl kullanacağını felan öğrenebilir.”

“Hmm… um, Shin.”

Nn? Ne oluyor?

Diseum’un en uygun teklifi sunduğuna inanıyorum, ama sen ne düşünüyorsun?

Diseum? Kim… Aa! Bu Dis-jisan’ın gerçek adıydı!

Ben de bunun uygun olduğunu düşünüyorum. Okula gitmeyi denemek isterim ve belki orada aynı yaşlarda arkadaşlar da edinebilirim. Nedense bunun hakkında gerçekten heycanlandım.

Elbette, herkes bana değer verdiği için yanlız hissetmiyordum, ama tabii ki aynı yaşlarda arkadaşlarımla takılmayı da isterdim

Öyle mi? Eğer durum buysa, akademi hakkında birşey söylemeliyim. Seni şu anda kaydettirmenin sorun olmadığını düşünsem de formalite olarak seni giriş sınavına sokmamız gerekecek, tamam mı?

Önemli değil.

Üzgünüm. Sınava girmen gerekmesinin nedeni sınıfların sınav sonuçlarına göre belirlenecek olması. Ayrıca benim ülkemin İleriz Düzey Büyü Akademisinin değerlendirme sisteminin harika olduğunu söyleyebilirim, hiçbir soylu otoritesini orada kullanamaz.”

Eğer bir soylunun otoritesini kullanmaya çalıştığını farkederseniz ne oluyor?

Çeşitli cezalara katlanmaları gerekiyor.

Korkutucu!!

Mükemmel büyücüler yetiştirmek adına, bunu denemek ülkeye karşı ihanet sayılıyor. Shin-kun sen de bu konuda dikkatli olmalısın, tamam mı?

Bunu bana söylerken gülümsüyordu.

Gerçekten dedem için bir sıkıntı yaratmak istemem. Bu bir tarafa konuşmaya başladığımızdan beri sürekli ‘benim ülkem‘ ve otorite gibi şeyler duyuyorum. Dis-jisan tam olarak kim oluyor?

Merak ettiğim şeyi sormak için fırsatımı kullanmıştım.

Ohhh, düşününce sana bundan hiç bahsetmemiştim, huh. Benim gerçek adım ‘Diseum Von Earlshide,’ Earlshide Krallığının kralıyım.

… onun bir kral olduğunu düşünmek.

O zaman… Chris-neechan ve Sieg-niichan …

Ben Kralıyet Koruma Şövalyeleri Departmanından bir Şövalyeyim ve buraya majestelerini korumaya geldim.

//Majesteleri= Kral ve İmparator, Eksalansları= Prens yada Arşidük

Ben Kraliyet Büyücü Departmanından bir Büyücüyüm Ve ben de buraya Majestelerini koruyorum.”

Onun kralın koruması olduğunu düşünmek…

Eh~! Chris-neechan’ı bi kanara koyarsak, Sieg-niichan, sen yalan söylüyosun!

Bi dakka dur, bu yalan diyerek ne demeye çalışıyorsun?! Hem de ‘ Chris-neechan‘ı bi kanara koyarsak’ ha!?‘”

Huhu, düşündüğüm gibi, Shin’in sağlam gözleri var.

Ne dedin sen?!

Noluyoruz ya? Ah~n?

Birbirlerine dik dik bakmaya başladılar.

Şey, bu ikisini bi tarafa bırakırsak,” “”Oi!”” “Michel-san kim oluyor?

Onlar gürültü çıkartsalar da pek umursamadım.

“Ben son birkaç senedir Şövalyelikten emekli oldum. Emekli olmadan önce Şövalyelerin Generaliydim.”

NE? Nurası tam bir ulusun liderleri geçidi gibiydi?

Ama bir Kral niye sürekli dedemi ziyaret etsin ki?

Hmph, Kral olduğumu öğrenmene rağmen davranışlarını değiştirmiyosun ha?

Çünkü sizi uzun süredir bir amca olarak biliyorum. Belki de sizi amcam gibi gördüğümden. Yani eğer benden davranışlarımı değiştirmemi isteseniz bile bunu yapamayabilirim.

“Hahaha, güzel, güzel. Benim oğlum, kızım ve yeğenlerim bile benle mesafeli konuşuyor. Sadece sen bana normal bir şekilde konuşuyorsun. Senden bunu değiştirmemeni istiyorum, tamam mı?

Çok cana yakın bir Kral, ha.

Anlıyorum, ama buraya gelmenizdeki sebep nedir?

Oh, bu doğru. Shin-kun, sen dedenin ‘Şeytan‘ diye bilinen şeytanlaşmış insanı bastırdığı hikayenin nerede geçtiğini biliyor musun?

Evet, dedemden duymuştum. O zamanlarda birkaç kasaba ve köy hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştu, ve bir ülke neredeyse yok olmuştu.

Yok olan ülkenin adını biliyor musun?

Hayır, Onu duymadım… ama…

Hikayenin akışına göre, eminim…

Bu doğru. Senin de tahmin ettiğin gibi, o benim ülkemdi.

Öyle mi…

O zamanlar, ben hala İleri Düzey Büyü Akademisnde bir öğrenciydim. Bir şeytan ortaya çıktı ve bir köyü yok etti. Babam…o zamanlar Kraldı, o ve ülkedeki züppeler bir arı kovanını tekmelemişsin gibi bir kargaşaya düştüler. Pekçok nedenden dolayı bastırmak için gönrerilen kuvvetler yenilgiye uğradı ve bu tekrar tekrar yaşandı ta ki bir kasaba yeryüzünden silinene değin. O zaman Akademideki genç Büyücüler için bir gönüllülük listesi oluşturuldu ve ben de ismimi bu listenin altına yazdım.

Bir Prensin böylesi tehlikeli bir işe gitmesi gerçekten uygun muydu?

Peki buna kimse karşı çıkmadı mı?

Tabiki büyük bir muhalefetl karşılaştım. O zamanlar Varis Prens Seramonisi çoktan bitmişti ve ben de çoktan Varis Prens olmuştum. Ama Büyü akademisin iyi öğrencilerinden birisi olarak gururum buna elvermedi. Arkadaşlarım ve dostlarım kesin bir ölüme yürürken ben güvenli bir yerde oturup bekleyemezdim.

Çok Havalı~ Dis-jiisan cidden çok havalı~

//The Bad Touch

Oo…

Fakat… tabii ki korkunç şeyler korkutucudur. Ayrılma zamanımız yaklaştıkça, günlerimiz uykusuz ve huzursuz geçmeye başlamıştı. Ve sonra, biz sonunda ayrıldık ve şeytanla yüzleştik. Şu anda bile o umutsuzluğu hatırlayabiliyorum.”

Sonra? Ne oldu?

Sadece biz Büyü Akademisin öğrencileri de değil, yetenekli savaşçılar ve büycüler de şeytana karşı başarısız oldu. Ve biz sonumuzun geldiğini düşünürken ortaya çıkanlar…

Dedem.”

O ve Usta Melinda.”

Eh? Büyükannem de mi oradaydı?

Ben sadece Efsun Büyücüsüyüm. Onu desteklemek için oradaydım.

Ama yine de harikaydın.

Ö-öyle mi?

Büyükannem utanmıştı. Belki biraz da tatlı gözüküyordu.

Böylece, ikisi o cesurca ortaya çıktı, zorlu bir savaş olsa da şeytan sonunda alt edildi. Şiddetli gücüyle düşmanla yüzleşen Usta Merlin ve büyülü aletleri ancak büyüleyici olarak tanımlanabilecek bir ustalıkla kullanan Usta Melinda; ikisinin birlikteki figürleri tüylerimizi diken diken etmişti.

Şiddetli? Büyüleyici?

Dede… Büyükanne…

Bişey söyleme… O gençliğin ahmaklığıydı…

Bu da ne? Hala bir çoğunu kullanabilirim değil mi?

Büyükanne…

Şey, herneyse, böylece, onlar şeytanı alt ettiler. Bunla beraber, ben de orada olduğumdan, bu krize son veren kişiler ayı zamanda Velitaht Prensi de kurtarmış oldular, ikisi de ülkenin kahramanları haline geldi. O zamandan beri ben konumumdan alakasız olarak Usta Merlin’in bir arkadaşı haline geldim. Bu ben Kral olduktan sonra da devam etti ve hala devam ediyor. Sık sık buraya gelip ona politika konusunda dert yanıyorum.

Öyle mi… Bi saniye bekle…

Sadece dertlerini mi anlatıyorsun!?

Tabii ki öyle. Ülkeyi yönetmek benim işm ve sorumluluğum. Bu Usta Merlin bile olsa ona hiçbir sorumluluk yükleyemem değil mi?

Çok havalı~, Dis-jisan cidden çok havalı~

Bu nedenle, sen benim büyük şeyler borçlu olduğum birisinin torunu olduğundan, seni politik yada askeri amaçla kullanmak gibi bir niyetim yok, yani sana geri kalan herşeyi garanti ediyorum sadece gelmen yeterli.

Nn, anlıyorum. Şey ne zaman gelmem daha uygun olur?

Ah, sınav yılbaşından sonra olacağı için bundan önce Kraliyet Başkentine taşınman harika olur.

Böylece başkente taşınma kararımı kesinleştirmiş oldum. Sosyal hayatla ilgil sağduyuyu öğrenmem gerektiğinden dedem de benimle beraber gelecekti.

Dedemden bağımsız yaşayamam biraz utandırıcı olsa da bu konuda mutluydum. Beni kraliyet başkentinde bekleyen hayatı düşündükçe sabırsızlanıyordum.

VE böylece, sonunda beni rahatsız eden birşeyi sormayı denedim.

Geçmişte olanlardan bahsederken, ojii-san ve Melinda-obaachan bir parti olarak mı hareket ediyordunuz?

Ben bunu söylediğim anda ortamın atmosferi nedense bir anda garipleşti.

Eh? NE?

Onların bir parti olduklarından bahsederken… Bu ikisi evli bir çift değil miydi?

Chris-neechan extra-büyük bir bomba patlatmıştı.

EEEEeeeehhhhh!!!

…Hoho.”

…Gençliğin ahmaklıkları….

Cidden mi?

* * *

//Ben Ratel-nim-sama-sempai genşler

//Diakotraya bir süprizim var ama beklemesi lazım 😀


Önceki Bölüm

Reklamlar