Re:monster – Gün: 14


Çeviri için Bunji Kugashira, düzenleme için 1ghostdreamer, kontrol, edit için 1ghostdreamer arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar..

Uyandığım vakit bedenim öyle bir değişmişti ki dün uyuyakaldığım halle kıyaslanamazdı bile.

 

Bedenimin değişimi beni epey bir şaşırttı. Dün uyuyakalmadan önce duyduğum şeyi düşündüm bir hayli. Terfi etmek böyle bir şeymiş demek ki. Bu alemin gizemleri gerçekten tüylerimi ürpertiyor.

 

Hayır hayır. Aslında edindiğim tecrübeler sayesinde doğanın kanunlarının ne kadar harika olduğunu anlayabiliyorum ve bu, olayı ürkünçten de öte bir hale getiriyor.

 

Dünkü yediğim ork sayesinde bir gecede 7-9 yaşındaki bir çocuğun bedeninden orta ölçekli bir insanın bedenine geçiş yapmıştım. Yeteneklerim bile geçen günküne göre güçlenmiş durumda.

 

Bedenim ne kadar tuhaf bir şekilde gelişmiş olsa da herhangi bir rahatsızlık hissetmiyorum, korkunç bir şey bu. Böyle bir durumda tamamen çıldırmış olmam gerekirken ek olarak hiçbir şey hissetmedim.

 

O kadar gelişmiş olmama rağmen bir kas ağrısı bile hissetmedim. Onun yerine gücümün gittikçe taştığını hatta kısa bir anlığına gücümün her şeye kadir olabileceğini hissettim. Çılgın ötesi bir şey, değil mi? Harbiden öyle.

 

Sıradan biri bu duruma öyle bir sevinirdi ki bu his gidene kadar bir sürü aptalca şey yapardı ama ben farklıyım. Gerçek şu ki ben güçlü olmaya yakın bile değildim ve aksi iddaa bile edilemez.

 

İşte bu yüzden bu alemin kuralları çok korkutucu. Neyse geçelim şu konuyu.

 

Kendi de büyümüş olan Gobukichi’nin bana kafası karışmış bir şekilde bakışı epey ilginçti doğrusu.

 

O da dünkü orkla ettiğimiz mücadele sonucu 100. seviyeyi geçip terfi etmiş olmalıydı. Ama benim aksime onun derisi siyaha dönmemişti. Hala eski, bildiğimiz goblin yeşiliydi bu.

 

Neyse bu konuyu da geçelim bari.

 

En ilginç olan şey onun yüzüydü.

 

Artık eskisi gibi çirkin bir goblin değildi. Kulakları hala sivri olsa da  yüzünün şekli şemali bir düzelmişti. Adama benzemiş resmen. Yeşil derisi hariç tam bir insan gibi duruyordu.

 

O böyleyse ben nasıldım? Obsidyen bıçağımın yansımasıyla bir kendime baktım.

 

Önceki yaşamımdaki gençlik halime benziyordum kara derimi saymazsak eğer. Nefesim kesilmişti. O an uyuduğum yere yakın bir duvardan kurtçuğumsu bir böcek bulup onu kafasından çiğnemeye başladım.

 

Sakinleştikten sonra Gobukichi’yi de yanımda sürükleyerek ihtiyar gobline gittik.

 

Eğer ihtiyarın yanına bu tür durumlarda gitmeseydim ne zaman gidecektim?

 

Ne olur ne olmaz diye [Son Ve Başlangıç]’ın egemenliği ile [Ulu Tanrı’nın İlahi Koruması]’ndan bahsetmedim ve şu bilgileri edindim:

 

  1. Hobgoblin’e dönüşmemle birlikte görünüşüm insana benzedi. Bunun sebebi bilinmiyor. Bu alemin gizemlerine bir puan daha gidiyor böylece. Görünüşe göre hobgoblinler insan gibi görünüşleriyle insanların yerleşim yerlerinde bile yaşayabiliyorlarmış. Ama meşhur goblin köleciliğinden çok güzel izler kalmış olsa gerek insanlarla etkileşimde olan çoğuları hala birer köle. İyi görünümleri olanlar insan sapıklarının gözdesi olmuş durumda özellikle.

 

  1. Gobukichi ile benim deri rengi farklılığımız ise benim özel-tür olmam. Özel-türler genel olarak ortalamadan daha güçlü olur ve daha fazla yetenek elde ederler. Özel koşullar olmadıkça yan-tür olunamadığından görülmesi epey bir nadirdir. Bu da beni bir istisna yapıyor sanıyorum.

 

  1. Bundan da öte siyah bir deriye sahibim. Siyah, başlangıcı ve sonu kontrol eden alemin en eski tanrısını mı ne temsil eden renkmiş. Özel-türler arasında bile en nadir görünür olmakla birlikte en güçlü olanı ve de ek çabalamayla en güçlü seviyede sihir yapabilme imkanları var. Ayrıca bu ilaha inananlar için ben put gibi tapılabilecek bir şeyim. Olay bana tapmak değilse bile bedenimin parçalarımı ayinlerde kullanmaya çalışabileceklerinden arkamı daha iyi kollasam iyi olur. Nerede olursanız olun bu tür işler çok korkutucu.

 

  1. Bu arada bir ay geçmeden hobgobline dönüşme olayı da epey sıradışıymış. İhtiyar goblinin dediğine göre barınaktan iş için ayrılan goblinlerin. (40 goblinin gitmiş olması lazım) sadece 3 tanesi hobgobline dönüşmüş.

 

  1. Bir de Gobukichi ile ben daha mağaradan ayrılmadan hobgobline dönüştüğümüz için insan kadınlarına da erişme hakkını elde edebildik. Ayrıca depodan istediğimiz eşyayı alıp istediğimiz gibi kullanabilme hakkına da sahip olduk.

 

Bu kadardı, değil mi?

 

İhtiyar, lafı fazla uzatan biri olduğundan tekrarladığı çoğu şeyi dinler gibi yapıp geçtim. Yalnız 3. maddeden bahsedersek tam anlamıyla uçurumun kenarındayım. [Son Ve Başlangıç]’ın egemenliği ve [Ulu Tanrı’nın İlahi Koruması]’nı terfi ile elde ettiğimden beri sanki kenardan uzaklaşacağıma daha da uçuruma doğru itilmiş gibi hissediyorum. Sanırsam bunu da gizleyebildiğim kadar gizlemeliyim.

 

Beklenildiği üzere bugün avlanmaya gitmek yerine Gobukichi ile yeni bedenlerimize alışabilmek için antreman yaptık. Antreman maçı çok sert geçti. Gücü, Gobukichi’nin ondan yararlanabilmesi için fazla baskındı. Onu iyice savaşırcasına kullanıyordu.

 

O kadar dövüş sanatlarına ilgili olup bir dövüş bile kaybetmemiş olan ben bile Gobukichi’nin öncekine göre çok ileri düzeyde olan gücüne karşı çıkamıyordu. Beklenildiği gibi o öncül pozisyonu için biçilmiş kaftandı.

 

O hızlı düşünen veya da zeki olan biri değildi fakat saldırı ve savunma güçleri müthiş derecede artmıştı ve darbeleri yemede de sorun yaşamadığından müthiş bir konum elde etmişti. Antremandan sonra ikindi gibi bize artık küçük gelen eski zırhlarımızı değiştirmeye karar verdim.

 

Büyüdüğümden dolayı boynuz ve obsidyen bıçak da kullanabilmem için çok küçük kalmışlardı. Ama bugünlük de idare edeceğiz el mahkum. [Zehir]’im belli başına bir silah sayılabileceğinden şimdilik bu zorluklara göğüs gereceğim.

 

İşte bu yüzden zırhlı rakunlardan, gece engereklerinden ve daha bir sürü çeşit yaratıktan yeni bir zırh yapacağım.

 

Zırhlı rakun  kabuğu ve yılan derisi ile becerebildik işimizi. Sonuçlardan memnundum. Yaptığımız zırh hafif, esnek ve de epey dirençliydi.

 

Basitçe deri temelli bir zırh yapmıştık. Zırh açık kahve renginde olup uzun kollu üst ile pantolonun karışımı gibi olduğundan ek olarak pelerin yapma gereği duymadık. Kabuklar ise stratejik noktalara konduğundan savunma olanaklarımız daha da bir arttı. Bunu yaparken hareket edebilme özgürlüğümüzü hesaba kattığımızdan zırhı üzerimde denediğimde beklediğimden de az bir şekilde hareketlerimi kısıtladığını gördüm.

 

Daha önceden yetersiz malzeme yüzünden tamamlayamadığım Gobumi’nin zırhını bile en sonunda tamamlayabilmiştik.

 

Yedi renkli yarasa temel malzemesi olduğundan epey bir şatafatlı durduğunu da inkar edemeyecektim. Festivalden çıkmış bir kıyafet gibi duruyordu.

 

Bu arada bu akşamki yemeğimiz de diğer goblinlerin avladığı boynuzlu tavşanlardı.

 

Pek karın doyurmasa da hiç yoktan iyiydi. Tadı da iyi olduğundan onları bu seferlik affettim bakalım.

 

(DN: bu seriyi düzenlemeye yeni başladım farklı bir doğası var gibi duruyor hataları ve şöyle olursa güzel olur dediğiniz şeyleri yorumlarınızda belirtin… sizlere zahmet olacak ama 😀 )

Reklamlar

Re:monster – Gün: 14” üzerine 7 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s