SimbiyoZ – İlaç Avı – 6. Bölüm – Baihe Meyvesi


Hikayeyi Yazan Tolunay’a,Düzenleme Kontrol ve Edit’i yapan Rising Grey’a ve tabiki de orjinal yazıyı bana ulaştıran Haruna’ya Teşekkürler.Keyifli Okumalar…

Platformun etrafındaki binlerce öğrencinin hepsi eğitim hayatlarının başı, ortası veya sonundaki kişilerdi. Çadırın olduğu kısımdaki öğretmenler hariç kimse bu platformun üstündeki öğrencilerin seviyesine çıkmayı hayal edemiyordu.

(Güçlü bir rüzgar eser…)

Eren olduğu yerde beklerken tüm öğrencilerin 2 gruba ayrılmalarını izlemişti. Görevlinin söylediklerini hatırladığında bir önceki etabı tamamlayabilen kişilerin sayısının beklediğinden fazla olması şaşırtıcıydı.

Toplamda her 4 gruptan dört farklı iksir hazırlamış ve dört farklı kısımda sınavı bitirmişti. Erenin içinde olduğu gruptan geçebilen 6 kişiyle birlikte diğer gruptakilerin toplamı otuz yedi idi. Eren hariç 36 kişinin hepsi de 16 ya 20 olarak iki gruba ayrıldılar.

20 kişilik “öğretim görevlileri” ve 16 kişilik “kişisel öğrenciler“.

Eren yan tarafındaki grubun kendi aralarında konuştuğu şeyleri duyabiliyordu. Tüm rozetleri bir yere toplayıp rozetsiz şekilde karşı takıma saldırmaları fikrinin konuşulmasını dinledi. Kişisel öğrencilerden kendine güvenen biriydi. Pervasızca da olsa mantıklı bir fikri vardı. Ama kimse bu fikre yanaşmak istemiyor gibiydi. Tüm grup rozetlerini yanlarında taşımaktan yanaydı. Ve en güvenli şekilde bu etabı tamamlayıp 2 tane fazladan toplama hayaliyle final sınavının hayalini kurarak planlar yaptılar.

 İki grupta da bıçak, sopa yada değişik kristallerin olduğu kişiler vardı. Su elementinin yetenekli öğrencileri oldukları için bazıları ellerindeki kristallerden enerji çekerek savunma yada saldırı amaçlı enerji teknikleri kullanmayı planlıyordu. Ama bu teknikler zaman ve hazırlık gerektiriyordu. Sırf bu yüzden fiziksel şeylere karşı bazı kızlar bıçaklar ve sopalarla gruplarını korumayı planlamıştı.

 Sınav da silah veya tehlikeli enerji teknikleri kullanmak yasaklanmamış aksine desteklenmişti.

Eren elindeki rozete ve etrafındaki devam eden olaya baktı. Her şey mantıksız ve sıkıcı görünüyordu. Sadece birkaç öğrencinin birbirleriyle kavga etmesini izlemek için “sınav” adı altında bu etabı düzenlemeleri bunaltıcıydı. Kafasını çevirip okul yöneticisi olan kadına baktı. Kadının gözleri tüm alanda geziyordu. Bir anda gözleri Erene çevrildi. Erenle göz göze geldiğinde platformda tek başına duran bu kızın neden dik dik kendine baktığını anlayamadı. Ama gözlerinde şaşırma yada gözlerini kaçırma isteği yoktu.

Gözleri güçle dolu kadına birkaç saniye bakan Eren soğuk bakışlarını diğer öğrencilere çevirdi.

Sıkıldım.

Ağzından çıkan kelimenin tınısı daha dinmeden Eren yürümeye başladı. Kendilerine doğru yürüyen kişisel öğrenci grubu kızın kendilerine katılmak istediğini düşündüler. Sadece onlara yakın mesafede duran ama bu gruptan açıkça ayrı olan Niore geri çekilmişti.

Eren yürüyor gibi gözüküyorken bir anda yok oldu. (Toprak tekniği- Ani Sıçrama).Blurlu bir çizgi sanki Erenin demin olduğu yerden fırlamış ve anında ilerisinde durmuştu. Çok ani ve beklenmedik şekilde olup bitmişti.

Bir anda kendilerine yürüdüğünü düşünmüş kızların önünde belirdi. Bir kedi gibi en öndeki kızı ittirdi ve göğsünde duran rozeti aldı. Durmadan hemen yanda duran başka bir kızın daha göğsüne uzandı ve onunda rozetini aldı ve arkası dönük olan başka bir kızın sağ omzuna arkadan vurdu. Toplamda 7-8 saniyede 2 rozeti almış ve arkası dönük kıza vurmuştu.

Herkes şaşkınlıkla izlerken arkadan vurduğu kız dönerek dengesini kaybetti. Tam düşecekken Eren son kez eğilip kızın artık ulaşabildiği göğsündeki rozeti kaptı.

Bu olay yaklaşık 20 saniyede olup bitmişti.

Erenin iki rozet alması yeticekti fakat fark etmeden anın heyecanına kapılıp kendini tutamamıştı. Bir adım geri çekilip kendine bakan kızlara seslendi.

Beni umursamayın yoksa canınız yanar.

Kızların yavaşça yüzlerinde büyüyen sinirli ifadeyi umursamadan arkasını döndü. Birkaç kız kaçmasını engellemek için önünü kesmeye çalışıyordu. Ama Eren tekrar yürüyerek ilerlemişti. Önünü kesmeye çalışanlar şaşkınlıktan dillerini yutacaklardı. Eren hızlı bir sağ ayak hareketiyle tekrar blurlu bir şekilde kayboldu.Gözleri önünde kayarak hızlıca ilerlemiş bu tanınmayan kızı tutmayı geç, onu görememişlerdi bile. Çok hızlıydı!

(Toprak tekniği- Ani Sıçrama)

Eren geçen 4 senede eskiden kullandığı “Kısıtlı Sıçrama” tekniğini geliştirmişti. Artık ileri seviye tekniklerden olan daha gelişmiş bir sıçrama tekniği kullanıyordu. (Ani Sıçrama) Ancak 20. seviyenin üzerine toprak elementine ulaşmış biri bu tekniği anlayıp kullanabilirdi.

 Tabi normal şartlarda bu tekniğin bilgisini içerek kitaplar çok pahalıdır.

Eren geçen 4 senede özellikle ilgilendiği elementlerin normalde ulaşılmayacak bilgilerini tecrübe ederek geçirmişti. Bu bilgilerin yarısı Nihanın tecrübesinden diğer yarısı da Erenin sonu gelmez dehasıyla sürekli yeni bir şeyler bulmasındandı. Hatta Ani sıçrama tekniğini bile eski kullandığı Kısıtlı Sıçramayı geliştirerek yaratmıştı.

Eren Ani sıçraması ile eski yerine dönüp arkasına döndü. Tüm şaşkın izleyiciler ve platformdaki kızlar ona yoğunlaşmış kullandığı tekniği düşünüyordu. Kimse emin olmasa da hepsi bir şeyden emindi. “Bu teknik ya Hava ya da Toprak elementinden olmalıydı.”  Bu tarz ayak tekniklerine bu kadar düşük seviyelerde bile sahip olan sadece iki element vardı. Diğer elementlerde de olsa da diğerlerinde bu ayak teknikleri ya çok zor ya da aşırı zor bulunurdu. 

Demin rozetlerini çaldığı kızlar küfür edercesine bağırmaya başladılar. Ve gruplarındaki tüm kızlarda onları desteklerken bu kızlara destek çıkıyordu.” Aptal kız….. Hayatının hatasını yaptın…

Yan taraftaki diğer guruptan biri kendi kendine duruma yorum yaptı. Öğretim görevlilerinin en önünde duran güzel ve yaşı büyük bir kızdı ve gülüyordu “Bu aptal koca bir grubu üstüne çekti. Dikkatleri dağınıkken güzel bir fırsat bulmuş olsa da birazdan yakalanınca çok canı yanıcak.

Eren gözlerini çevirip soğuk bakışlarını bu seferde yaşı büyük kıza çevirdi. Bu kızın içinde olduğu grup içinde en güçlü ve önemli şahsı olduğunu tek bakışta anladı. Ama söylenen cümleyi de sindiremiyordu.

Yan tarafta kendisine koşmaya başlamış tüm kişisel öğrencilere bakıp kararını verdi. Çevik bir hareketle sağına döndü. Bu seferde diğer tarafa yürümeye başladı. İkinci adımında Kısıtlı sıçramayı kullanıp kendisine gülmüş kızın önünde belirmişti. Karşısındaki kız geldiğini anlamış ve gülümsemesi yarıda kesilirken rozetini eline almak için elini kaldırmıştı. Tam eli göğsüne giderken Eren önünde belirdi. Kızın eli göğsüne değdiğinde beklediği metalik rozeti hissedemedi. Rozet çoktan Erenin eline geçmişti.

Eren o gün ilk kez gülümseyip elindeki rozeti göstere göstere yaşı büyük kıza fısıldadı. “Bana aldırmasan iyi olur.

Eren tekrar arkasına dönüp bu sefer belirgin bir zıplama pozisyonuna geçti. Arkasındaki sayısız kişisel öğrenci grubu kendisini yakalamaya heveslenmişti ki bir çıta gibi sıçrayıp hem arkasındakilerin hemde önündekilerin yakalama alanından çıktı. (Toprak tekniği- Ani Sıçrama

Birkaç saniye havada kalsa da zıplayışı sonucu kendisine koşmuş kişisel öğrencilerin eski yerine gelmişti.

Ereni yakalamak için koşmuş kızlar şimdi düşmanları olan öğretim görevlileri ile yan yanaydı.

Fırsattan istifade etmeyi düşünen bir öğretim görevlisi başka birinin rozetini almak için zor kullanmaya başlamışken olaylar karıştı. Tüm iki grup birbirine girmeye başlayınca da ortalık kavga eden kız sesleriyle doldu.

Eren artık uzaktan yaptığı şeyleri izleyen Liore ye dönüp ona doğru yürümeye başladı. Zaten platformun bir köşesine toplanmış 37 yarışmacıdan 35 i kavga ediyordu. Eren herhangi bir telaş hissine sahip olmadan yürüdü. Sakin ve emin adımlarla kendisine şaşkınlıkla bakan kızın yanına gitti.

Kızın yanında sanki bir arkadaşının yanıymış gibi geldikten sonra kızın hemen yanında dönerek kavgayı izlemeye başladı. Ne ses çıkarmış ne de yanındaki kıza küçük bir bakış atmıştı.

Liore biraz şaşırsa da ses çıkarmadı. Kızın da herkes gibi fazladan rozete ihtiyacı vardı. Bir dakika kadar o an hissettiği tansiyona dayanıp artık dayanamadığına karar verince Erenin yanından uzaklaşmaya karar verdi. Ve tam uzaklaşacakken Eren seslendi.

Sana bir sorum var. Eğer yeterli bir cevap olduğuna inanırsam sana bendeki fazla olan iki rozeti vereceğim.

Liorenin yüzü değişti. Kafasının çevirip yandaki dövüşen kızların olduğu karmaşaya baktı. Konuşmadan önce birkaç saniye beklese de sonunda Erene dönüp dövüşen kişilere sırtını vermişti. “Sor.

Eren gülümseyerek, “Bu sınavın ilk etabında çadırda kimsenin dikkat etmediği bir şey oldu Eren cebine uzanıp oradan kırmızı bir meyve(tomurcuk kadar küçük bir parça) çıkardı.Sen! bu bitkinin meyvesini aldın. Ne işe yaradığını ve senin alma sebebini merak ediyorum.

Liore biraz şüpheci şekilde baktıktan sonra meyveye gözlerini dikerek konuştu, “Bu meyvenin bitkisine Baihe denir. Meyvesi ise eğer yeterince iyi bakılırsa sadece senede bir kez oluşur. Meyve ateş elementi kullanıcılarının iç enerjilerini geliştirir. Enerji kanallarını rahatlatır. Birazda sağlığa faydalıdır. Direk ağzına atıp yersen bir süre hasta falan olmazsın. Ama ateş elementi kullanıcısı olmadığın sürece teknik bir faydası olmaz.

Eren iç çekti. Diğer eliyle çıkardığı rozetleri göstere göstere geri cebine koyup kafasını çevirdi.

Liore biraz heyecanla ağzını açık sormak zorunda kalmıştı. “Cevap verirsem rozetleri vermeyecek miydin?”

Eren bu sefer deminkinden daha sert bir tonla konuştu. “Yalan söyledin.

Eren uzun zamandır bilerek olmasa da “Etki” tekniğinin bir yan etkisi olarak, biraz da kendi inanılmaz hisleri sayesinde etrafındaki şeyleri hissedebiliyordu. Özellikle yakınında duran kendi gibi insanların vücutlarında neler olup neler bittiğini anlıyordu. Demin de kendisine yalan söylediği için nabzı aşırı hızlanan kızın kalp atışlarını hissetmişti.

Eski hayatında filmlerden nabız hızlandığında yalanı anlayan süper kahraman tarzı insanları izlemişti. Ama ilk elden hiç tecrübe etmemişti. Bu yüzden birkaç saniye önceye kadar yalan söyleyen birinin kalbindeki değişimin nasıl olduğunu bilmiyordu. Ama demin gördüğüne göre de çok dikkat edilmediği sürece kalp atışlarını duymanın tek başına yetmediği kadar hassas bir olaydı. Hatta o kadar küçücük ve belli belirsiz bir şeydi ki Eren birkaç gün önceki gelişimini gerçekleştirmese asla hissedemezdi.

Ama şimdi bu kızın yalanını anlamıştı. “Son kez soruyorum. Neden bu bitkiye ihtiyacın vardı?!

Kız dönüp tekrar kavga eden kızlara baktı. Bir an enerji harcayarak oradan iki rozet elde edebileceğini düşünmüş gibi kıpırdandı. Ama hemen sonra demin Erene gülen Lider görünümlü kızı gördü. Sağ eliyle birini boğazından tutup fırlatışını görünce, Liore kalabalığa karışmak istemediğine karar verdi. Hatta öyle bir yüz ifadesi vardı ki Eren biraz şaşırmıştı. Çünkü anladığı kadarıyla bu kız okuldaki en güçlü ve korkulması gereken kız olmalıydı.

Liore dönüp Erene bu sefer daha ciddi bir ifadeyle baktı. Kaşları daha inik ve gözleri daha yumuşaktı. Sanki yalvarıyor ama yalvardığını belli etmek istemiyor gibiydi. “Eğer gerçeği söylersem bu bilgiyi kimseye söylememeye yemin etmen gerek. Ben izin vermediğim sürece kendi kendine bile sesli anlatamazsın. Tamam mı?

Eren bir iki saniye bekleyip cevap verdi. “Kabul.

Kız iyice fısıldayarak konuşmaya başladı.

Ben aslında sadece su elementine ırksal yeteneği olan biriyim. Doğduğumdan 9 yaşıma kadar ateşle ilgili hiç bir şeye yeteneğim yoktu..

Bunları duyunca Eren biraz şaşırdı. Zira bu kızın vücudunda ateş enerjisinin çok yoğun şekilde varlığını hissedebiliyordu.

Ben 9 yaşımdayken eğitim yapıyordum. Ormandayken nereden geldiğini hiç öğrenemediğim bir ok beni vurdu. Abim benden 2 yaş büyüktür. Yardım bulmaya evimize koştu. Ormandaydık. Ve o gün kan kaybından ölmek üzereydim. O anda…-

Tam hikayenin en heyecanlı olduğunu düşündüğü yerinde Erenin üzerine bir bıçak geliyordu. Eren de son anda kafasını geriye çekerek kurtuldu. Eğer tüm vücuduyla geri gitmeyi deneseydi zaman kaybeder, bıçak kafasına saplanır yada ağır yaralardı. Sadece üst gövdesini ve özellikle boynunu geri çekmesi büyük şanstı.

Bıçağı atanda Erenin demin omuzuna vurarak rozetini aldığı öğrenciydi. Kızın güzel yüzü nefret ve sinirle doluydu. Sol elinde küçük başka bir bıçak duruyordu. Sağ eli de garip bir şekilde dümdüz açıktı. Eren tek bakışta kızın tehlikeli bir su tekniği kullanmaya niyetli olduğunu gördü. Üstelik kızın gözlerindeki niyeti de hissetmişti. Artık bu kızla ilgilenmeden hikayenin devamını dinleyemeyeceğini anladı. Kafasını çevirip çok hızlı Liore ye fısıldadı.

Ben birazdan gelicem. Rozetlerinde bende durucak. Birazdan gelince hikayenin devamını da dinlemek istiyorum.

Eren sonunda merak duygusu yüzünden daha enerjik hissetmeye başlamıştı.

 

Reklamlar

SimbiyoZ – İlaç Avı – 6. Bölüm – Baihe Meyvesi” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s