SimbiyoZ – İlaç Avı – 5. Bölüm – Zalimce..


Hikayeyi Yazan Tolunay’a,Düzenleme Kontrol ve Edit’i yapan Rising Grey’a ve tabiki de orjinal yazıyı bana ulaştıran YuusHa’ya Teşekkürler.Keyifli Okumalar…

      

“Görüyor musun. O yürüyen kahverengi saçlı kız sıralamada 11. olan Liore.”

Sınava başlama zamanına sadece saniyeler kalmışken Eren yandaki 2 kızın konuşmalarına kulak misafiri oluyordu.

“Aslında Liore ismi garipmiş. Nasıl biri? ünlü falan mı?’’

İki kızdan biri diğerinden birkaç yaş daha büyüktü. Büyük olan küçüğe sahneye çıkan kızlardan Liore isimli birini anlatmaya başladı.

“Aslında ünlü değildi.Yaklaşık 1 sene önce ilk bu okula geldiği zamanlardı. Bir anda kendi icadı olan “ateş nefes” denen karışımıyla çok ünlü oldu. Söylenene göre bu iksir içildiğinde içene kısa süreli ateş kontrolünde çok ileri bir kontrol veriyormuş. Ve özellikle ateş elementine ırsi olarak yatkın olan bazı klanlar bu iksirle çok ilgilenmişler.

Liore nin yarattığı iksirin yan etkileri çok az olduğu için şu an tüm dünya bu kızın peşinde. Kendisi tam bir dehadır. İksirler konusunda çok bilgilidir. Üstelikte sıralamada 11. sırada olmasının sebebi tamamen saçmalık. Aslında güç olarak çoktan okuldaki en tehlikeli kişidir.”

“Sıralama hem güç hemde yetenek olarak en ön planda olanların listesi değil mi? Bu kız 14 yaşında. Ondan daha büyük yaşta bir sürü deneyimli öğrenci yok mu? Nasıl en tehlikeli olabilir ki?”

Yandaki yaşı 13 olan küçük kız şaşırarak sordu.

” Asıl elementinin ateş olduğunu duymuştum. Zaten kendi elementi ateş olduğu için bu okulda daha kötü olduğu su elementinde çalışmaya gelmiş. Ve şimdi yaptığı iksiri kendi içtiğinde tüm okulda onun karşısında hiç bir öğrenci duramaz. Bu iksiri kendi içtiğinde Liore aziz seviyeye çok yakın bir ileri ateş ustası oluyor. Sadece ileri seviye ateş ustası olsa da okuldaki hocalardan başka kimse onunla rekabet etmeyi hayal edemez. Ve en önemlisi kendisi tüm kişisel öğrencisi olmalarını isteyen öğretmenleri reddetti. Tüm bu sene kendi kendine 2. binaya bağlı olarak çalıştı. Ve bak şurdaki kız da…-“

Eren konuşmanın geri kalanında devam eden şeyleri dinlemedi. Özellikle okuldaki başka dehalar ve tehlikeli tiplerle ilgilide konuşuyor olsalar da..Eh…

Eren zaten bu tarz insanların varlığına kendini hazırlamıştı. Sadece planlarını bozabilecek kişilerle ilgileniyordu. Ve bu kızın planlarını etkileyebileceğini hissetmişti. Çift elemente yatkınlığı olan ve ikisinde de ortalama üstünde olan kişilerin sayısı çok azdır. Eren bu kızın böyle normal bir su element okulunda ne aradığını merak etti.

Ve kendini, su elementini ateşin yerine tercih etmiş böyle bir kızın geçmişini de istemeden düşünürken buldu.

Liore isimli kızın kahverengi saçları ensesinden aşağı doğru neredeyse beline kadar iniyordu. Dalgalı ama özenilmeden dağınık bırakılmış saçları umursanmadan arkadan sallanırken genç kız da kimseyi umursamadan ilerleyip platformun hemen yanında durdu. Gözlerinde bezginlikle hırs karışımı bir bakış vardı. Simsiyah gözleri ile bazen etrafa bakarken asil bir havayla hareket ediyordu. Sanki orada bulunan herkesten yüksekte olduğunu biliyor ve bunun zaten bilincinde kendini aşağı varlıkların seviyesine indirmeye çalıştığı için biraz utanıyordu.

Bu hareketler özellikle Erenin hoşuna gitmedi. Kendini beğenen ve diğerlerinden üstün tutan kişilerden nefret ediyordu. Liore denen kızı aklında kötü bir yerlere oturttu.

Yan taraftan yapılan anonsla yarışmanın ilk etabına girecek kişiler platforma çağrılmıştı. Etrafta sayısız okul görevlileri muhteşem güzelliklerini sergileyen bir gülümsemeyle “sınava” katılan kişilerin isimlerini sayıyordu.

Eren kendi ismini söyleyen kişiye bakmadı. Tepki vermek yerine birkaç saniye gözlerini kapayıp platforma kendinden önce çıkan herkesin vücutlarına kısa bir bakış attı.

Hepsi açıkça Aziz seviyesinin altında kişilerdi ve içlerinde dedikoduya kulan verirsek sadece Liore, Eren için bir tehditti.

Eren görevlisinin yanına gidip yerini aldı. En son sahneye çıktığı için tüm gözler ona birkaç saniye kitlenmişti

Önlerden sunucu görevini üstlenmiş bir kadın vardı. Sesi çok yüksek çıkacak şekilde konuşuyordu

“Buradaki tüm sınava katılanlar okulumuzun gururudur. Tüm izleyiciler yakından takip edip okulumuzun yeteneklerine göz gezdirin. Tüm katılımcılar, şans tanrısının gülümsemeleri size dönük olsun! Vee yarışmanın ilk etabı başlıyor..”

Tüm görevliler aynı anda ellerindeki küçük numaralar yazılı yaka kartlarını(rozetler) yanlarında bulunan yarışmacılara verdi.

Erenin numarası 43 dü.

Göğüslerine rozetleri takan kızlar sahnede kendi numaralarını anons eden görevlilerin yardımı ile belli bir sıraya göre ayrıldılar.

Şimdi tüm yarışmacılar 4 e ayrılmıştı.

“Bu sene tüm öğrenciler 4 farklı grupta yarışacaklar! Kendi grubundaki elemeleri önce bitirenler bekleyip kendileriyle aynı kademede yarışacak diğer grupların etaplarını izleyebilirler. Tüm sınavın 1.etabı başlıyor.”

Eren kendini yönlendiren kadınların yardımı ile 4 gruptan birine geçti. Grupların tam ortasında izleyicilere dönerek konuşan kadın aynı zamanda bu sınava girenleri de bilgilendiriyordu.

“Hepiniz bu safhada size verilen malzemeler ile iksirler yapmak zorundasınız. Bu grupta herkes ayrı ayrı bu karışımı hazırlamak zorunda ve ilk bitiren 23 kişi 2. tura yükselebilir. Siz sormadan söyleyeyim 23 kişinin geçmesi demek bu grupta bulunan kişilerin tam olarak yarısı elenicek demek olmuyor. Görevi yerine getiremeyenler anında elenecekler. Hazırlayacağınız iksirin adı “Doğunun manzarası”.

Eren aklında hemen bu iksirle ilgili bir şeyler oluştuğu için mutluydu. Okuduğu kitapta bu iksirle ilgili birkaç cümle okumuştu.

Buraya kadar hiçbir şeyin zor olmadığını görünce şaşırdı. Bu sınavın çok zorlayıcı olacağını düşünmüştü. Ama bu düşüncesi görevlinin son söylediği şeyle değişti.

“Ve bu turda önemli olan şey size sadece talimatların verilecek olması. Malzemeleri kendiniz şu gördüğünüz masanın üzerinden bulmanız ve kullanmanız gerekiyor. Masadan seçebileceğiniz şeylerin  sayısı ise sadece 14. Bir tane bile fazladan alamazsınız. 14. malzemeden sonra masaya ilerleme hakkınız otomatik olarak biter. Ve sakın küçük el çabukluğu numaraları ile bir şeyler çalmaya kalkmayın. Burada ucuz numaralar işe yaramaz!”

Eren kendine verilmiş kağıtta sadece 13 malzeme olduğunu gördü. Yani toplamda masadan her malzemeyi doğru şekilde seçmesi gerekiyordu. Ve 1 yanlış seçim hakkı vardı. Bu ..

..oldukça zalimce bir etaptı.

Eren elindeki kağıtta yazan malzemelere gelişigüzel bakınca yapılacak iksirin de öyle çok kolay bir şey olmadığını gördü. Okula 1 ay önce girerken yaptığı iksirin malzeme ve zorluk seviyesi bu sınavdakinin yarısı bile etmiyordu.

‘’Korkutucu derecede keskin bir bilgi dağarcığı ve tecrübesi olmayan kişiler bu sınavdan kesinlikle geçemezler.”

Eren kendi kendine fısıldarken de kendine bırakılmış bazı açık noktalar olup olmadığına baktı ama nafile.

Masadan kendinden başka iyi öğrenciler malzemeler seçerken bakabileceğini düşünse de masanın etrafı bir anda bir perdeyle örtüldü. Hile yapmak için gerekli yolların pek çoğu böylece engellenmiş oldu. Yaklaşık 15 metrekarelik masanın yanına gidenler dışarıdan artık gözükmeyecekti.

 Eren hızlıca bir yöntemden diğerine geçti. Aklında ezberlediği kitap sayesinde tüm iksir yapımı talimatları ve temel su elementi ile ilgili bilgiler vardı. Ama malzemeler ile ilgili hiç bir bilgisi yoktu. Yavaştan paniklerken etrafındaki kendiyle aynı durumda olanları eleyerek uzman görünüşlü kişiler aradı. Bir süre bakınıp enerjilerini kontrol ettikten sonra yaklaşık 6-7 kişinin kendilerine güvenerek baktıklarını gördü.

Bir tanesi Liore olan 7 kişilik bu kişiler tereddüt etmeden sıraya girdiler ve malzeme masasına girmek için hiç beklemeden acele ettiler.

Erende acele ile kuyrukları gibi sıraya girip bu kızları takip etti. Bu kızlardan ilki masanın olduğu yere girdiğinde Eren izlediği kızın vücudunun yaydığı ısı dalgalarını ve kendi eşsiz hislerini kullanarak bir denemede bulundu. Erenin gözlemleme yetenekleri muhteşemdi. Perdenin içindeki basit hareketlerle neyin nerede olabileceğini düşündü. Ve hareket eden karaltıyı takip edip durduğu anlardaki konumunu ezberledi. Hareket aralıklarını bekleme süresini ve gerekli ve gereksiz her detayı aklına kazıdı.

Yaptığı şeyi tahmin etmiş gibi yan taraftan sunucu konuşmasının arasında küçük bir güncelleme yaptı.

“Bu etapta hile olmaması için her giren kişinin ardından masa rastgele olarak çevrilecek ya da yeri biraz değiştirilecektir.”

Eren hafifçe yutkunup bir anda gerginlikten etrafındaki “Görüntü halesi” tekniğini yok ediyordu. Çok heyecanlandığı için dağılmasına ramak kalan tekniği konsantre olup bozulmadan düzeltti. Önünde ilerleyen kişilerden kalan 6 kişiye baktı. Görünüşe göre Erenle aynı şeyi planlamış kişilerden biri de kötü duruma düşmüştü. Ama kalan 5 kişide sıkıntı yoktu.

Eren hala şansı olduğunu biliyordu. Ama bu şanslar risk alması gerektiği anlamına geliyordu. En önemli birkaç kozunu henüz kullanmak istemediği için 2. kız masanın olduğu yere gittiğinde tekrar gözlemleyerek hareketlerini izledi. Masanın çevrilmesinden önce dışarı elinde kapalı bir torbayla çıkan 2 kızın da kendi simya masasına gidişini izledi. Ama herkes malzemeleri seçmeden iksir yapımı başlamıyordu.

Eren küçük kozlarından birini kullanmaya karar verip “Etki” tekniğini kullanmaya başladı. 3. Kız örtünün içine girdikten sonra gözlerini kapamadan sadece % 40 etkiye sahip olan etki ile masanın olduğu yere baktı. Masadan malzeme seçen kızın seçtiği şeyleri rahatlıkla hissedebiliyordu.

Mutlulukla 4. 5.kızı ve onların ardından da Liorenin malzemeleri almasını izledi. Ve 1 tane malzeme hariç hepsinin aynı şeyleri aldığını gördü.

Sadece Liore 14 malzemeden sonuncusunu herkesle aynı seçmemişti.

Eren sonunda sıra kendine geldiğinde perdenin giriş kısmına gitti. İçeri girip masaya yaklaşınca masada sayısız farklı renkte kutular ve saksılar üzerinde malzemeleri gördü. Hepsi de yüksek sınıf ve doğal şekillerde korunan şeylerdi. Çoğu bitkiler veya bitkilerden elde edilmiş yaprak,kök vb. parçalar olsa da bazı kristaller, sıvılar ve taşlarda vardı. Hepsi de çok pahalı malzemelerdi.

Eren 13 malzemeyi seçip torbasındaki bu şeylerin iksir için yetebileceğini anladı. 14. Malzeme olarak da Liore nin aldığı şeyin yanına gitti. Kırmızı renkte garip bir meyve vardı.

İsmi Baihe olan minicik bir çiçeğin yapraklarından biri koparılmıştı. Eren hafifçe eğilip çiçeğin tek koparılmış filizine baktıktan sonra kendi de bir yaprak koparıp torbaya koydu.

Daha sonra bu çiçeğin ne işe yaradığını sorup soruşturmayı aklının bir yerine kazıdı.

Çadırdan çıkıp kendi grubunun olduğu yere gitti. Diğer öğrencilerin de malzemelerini seçmesini beklerken Eren çok şaşırdı. Kendinden başka doğru malzemeleri seçen sadece 5 kişi vardı. Bunlardan dördü kendinden önce gözüne kestirdiği kişilerdi. Sonuncusu da yaşı büyük başka bir kızdı. Diğer kızların arasında çok daha güzel, dikkat çekici ve olgun duruyordu. Yaşı sadece büyük gösterdiği için değil gerçek anlamda büyük olduğu için büyük gözüküyordu.

Eren bile bu kıza bakarken hafifçe kızarıp bakışlarını kaçırıp ardından birkaç saniye toparlanmak için kendine kızmıştı. Kişisel zevkler için harcaması gereken zaman kesinlikle o anlar değildi.

Birkaç dakikalık hızlı ilerleyişten sonra iksir yapım sırası geldi. Tüm 192 kişi hızlıca aldıkları malzemeleri denemek için işe koyuldu. Eren de hemen işe koyulup sadece gramlık hesaplarla atılması gereken malzemeleri çok dikkatli olarak mükemmel şekilde parçalara ayırdı. Önce aura verici 3 farklı mantarın ezilmiş ve toz haline getirilmiş gövdesinden arka arkaya koyup sonrada yaprak türlerinden 6 farklı malzemeyi su elementinin basit bir tekniği ile bir araya getirdi ve suyun içinde bu birleşmeyi yaparken önceki mantarların yardım eden etkilerini de bu karışıma kattı. Ve en son olarakda 5 farklı özellik(nitelik) verici meyve türü “temel özelliklere” sahip bitkinin bazı iç kısımlarından yada kabuk kısımlarından ekleyip sıvıyı dakikalarca karıştırdı. Tüm iksir oluştuktan sonra ortaya çıkan şey masmavi bir dumandı.

Tüm sıvı çok kısa zamanda dumana dönüşmüş ve sıkışmaya başlarken havada dalgalanmıştı.

Eren ilk defa bu kadar garip bir şeye yakından bakıyordu. Kafasını eğip şaşkın şaşkın dumanın sıkışmasını izledi. Bir dakika kadar sonra duman tamamen yok oldu ve geride küçücük bir taş parçası kaldı.

Eren şaşkınlıktan dondu. Çünkü bu bir yüksek seviye enerji kristaliydi.

Bu kristalleri daha önce annesi Yuzunun kitabından okumuştu. Neye benzediklerini az buçuk biliyordu. Ama normal seviyedekilerin de parlamadığını biliyordu. Bu taşların yüksek kademeli silahları şarj etmek ve bazı özel aletleri çalıştırmak için gerekli olduğu bir çeşit batarya olduklarını uzun zamandır bilse de ilk defa görmüştü. Bu garip taşların eski dünyasındaki teknolojiye benzemeyen başka bir teknolojinin ürünü olduğunu da düşünse de “nasıl” sorusuna da bir cevabı hiç olmamıştı. Ama bir dakika önce bir tanesini kendi yaratınca bu soruya da cevap bulmuş oldu.

Taş aşırı olmasa da içten içten parlıyordu. Soluk yeşil bir ışık belli belirsiz gözüküyordu. Sanki bir elmasın içinde sıkışık kalmış az miktarda rengi gaz gibi bu kristalde elmasa benziyor ve içinde garip bir ışıkla, ışığın bir arada durduğu gazı taşıyordu.

Taş aşırı olmasa da içten içten parlıyordu. Soluk yeşil bir ışık belli belirsiz gözüküyordu. Sanki bir elmasın içinde sıkışık kalmış az miktarda rengi gaz gibi bu kristalde elmasa benziyor ve içinde garip bir ışıkla, ışığın bir arada durduğu gazı taşıyordu.

Eren’e ne bir şey söyledi ne de yaklaştı- aksine sunucunun yanında 10 saniye kadar durduktan sonra uzaktan gülümsemekten başka bir şey yapmadı.

Yanındaki sunucu bir anda sesi tüm sınav alanını kaplayacak şekilde konuşmaya başladı

“Tüm izleyiciler!  Geçmiş sınav tarihleri içinde daha önce yapılmamış bir şey görüldü. Tüm kayıtlı süreleri geride bırakarak 35 dakika gibi bir sürede 43 numaralı öğrencimiz bir ileri seviye kristal yapmayı başardı. Lütfen tebrik etmek için alkışlayın. Nere Han Kugyo şu andan itibaren sınavın ikinci aşamasına geçmeye hak kazandı.

Etraftaki alkış sesleriyle tüm gözler de Eren e döndü. Resmen deminkiyle aynı şaşkın pozisyonda avucu açık ve üzerinde kristali tutarak yerinde duruyordu. Bir ileri seviye kristal için gereken malzemeleri temin edecek kadar deli bir okulda olduğuna mı yoksa kendisinin başarmış olmasına mı daha çok şaşırdı diye sorarsak ikisi de birbirini yenemiyordu. Aslında şaşırdığı 3. şey 21. yüzyıldan gelen bilgisayar oyunları oynamış bir gencin bu duruma nasıl düştüğüydü. Ama bu şaşkınlık o saniyeler kendisine gerçek gelen bu yeni hayatında çok önem arz etmiyordu. Hafifçe omuzlarını silkip anıları boşverdi. Artık hayat nereye götürürse oraya gidecekti. Ve tabi eski hayatında sahip olmadığı şansları kovalayıp bol bol gezecekti.

Eren göğsünde başarı hissini tattığı o anda, kendini izleyen bir sürü insan arasında şanslı olduğuna minnettardı.

Erenin yanına gelen bir gözetmen avucundaki kristale yakından baktıktan sonra gülümsedi.

“1. Etap bitene kadar birkaç saat beklememiz gerekecek. Normal şartlarda 2 ila 4 saat arası süren bu kristal yapımı sınavın ilk aşaması ve bu süreç çok enerji harcattığı için sınavın ikinci aşamasına yarın devam ederiz. Lütfen şimdilik oturup diğer öğrencileri izleyin. Eğer canın istemezse erkenden de ayrılabilirsin.”

Kadının sesi çok saygılıydı. Ses tonundaki bir şeyler Erene karşı beslediği hayranlığı gösteriyordu. Eren istemeden rahatlayarak oturulması için yönlendirildiği yere baktı.

!

Okul Yöneticisi ile öğretmenlerin olduğu çadıra gidiyorlardı.

Eren acele ile yanındaki kadına neden oraya gittiklerini sordu. Ama kadın cevap vermedi. Tek yaptığı en önde olan yöneticiye saygıyla seslenmekti.

“Sayın Müdürüm. Nere Kugyo geçmiş sınavlarda elde edilmiş tüm rekorları kırarak okul tarihinin bilinen en hızlı enerji kristali yapımlarından birini gerçekleştirdi. Şimdi izninizle bu kadar zor ve ustalık gerektiren bir simyadan sonra bu öğrenciyi dinlenmesi için yurduna geri götüreyim. Bildiğiniz gibi bu tarz iksir yapımları çok enerji harcar. Süreyi hızlandırmak için yapılan her müdahale kat kat fazla enerji ister..- ‘’

Karşılarındaki muhteşem güzellikteki simsiyah gözlü kadın Eren e ve yanındaki konuşan kadına bakarken birden ağzını açtı.

2

Eren stresten neredeyse titriyor gibiydi. “2” nin anlamını bilmese de kadının ruhsuz bakışlarını sevmemişti. Yanındaki görevli şaşkınlıkla sorarken Eren de kaçmaya hazırdı.

“2 nin anlamı nedir efendim?”

“Arkana bak.”

Hem Eren hemde görevli arkalarına dönerken sunucunun sesi duyuldu.

“İzleyiciler bu gerçekten inanılmaz. 64 numaralı öğrencimiz Liore Dina ya bakın lütfen.

Yönetici tekrar kısa bir şeyler söyledi.

Rekor kıran iki kişi var.

Eren arkasını dönüp gözlerini kısarak oldukları yere gelen kızı inceledi. Bu kızdan aldığı hisler kesinlikle onun bir çeşit deha olduğunu söylüyordu.

Eren dehanın tam zıttı kötü bir yaşama sahip olmuş ve 17 sene geçirmişti. Bir dehayı gördüğü an tanımayı öğrenmişti. Tabi dehaları bile kafasında farklı kategorilere koymuştu ama emindi. Bu kız normal değildi. En önemlisi de..

Eren dehalardan nefret ederdi!

Liore ile birlikte yöneticiye tanıtılırken biraz ürkse de canavar gibi güçlü kadın Eren e hiç özel ilgi göstermeyince Erenin kılık değiştirdiğini anlamışta gözükmüyordu.

Eren sınavın 2. aşaması için yurda dönüp direk olarak odasına girdi. Nihanın verdiği kağıttaki her malzeme aklındaydı. Ve uyumadan önce bu okuldan çalması gereken şeylerin hepsini aklında tartıp en önemli olanlarına özellikle dikkat etti.

Gece yarısına kadar meditasyonla geçen zamanının bilmediği bir anında kapısının önüne gelen Anya’yı hissetse de hiç sohbet edebilecek havada değildi. Bu yüzden dışarı çıkmadan yatağına girdi.

Sınavın ikinci gününe gözünü açtı. Kafasındaki delice anı seli yüzünden birkaç saniye nerede olduğunu anlayamadı. Rüyasında gördüğü şeyler yüzünden karışan kafasını toparlayana kadar birkaç saniye eski hayatındaki bir anı tekrar yaşıyormuş gibiydi. Canını acıtan anıları silkeleyip kafasını önündeki olaylara verdikten sonra giyindi ve hazırlanıp dışarı çıktı.

Sınav alanına gitmesi gereken saat bir önceki günden 4 saat sonrasıydı. Akşam saat 6-6.5 gibi alana ulaştığında etraftaki pek çok insan ona dönüp bakıyordu. Bilmedikleri yeni gelmiş bir dehaya bakıyor gibiydiler. Eren ise deha olmadığını biliyordu. Sadece şanslıydı o kadar.

Sınav görevlileri kendiyle birlikte 30 kişinin adını andı. Eren birkaç saniye yavaş davranıp tekrar herkesin seviyelerini hissetmek için bekledi. Hepsi bir gün önceden gördüğü kişilerdi. Sıkıntılı derecede güçlü kimse yoktu. Bir istisna ile kimse yoktu aslında. Liore’yi gören Erenin yüzü sertleşti.

Farkında olmadan bir adım atıp sinirle hırladı. Bilerek yapacağı bir şey değildi. Sadece içgüdüydü. Ve etkili olmuş gibi etraftaki birkaç kişi korkuyla kenarlara kaçıldı. Bu garip kızın bir çeşit deli yada tehlikeli biri olduğunu düşünmüşlerdi.

  Artık Erenin önü tamamen açıktı. Yavaşça yürüyerek platforma çıkıp kendi adını söylemiş görevliye ilerledi. Ve tam yerini aldığında sonunda yarışmanın tek önemli kısmı başlamıştı.

Bir gün önceki konuşma yapan spiker kılıklı kadın tekrar konuşmaya başladı.

“Şimdi öğrencilerin “pratik” element kullanımlarını ölçeceğimiz kısımdayız. Bu kısımda tüm katılımcılar ikili gruplara dağılıp platformun üzerindeki tüm alanı ve üzerinde bıraktığımız malzemeleri kullanarak birbirleriyle savaşacaklar. Okulumuzdaki öğrencilerin neredeyse hepsi su elementi ustaları olduğu için bu etapta su elementi kullanıcıları için özel kristaller ve malzemeler tüm alana eşit olarak dağıtıldı. Ama pratik uygulamalardaki seviyelerinizi göstermekten çekinmeyin.

Hepinize birer tane yaka rozeti verildi. Bu rozetlerde numaralarınız yazıyor. Bu turda yapmanız gereken 2 şeyden biri bu rozetleri korumak. İkincisi de başkalarının rozetlerini elde edebilmek.

Etabı tamamlamak için yapılması gereken, size verilen madalyonların sayısını “3” e çıkarmak! “

Eren bu kısımda olacak şeyleri zaten duymuştu. İkili gruplardan büyük bir kısım öğretimde çalışan görevliler olarak ayrılıyor diğer kısımda kişisel öğrenciler olarak sayıları az da olsa bu gruba rakip oluyordu. Sonuçta ortada 2 büyük taraf oluşuyordu.

Kalanlar.. kalan kimse olmuyordu. Bu sınava senelerdir hiç bir genel öğrenci katılmadığı için Erene ne olacağı meçhuldü.

Bu etap tamamen fiziksel güç ve dayanıklılıkla ilgiliydi. Ve bu özellikleri kullanmadan yaşayan su ustaları için böyle bir sınavı hazırlamak okulun yapması gereken bir şey olarak gözükse de..

..bu etapta önceki kadar zalimceydi!

Eren tüm ikili olarak ayrılan öğrencilerin arasında hiç bir kısma yaklaşmadan bekledi.

Çoktan sıkılmış ve bu “sınav” denen şeye olan tahammülünün son safhasına gelmişti. Artık zaman harcamak istemiyordu. Bu sınava son noktayı tek başına koymak için şansı da olunca artık sakladığı kozlardan birini daha kullanması gerektiğini anladı.

Olay başlamadan önce bir görevli gelip Erene neden tek durduğunu sormak ister gibi baktı. Ama sonra Erenin etrafından yayılan şeyi hissedince hafifçe korkup yerinde durdu. Elinde bir dakika önce aldığı madalyonu tutan Eren o an normal gözüküyordu. Ama görevli, devasa miktarda enerjinin Erenden yayıldığını hissedince bu kızın tek te etaba katılabileceğini düşünerek yerine döndü.

Eren ise gözlerinde korkutucu bir bakışla başlama duyurusunu beklerken platformda kenara geçti…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s