SimbiyoZ – İlaç Avı – 4. Bölüm – Menfelle Sıralama Sınavları


Hikayeyi Yazan Tolunay’a,Düzenleme Kontrol ve Edit’i yapan Rising Grey’a ve tabiki de orjinal yazıyı bana ulaştıran YuusHa’ya Teşekkürler.Keyifli Okumalar…

Eren yerde gözlerini açtı!

Yaklaşık 8 saattir baygın yatıyordu. Ama bu sürenin 10 katı gibi gelmiş baygınlık Eren için daha zor ve uzun geçmişti. Sonunda enerji noktalarını evrimleştirdiğini anladı. Hatta vücudunda değişimin başladığı ilk anları hatırlayınca ürpererek neler olduğunu merak etti.

Gözlerini kapamak için tam harekete geçiyordu ki bir anda kapamasına gerek olmadığını fark etti. Gözlerini kapamadan etrafındaki tüm enerjiyi hissedebiliyordu.

Her çeşit enerjiler sanki tüm dünyayı kaplamış ve her yerde vızıldayan küçük tozlarmış gibi dolaşıyordu. Eren daha önce gözleri kapalı şekilde meditasyon yaptığı için bu enerjileri sadece hissetmiş ama gerçekte neye benzediklerini anlamamıştı. Bu enerjilerin ölü şeyler olduklarını sanmıştı. Ama bu elementler canlıydı. Hareketliydi. Aynı insanlar gibi bir amaçla, bir nefesle, bir arzuyla hareket ediyordu. Ve görünene göre çok yavaşça da olsa eğlenceli bir şekilde Erene doğru yaklaşıyorlardı. Bir çeşit titreme hareketiyle Erenin vücuduna çekiliyorlardı. Bunu gören Eren vüdununun bir mıknatısa benzediğini düşündü.

Eren istemediği halde kendi kendine yere dayadığı ellerinin yerden çokça toprak enerjisi çekmesi, vücudunun içinde kopan fırtınalı ateş enerjisi ve her yerden gelen ışıkla rüzgar enerjisi. Hepsi mutlu şekilde çığlıklar atıyor ve sanki Erene doğru koşuyordu.

Ama Erenin en çok merak ettiği şey vücudundaki neyin bu değişime sebep olduğuydu?!

Bu sefer bir amaçla gözlerini kapatıp vücudundaki enerji noktalarına odaklandı. Bir tanesi ensesinde, biri göğsünün ortasında ikisi de bacaklarında dizlerinin 10’ar santim üstündeydi.Enerji noktalarının içinde ensesindeki en iyi hissedebildiği yerdi. Bu yüzden ilk başta oraya odaklanıp kısa bir bakış attı.

Huuh(nefes verir)

İster istemez şaşkınlıktan nefesini verdi. Enerji noktaları büyümüştü. Eskiden renksiz ve şekilsiz noktalardı. Rengi ise biraz kahve tonuna dönmüştü. Çok açık sarımsı bir kahverengi tonuna ulaşmış noktaların boyutu ise artık karpuz çekirdeğinin yarısı kadar olmuştu.

Eren bu noktalara iyice odaklanınca 6 yaşında oluşmuş ufacık köklerin büyüdüğünü ve her renkten farklı renklerde ince iplikler olarak vücuduna bağlandığını gördü. Çekirdek kısmının etrafında duran bu kökler sanki bir fidanın veya yeni filizlenmiş bir fasulye tohumunun saldığı kökler gibi vücuduna batıyordu.

Enerji noktaları artık kökleri çıkmış bir çeşit çekirdeğe benziyorlardı.Ama kaba veya yabancı gözükmüyordu. Vücuduyla bir olmuş bir yapı gibi gözükünce Eren endişelenmedi.  

Hisleri bu enerji noktalarının çok özel ve zararsız olduklarını söylüyordu.

İster istemez heyecanlanıp ayağa kalkmak istedi.

Ama uyandığından beri kendini rahatsız eden bir şeyler vardı. Yerde yatmasına sebep olmuş kendini kıpırdamaktan alıkoyan bir ağırlık ve özellikle soğukluk!

Evet çok soğuk hissediyordu.

 Göğsündeki bilmediği bir soğuklukla boğazının içinden dışarı bir kez nefes verdi. Akciğerlerindeki soğukluk çıkmış oldu.

Göğsünde ani bir titremeyle içerden akciğerlerinin olduğu bir yerlerde sanki bir kapak açılmış gibi ses çıktı. Eren sesi ilk duyduğunda biraz korktu. Birkaç nefesten sonra daha derin nefes alıp verebildiğini fark etti. Ama değişiklik o an için küçük gözüküyordu.

 Ama bir şey garipti?!

Neden yerde yattığını ve neden orada uyuyakaldığını merak ederken her nefeste değişen bir şeyler fark etti. Her nefeste sanki.. sanki.. daha sıcaklaşıyordu!

Ve ondan itibaren Eren çok sıcaklamış hissetmeye başladı. Etrafındaki tüm dünyası sanki güneşin altında yanmış gibi geldi. Hava çok sıcak, üstüne giydiği şeylerde bunaltıcı olmaya başlamıştı.

Boynuyla alnının aşırı terlemesi yüzünden kötü bir şeylerin olabileceğini tekrar düşündü. Ağzını açıp garip bir kaç açma kapamayla sıkıntı olup olmadığına baktı. Gözlerini açıp kapadı. Hatta birkaç kez ne olur ne olmaz diyerek öksürdü. Sonunda kötü bir şey olmadığını anlayınca dikelip poposunun üstüne oturabildi.

Nefes alıp vererek biraz kıpırdamadan oturmaya karar verdi. Gerçi zaten istese de yerinden ayaklarının üstüne kalkamazdı. Kıpırdayamayacak kadar ağırlaşmış ve yorgun hissediyordu.

Vücudunda bir şeyler daha ağır gibi geldiği için nefes alıp vererek oturdu. Sağ elini zorla kaldırmaya çalıştı. Eli yavaşça kalkıp havada durdu. Eren eline baktı ve şaşırdı. Elinin rengi azıcık daha kırmızımsı olsa da damarları daha karanlık ve daha belirgin gözüküyordu. Hafif bir renk farklılığı olsa da çok belirgindi.

 Nefes alıp verirken eline bakıyordu. Bu yüzden ilk başlarda olan değişimi fark etmedi. Vücudunun içinde; ayak baş parmaklarından el parmakları ve bel sokumu dahil her uç noktasından bir soğukluk çekiliyordu. Sanki bu parçalar soğuk suyun içindeymişte Eren yavaşça ! ama çok yavaşça bu parçaları dışarı sıcak havaya çıkarıyordu.

Titremeye başlayıp soğukluğun geride bıraktığı sıcaklıkla pişmeye başladı. Her saniye dünya daha sıcaktı. Her saniye daha çok sarsılıyordu. Ama her saniye tüm vücudundaki soğukluk nefeslerle birlikte çıkıyor ve vücudunu terk ediyordu. Eren daha olayı kavrayamadan birkaç dakikada aynı akciğerlerindeki gibi tüm soğukluk dışarı çıkmıştı. Artık vücudundaki tüm parçaları çok hafifti. Hatta eskisinden bile daha hafif!

Ayağa kalkmak istedi. Ve daha düşündüğü an bacakları daha düşünce oluştuğu an hareket etti.  Anında ayaktaydı!

O kadar hızlı olmuştu ki Eren ilk başta ne olduğunu anlayamadı. Ama biraz düşününce de cevabı buldu.

“Hareketlerimdeki tepki sürem kısalmış.”

Eren vücut ısısının birkaç derece arttığını, kan akışında ufak bir değişim olduğunu, kalp atış sıklığında saliselikte olsa genel bir hızlanma olduğunu o an bilmiyordu. Henüz bu detayları fark edememişti.

Onun fark ettiği şey sadece tepki hızının artışıydı.

Yeteneklerinde ne gibi bir değişimin olduğunu merak etti.

Eskiden gözlerini kapamak zorunda olduğu en sevdiği ve en çok kullandığı tekniğe odaklandı. Bu sefer gözleri açıktı. Ve yüzünde de küçük bir gülücük vardı.

“Toprak Elementi Giriş Seviye Teknik “Etki” ”

Etrafındaki sadece toprak değil tüm element enerjisinin bir an titreyip ona doğru bakıyormuş gibi kıpırdadığını hissetti. Sanki bir çığlık atmıştı ve uzakta ona dikkat etmeyen enerji parçaları bile ona dönüp bakmıştı. Ve bu uzak kavramı da çok uzağı da kapsıyordu.

Etrafındaki sadece toprak değil tüm element enerjisinin bir an titreyip ona doğru bakıyormuş gibi kıpırdadığını hissetti. Sanki bir çığlık atmıştı ve uzakta ona dikkat etmeyen enerji parçaları bile ona dönüp bakmıştı. Ve bu uzak kavramı da çok uzağı da kapsıyordu.

Eren etrafındaki 30 metreyi rahatlıkla hissedebildikten sonra “etki” tekniğinin genişliğini iyice artırdı. Tekniği başlattığı ilk saniye anında 100 metrelik alana ulaştı.

 Bekledikçe 150 metreye çıktı. Ve sınırını bulmuş gibi hissediyordu ki bir anda eğer zaman harcarsa zorla bu alanı esnetebildiğini de keşfetti. Açıkça 150 metreden sonra 200 metreden biraz az (190-195mt) alanı hissedebiliyordu. Ama bu alanı oluşturmak birkaç saniye fazladan harcamasıyla oluyordu.

Eren mutlulukla bu alan içindeki her şeyi hissederken farklı türde enerjileri de artık hissedebildiğini gördü. Eskisinden daha net ve güçlü bir algıyla etrafındaki 200 metrelik alandaki dönen yaşam döngüsünü kokladı. Kapalı gözleriyle gördü. Ve hatta duydu.

Değişmişti!

Eren değişmişti.

Değişimin boyutunun bir sürü şeyi etkilemiş olduğunu görünce Eren vücudundada bir şeylerin farklı olduğunu düşünüyordu.

Gözlerini açıp aynanın karşısına ilerledi. Görüntüsünde bir gariplik olmamasını umuyordu.

Aynaya baktı.

Aaah! (irkilir)

!!…!!

“Menfelle Sıralama Sınavları”

Aslında bu etkinlik öğrenciler arasındaki rekabeti artırmak amacıyla senede bir yapılıyordu.

Puff.

Şaka gibi..

Uzun zamandır süregelen bu “sınav” denilen(?) turnuva, öğrenciler arasında kutuplaşmalar ve şiddetli rekabet oluşturmuştu. Çünkü bu sınav çok önemli bir şeyi etkiliyordu;

“Kişisel öğrenci olabilmeyi!”

Okuldaki eski öğrencilerden öğretim kısmında çalışanlar için bu çok önemliydi. Öğretim görevlisi olarak ortalama bir hayata razı olup dışarı çıkmayan bu düşük seviyeli hocaların sayısı hiç te az değildi. Ve bu bazen öğretmenlik bazen de küçük işler yapan öğretim görevlileri, kesinlikle daha yetenekli gerçek öğretmenlerle çalışarak ilerleyen yaşlarına rağmen daha da gelişmeyi garanti altına almak istiyordu.

 Zaten “kişisel öğrenci” olmayı öğretim görevlilerinin aksine mezun olmadan başaracak kadar yetenekli “kişisel öğrenciler”  de bu turnuvaya katılıyordu. Çoğunlukla öğretim görevlilerinin kendileri için risk oluşturmaması için çalışırken, konumlarını kaybetmemek için de acımasızca davranıyorlardı.

Bu yüzden kişisel öğrenciler ile öğretim görevlileri arasındaki rekabet, bu sınavı çok ilgi çekici yapmıştı. Tabi bu durum okuldaki tüm öğrencilerin sınava girdiğini göstermiyor. Sınıflarında olağanüstü başarılar göstermeyen “Genel Öğrenciler” gözetmenleri onları tavsiye etmezse bu sınava giremiyorlar. Ama Eren çoktan sınıfındaki görevliyle konuşup sınava girmek istediğini söylemiş, olumlu da cevap almıştı. Sınava girebilirdi.

Öğretmeni diğer öğrencilerden hiçbirine bu şansı verme düşünmüyordu. Ne de olsa bu sınav hem öğretim görevlilerinin hem de kişisel öğrencilerinin en yeteneklilerinin girdiği bir sınavdı. Tehlikeli ve herkesin katılamayacağı kadar da özeldi. Sadece en elitler bu sınavda finallere kalıyordu.

Sınav pek çok etaptan oluştuğundan ve finalde çok büyük ödüllere sahip olduğundan yeteneği olmayanlar için tehlikeliydi. Üstelik sınavın sonucunda okulun en yetenekli kişilerinin sıralaması yapılıyordu. Sıralama sadece etkinliğin küçük bir eğlencesi gibi gözükse de hiçte masum değildi. Bu sıralamada en üstte olanların hepsi kişisel öğretmenler tarafından kapılıyordu. Bu da sıralamada ilk 30’a girmenin çok önemli olması demekti. Çünkü okuldaki en gözde ve güçlü hocalar hep ilk 30’a girenlere özel hocalık yapıyordu. Ve bu ilk 30 a girmiş kişiler sınırsız kaynak harcanarak okul tarafından çok özel şartlarda yetiştiriliyordu.

Sınav Sabahı..

Senenin en önemli haftası olduğu için tüm dersler iptal edildi. Okulun 3 dersliğine ve tüm yurtların önüne asılan başvuru formları toplandı. Toplamda sınava girecek 192 öğrenci vardı.

Menfelle Okulunda toplamda 3 farklı ders binası vardır. Yeni öğrencilerin hepsinin ve özel bir yetenek gösteremeyen her öğrencinin dahil olduğu bina 1. derslik binasıdır. (Erenle Anyanın derse gittikleri bina burasıydı)

Daha özel yetenekler gösteren ve çoğu öğretim görevlisi olabilme potansiyeli olan kişinin derslere girdiği bina ise 2. derslik binasıdır. Bu bina 1. derslik binasının aksine sadece 4 katlıdır. Özellikle öğrenci sayısı da yarı yarıya düşüktür. Bu binadaki çalışma alanları ve tesisler çok daha iyidir. Özellikle çalışırken yurda dönmek istemeyen kişiler için küçük bir yatakhanesi bile bulunur.

Ve son olarak 3. derslik!

Sadece okulun elit öğretmenlerinin seçtiği “kişisel öğrenciler” in ve okulun kadrosunda hizmet eden “öğretim görevlilerinin” girebildiği özel bina. Bu bina daha çok ev e benzer. Bir çeşit villaya benzetilmiştir ve tüm Menfelle Okulunun ana binasına çok yakın bir yerdedir.

Bu bina sadece 2 kattan oluşsa da yüz ölçümü ve iç hacmi konusunda diğer ikisini geride bırakır. Özellikle bu binada bulunan kütüphanede sayısız özel kitabın ve malzeme depolarında seviyeleri ileri seviyede bile olan neredeyse her çeşit ilaç malzemesinin olduğu da bilinen bir kıskançlık sebebidir.

Erenin bu okula gelmesinin en büyük sebebi de bu binaydı. Midir ve öğretmenlerin odalarının bu binada olmaması ve güvenliğin nispeten düşük olması Eren le Nihan ı umutlandırmıştı.

Tabi sadece bu kadar basit olsa geldiği ilk gün yeteneklerini gösterip direk binaya kapağı atardı. Ama olay bu kadar basit değildi. Bu binaya girmek için en kısa yol normal zamanlarda kişisel öğrenci olmak olsa da her an başında duran bir kişisel hocanın Erenin bir şeyler çalıp okuldan kaçmasına engel olacağı da meçhul. Bu yüzden Eren iyi şansıyla bir ayda girebildiği bu sınav da çok fazla dikkat çekmeden yükselip sadece öğretim görevlisi olana kadar başarılı olmak istiyordu. Üstelik çalabilirse daha özel malzemeler de almak istiyordu. Nihan’ın ilaç malzemeleri haricinde görürse almasını istediği pek çok şey vardı. Hepsini uzun bir listeye yazmış sonra da Eren’e ezberletmişti.

Eren sınavda ortalamanın azıcık üzerinde bir başarıya ulaştığı an pes etmeyi düşünüyordu.

Sonra da çekilip gösterinin devamını yandan izleyecekti.

Eren sınav gününün sabahı yurttan çok erken saatte çıktı. Saat 5 te uyandıktan sonra direk olarak üzerinde “Görüntü Halesini” geçirip sınav alanı olarak kullanılacak büyük alana ilerledi. Henüz saatin çok erken olması ve sınavın öğleden sonra 3 civarı başlayacak olması yüzünden kimse dışarıda değildi. Arada sırada orta yaşlı görevliler acele ile bir yerlere gidiyor olsalar da Eren e dikkat etmediler.

Arada sırada etrafa bakmak için yavaşlasa da yarım saatte sınav alanı olarak kullanılacak yere ulaştı.

Toprağın daha alçak olduğu oyuk bir çukurun dibinde platform kurulmuştu. Çukurun çapı 300 metreye yakındı. Öyle ki Eren bir ucunda durup Etki’yi kullandığında diğer uç noktayı hissedemiyordu. Ama kaba bir ölçümle de 300 metre olduğunu tahmin etti.

Çukurun eğimli kenar kısımları tamamen özel bir kaplama örtüyle kaplanmıştı. Sadece birkaç yerde yürümek, aşağı inmek için bazı yerler merdivenleştirilmişti. Açıkça izleyici olarak bekleyecek herkes bu kenar bölgelerde yere oturacaktı. Ve tüm yuvarlak platformda sanki bir yunan kolezyum gibi izleyiciler tarafından sarılacaktı. Tek farkı platformun veya çukurun kare şeklinde değil yuvarlak olmasıydı.

Ortadaki platform mermere benzeyen ama daha kapalı renk bir materyalden yapılmış ve direk olarak oraya konmuştu. Yer yüksekliğinden bir metre yukarısına çıkıp yarışacak öğrenciler için bu kadar büyük bir taşın nasıl bulunup buraya konduğunu Eren anlayamadı. Devasa tek parçalık bir taştı!

Eren taşın materyalinin tam olarak ne olduğuna dikkat etmedi. Sadece en önlere gidip platformun hemen yanına oturdu.  Rahat bir pozisyon aldı. Ve gözlerini kapattı.

Saatler geçti…

Zaman yavaşça geçerken sınav alanı yavaş yavaş heyecanlı birkaç öğrenci, sınava dahil olmayıp çalışan öğretim görevlileri ve yaşlı birkaç kişiyle doldu. Bu yaşlılar sorun çıkmaması için gelmiş farklı yüksek seviyelerde öğretmenlerdi.

Eren Lloyd seviyesinde kişilerin Görüntü Halesini hissedip kendisini hissedebileceğini biliyordu. Bu yüzden bu okulda Lloyd seviyesinde biri olmaması için dua etti. En azından Lloyd seviyesinde biri enerjisiyle Erenin olduğu yerleri tarayıp onun varlığına odaklanmasa da sıkıntı olmazdı. Ama Eren öyle yüksek seviyeli kişilerin ne yapıp ne yapmayacağından emin olamıyordu.

Nihan sıkıntı olmaz demiş olsa da Eh!

Nihana güven mi olur !(?)!

Eren gözleri kapalı meditasyon yapmasa da etraftan çektiği enerjinin vücudundaki her parçasına doluşunu hissederek zaman geçirdi. Açıkça bu enerjiler meditasyon yaptığındaki gibi enerji noktalarına dolmuyordu. Bu farklı bir şeydi. Kaslarına, dokularına hatta hücrelerine doluşan enerjiler bir anda emiliyor ve yok oluyordu. Çok yavaş olan bu olay Eren için büyük bir bilmeceydi. Mıknatısımsı vücudu enerjiyi çekiyor ama …ne yapıyordu?

Eren son 2 gündür bunu çözememişti.

Sonunda merak etmeyi bırakıp her zaman açık tuttuğu “Etki” tekniğiyle gelenleri hissederek eğlenmeye başladı.

Saatler geçti…

Artık çok fazla öğrenci her yerde belirmeye başlamıştı. Sadece Erenin etrafında bile şimdiden yüzlerce öğrenci oturmuş konuşuyordu. Her yerde tahminler yürüten kızlar arkadaş guruplarıyla muhabbetler ediyor, öğretmenlere selamlar veriyordu.

Sadece platformun yakınında, özel misafirler için kurulmuş olan çadır da bir sessizlik vardı. Bu çadır Erenin oturduğu tarafın tam ters tarafında kurulmuştu. Üstten güneş gelmesin diye hoş bir bez çatı yapılan çadırın önü havadar ayrıca da boştu. Rahat koltuklar konmuş olsa da özel hazırlanmış dev çadıra kimse erkenden gelmeye zahmet etmemişti.

Eren sabahtan beri 8 saattir oturduğu yerde her şeyi hissederek oturmaya daha da devam etti.

Çünkü orada oturması Nihan’ın yapmasını söylediği şeylerden biri değildi. Kendisi bunun gerekli ve daha güvenli olduğunu düşünmüştü.

Herkesin en küçük hareketlerini izleyerek, hissederek ve öğrenerek sınava hazırlanmak!

Eren gözlerini açmadan etrafındaki sayıları gittikçe artan öğrencileri hissetmeye devam etti.

Saatler geçti..

Artık sınavın başlama zamanına dakikalar kalmıştı. Karşıdaki çadırın altındaki v.i.p. platformda 50 ye yaşlı kişi vardı. Bazıları üniformalarla bazıları kişisel cüppeleriyle gelmişti.

En önde biri vardı. Bir kadın! Ve açıkça en önler oturan kadının güzelliği ve gözlerindeki güçle önemli biri olduğu görülüyordu.

Giydiği dekolteli kıyafeti bile 30’larının sonlarında olan güzel yüzüyle alakasız bembeyaz kusursuz bacaklarını ve yaşına göre olağanüstü göğüslerini ortaya çıkarıyordu. Açıkça ben buradayım ve ben mükemmelim demeye çalışan görüntüsünden ve gücünden memnun biri gibi gözüken vahşi bir izlenim sergiliyordu. Bu kadın Eren o an bilmese de Okulun Yöneticisiydi.

Eren gözlerini açıp bu hissettiği canavarımsı kadına bakakaldı.

Etraftakiler nasıl ondan korkmadan yürüyebiliyordu?

Nasıl böyle bir kadın varken nefes bile alabiliyorlardı?

Eren ağzı açık bu kadının çok korkunç yeteneklere sahip olduğunu fark ederek dondu kaldı. Ne yapacağını bilemedi. Bu kadının önünde anormal bir şey yaparsa ? biterdi ! Böyle biri yakındayken kaçmayı düşünmek bile çocukça olurdu.

Ama yapmaması gereken bir şey yaparak Nihanın sözlerini hatırlayıp bu sözlere güvendi. Yaşlı adamın gülen sesi bile kulaklarındaydı.

“Bir şey olmaz. Çok endişe etme.”

Ama açıkça Nihan’ın düşündüğü şeylerin aksine bir şeyler olacaktı.

*”Rank sisteminde değişimler “İlaç avı” arc ının bitmesiyle olacaktır. Bu arc ın sonunda 1. kitap biticek. Heyecanlı ve hepinizi şaşırtıcak bir final hazırladım. Hatta o kısmı oluştururken biraz kendimi aştığımı bile düşünüyorum 🙂

O yüzden neden bu “Lloyddur”, “Hükümdardır” değişmedi demeyin. Yakın zamanda yorumlarınızdan anladığım şekilde hepsi istediğiniz şekilde değişicekler 😀

Bu bölüm ara fazla açılmasın diye veriliyor 😀 Bildiğiniz gibi bilgisayarım yoktu. 2 gündür elim klavyeye değmedi. (telefondan yazmaya çalıştım Allah belamı veriyordu. O kadar imkansız bir işmiş 🙂 ellerim çarpılıyordu az kaldı ) .Neyse iyi eğlenceler “*

Bu bölümde normalde baya aksiyon olucaktı ama elim pas tuttuğundan bu bölümü böyle anlatımla geçiştirdim 🙂 kusura bakmayın..

Reklamlar

SimbiyoZ – İlaç Avı – 4. Bölüm – Menfelle Sıralama Sınavları” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s