Re:monster – Gün: 8


Çeviri için Bunji Kugashira, düzenleme için Rising Grey, kontrol, edit için Rising Grey arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar..

Önceki Bölüm                                                  Sonraki bölüm

Geçen günlerde ne kadar basit kaçsa da gerekli donanımlarımızı tamamiyle toplamıştık. Gobukichi, Gobumi ve benden oluşan üçlümüz bugün de avlanmaya gittik böylece.

Elimdeki boynuzlardan en büyük ikisini silah olarak yanıma alırken geri kalan boynuzları sarmaşıkla bedenime bağlayarak boşluklarla dolu bir zırh yaptım kendime. Boynuzlar şaşırtıcı derecede ağır olmasına rağmen saplama saldırılarına karşın çok az bir etkiye sahipken körleme saldırılar için biçilmiş kaftandı. Bu,ciddi bir şekilde yaralanmamama yeterdi sanırım.

Gobukichi ise tahta bir zırh giyip eline bir sopa almıştı. Sopa o kadar kalındı ki onu tutmak için iki elini de kullanmak zorundaydı ve bu yüzden sopanın sapını da boynuzlarla inceltmişti. O fiziksel güç olarak en önümüzde olanken zeka konusunda da aramızda en geride kalan olduğundan dolayı bu tarz onun için en karlısıydı.

Biraz boynuzlu tavşan postu ve de sarmaşık ile Gobumi’ye bir sapan yaptım. Cephane olarak taş kullanabilir ve artçımız olarak kuşların olduğu yeri hatta ötesini bile vurabilirdi. Şu an bir zırhı olmamasına rağmen ileride bu durumu değiştirebileceğimi umuyorum. Bu arada şu yırtık giysiler de hala ana kıyafetimiz. Yeni giysiler istiyorum. Ama zamanla o da düzelecektir.

Öncü olarak Gobukicki, ortada ben, arka destekte Gobumi olarak düzenlediğim diziliş öyle mükemmeldi ki bunun şerefine boynuzlu tavşandan farklı türden yaratıklar çıktı karşımıza. İlki 60 cm uzunluğunda, 6 cm genişliğinde olan siyah pullara sahip benekli 3 tane yılandı. Onları birlikte avladıktan sonra onlara geçici olarak onlara ”Gece Engereği” adını verdim. İkinci olarak yarasa olarak görünen ama sanırsam başka bir şey olan ve kanatlarını renk değiştirerek çırpmaktan başka bir direniş gösteremeyen yaratıklara rastladık. Onlardan 1 tane yakalayıp adlarını geçici olarak ”Yedi Renkli Yarasa” koydum. Üçüncü olarak da bir armadillo ve rakunun karışımı gibi duran sırtı kabuklu yaratıklardan bulduk. Onlardan 2 tane avladık ve onlara geçici olarak ”Zırhlı Rakun” adını koydum. Ve de rutin olarak 2 tane boynuzlu tavşan yakaladık. Müthiş bir av olmuştu bu.

Gobukichi ve Gobumi ağızları sulanmış halde o şirin gözleriyle bana bakıyorlardı. Onları anlıyordum. Diğer goblinler avlarını yakaladıkları gibi yerken benim onların önce silah olarak kullanılabilecek yerlerini ayırmam daha fazla zaman alıyordu.

Ve de bütün malzemeleri tek seferde elden geçirmek için avın ortasında yemeye koyulmuyorduk. Bundan dolayı anlayabiliyordum onların nasıl acıktığını. Ama bunu takmayıp işe devam ettim. Ama onlar başını umutsuzca eğdikleri zaman yapacak bir şey olmadığını anlamıştım.

Boynuzlu tavşanın boynuzunu söktükten sonra kalanları Gobumi ve Gobukichi’ye verdim. Postunu da yüzmek istesem de o ikisinin görünüşü artık acınacak bir hale gelmişti. Ama Gobumi ve Gobukichi nedense onlara et verdikten sonra kafalarının karışıklığından dolayı olsa gerek boş boş bakınmaktaydılar.

Onlara yememelerini söylememe rağmen yiyeceği uzatan el yine benimkiydi. Açıklama yapması gereken kişi yine ben olduğumdan ” Bu iş biraz daha süreceğinden şunları yiyin şimdilik.” dedim. Kafaları karışık bir şekilde biraz daha bakındıktan sonra ikisi de yemeğe gömüldü. Ağızlarının etrafı kan lekesi olmuştu iyice.

Biraz bakındıktan sonra ilk olarak zırhlı rakunun kabuğunu sökmekle başladım işime. Boynuzlu tavşan boynuzuyla kabuğu kıramadığımdan onu da zırhımın bir parçası olarak almakta sakınca görmedim. Dünkü yaptığım bıçağımsılar ise elverişliymiş. Keskin ucu aman aman bir şey olmasa da boynuza kıyasla kesişi bayağı üstündü.

Görünüşe göre zırhlı rakunların kabukları derisine kaynaşmış bir düzendeydi. Deriyle beraber kabukları almak daha kolay bir hale geliyordu bunla beraber. Biraz uğraştan sonra tüm deriyi kabuklarla beraber çıkardım. Ve de gizemli ilanımız yine geldi çattı.

[Goburou kabuklu yaratığın kabuklu derisini elde etti!!]

Her zamanki gibi yine bunun ne olduğunu kısa bir süre düşünüp yine kestirip atma eylemimi tekrarladım. Devam etmeden önce biraz yemek yemeye karar verdim. Zırhlı rakunun kalp, beyin ve sağ bacağını kendime ayırıp geri kalanını bizimkilere verdim. Zırhlı rakunun tadı müthişti. Ayrı yerlerinin tadını karıştırıp yemek de harika bir histi. Bir de kabuğunun tadına bakalım.

Yetenek öğrenildi: [Kabuk Savunması]

Hafifçe bir çiğnemeyle yeteneği öğrenmiştim. Önceki yediğim yerlerden dolayı da öğrenmiş olabilirdim bunu. [Kabuk Savunması] organik kalkan kullanımında savunma gücünü arttırıp saldırıyı engelleme, ölümcül saldırılardan kaçma şansını arttıran bir yetenekti. Güzel bir yetenekti bu, kesinlikle değdi buna. Artık nasıl yapabileceğimi öğrendiğimden diğer zırhlı rakunun derisini daha çabuk bir şekilde yüzdüm.

Önceki işimde nasıl kolay yapılabileceğini bildiğin sürece yaratıkları parçalarına ayırmak bayağı kolaydı. Bu sefer sadece etin yarısını yiyerek kalanları bizimkilere attım ve [Kabuk Savunması] yeteneğimin seviyesini yükseltmek için biraz daha kabuk yedim. Seviye sadece daha düzgün anlaşılması için benim adlandırdığım bir tabirdi.

Daha sonra 7 renkli yarasaya geldi sıra. 7 renkli kanadını tamamen çıkarıp vampir dişlerini söktüm. Sonra da etini kesip bölüştürdüm. Eti zırhlı rakuna kıyasla daha yumuşaktı ve evet, çok lezzetliydi. Gerçi goblin olarak doğduğumdan beri yediğim her şeyin tadı güzeldi.

Belki de bu damak tadım ırsidir kim bilir? Gerçi o kadar da umurumda değildi. Yarasa yememle yeni bir yetenek kazanamadığıma üzülsem de fiziksel gücümün arttığını hissettim.

DDA yeteneğim olan [Absorbe Etme] bana sadece [Kabuk Savunması] gibi yetenekler vermiyordu. Aynı zamanda saldırı, savunma güçleri ile zindelik gibi özelliklerimi geliştirip bedenimi bir ileri seviyeye taşıdığından da minnettarım ona. Bazen düşünürüm DDA yeteneğim ruhumdan baz alınarak mı oluştu diye. Bu düşünceyi sanki bir bilim adamının [Özel bir virüs tarafından etkilenilme sonucu uyumlu insanlarda çeşitli yetenekler çıkmasına olanak sağlanıyor] adlı bir makalesi sayesinde mi ne elde etmiştim.

Bir süre düşündükten sonra bunların bir öneminin olmadığına karar verip bugünün ana yemeğini parçalamaya geçtim: 3 gece engereğine.

Önce obsidyen bıçağımla ilk yılanın kafasını kestim ancak yılanın derisi aşırı sert olduğundan bıçağımın ucu köreldi. Tekrar kesmeyi denediğimde de deriyi yırtmayı becerebildim. Yılanların derilerinden bir şeyler yapabileceğimi düşünerek hepsinin derisini yüzdüm. Kafaları kesilmiş ve derileri yüzülmüş şekilde her bir gobline bir yılan düşmekteydi.

Yılanları yedik. Epey bir lezzetliydi. Üstüne biraz şarap döküp kızartsaydık tam bir Kabayaki* olurdu o derece. Düşüncesi bile salyalarımı akıtmaya yetti. Boynuzlu tavşan ve zırhlı rakun sert ve gevrek haliyle lezizdi ve de aşırı yumuşak etli olan 7 renkli yarasa da başka bir şekilde güzeldi. Ama gece engereği açık ara farkla tat konusunda öndeydi. Bu tat öyle bir şeydi ki bütün takım çalışmayı bırakıp kendi payının tadını çıkarmaya koyuldu.

(*=Japonlara özgü şişte pişirilmiş bir yılan balığı yemeği)

Yetenek öğrenildi: [Isı Görüşü]

Yenetek öğrenildi: [Zehir]

Yetenek öğrenildi: [Zehir Bağışıklığı]

Yetenek öğrenildi: [Varlık Sezişi]

Yetenek öğrenildi: [Kem Göz]

Onu yedikten sonra 5 yetenek birden öğrendim. Görünüşe göre gece engereği bana göre daha üst kulvarlardaydı. [Absorbe Etme]’m sayesinde kendimden daha güçlü bir şey yediğim zaman ondan aldığım yetenek sayısı artıyordu. Ama ilk kez aynı anda 5 yetenek birden edinebilmiştim. Goblinlerin zayıf bir varlık olduğundan kaynaklanmaktaydı bu sanırım.

Bugünün ganimetlerinden bayağı memnun kalmıştım. Geriye kalan zehirli dişleri bir şekilde kullanırdım elbet daha sonra. Eğer bizimkiler o şeylerden bir sıyrık bile alsaydı [Zehir Bağışıklığı] yetenekleri olmadıkları için ölebilirlerdi bile.

Bunun yanında kazandığım [Zehir] yeteniğiyle de güncel olarak kullandığım boynuza zehir uygulayabilirdim. Nesne ile direkt temas içinde olmadığım sürece yetenek sürdürülemiyordu ama yine de zehirli dişlere göre daha güvenceliydi bu yol. Ne olur ne olmaz diye 3 yılanın da zehirli başını yedim.

[Zehir Bağışıklığı] ve [Absorbe Etme] yeteneklerimin doğru bir şekilde çalışması sayesinde zehir sadece hafif bir acı tadı vererek yemeği daha leziz bir hale getiriyordu. Derken yanımdaki 2 goblinin bana karşı olan haset bakışlarını gördüm.

Hey, bunu yemiş olsaydınız ölürdünüz. Bilmem anlatabiliyor muyum?

Önceki Bölüm                                                  Sonraki bölüm

Reklamlar

Re:monster – Gün: 8” üzerine 14 yorum

  1. Reis çok güzel bölümdü. Ellerine sağlık. Goburuo her bulduğunu ağzına atacak heralde 🙂 Bana Hajime’yi hatırlatıyor. Açta lms oku boş adam seni gidi…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s