SimbiyoZ – İlaç Avı – 2. Bölüm – Kız Gibi Davranmak


İsteyen wattpad üzerinden de okuyabilir. buradan okumak istiyorsanız en azından girip okunma sayısını arttırabilirsiniz ona da yardımcı olur hem. İşte link – Link yazısına tıklamanız kafi 😀 

Sabağın ilk ışıkları daha yeni oluşurken Eren gözlerini açtı. Her zamanki gibi saat 5 de uyanmıştı. Yataktan hemen kalkmayıp geniş iki kişilik yatakta rahatça uzanarak düşüncelere daldı.

 

Önce köyde yaptığı eğitimin sonundaki halini düşündü. Sonra Annesinden izin alarak köyden ayrılışını. Birkaç tane kasaba gezerek Nihanla malzeme almak için Takas Merkezlerine gitmelerini. Ve Nihanın gülerek parasının sadece 30a yakın malzemeden İkisine yettiğini söylemesini.

 

Eren ilk başta Asilzade seviyesindeki birinin parasının olmamasına inanmasa da sonra Nihanın sözleriyle ikna olmuştu.

 

“Sence param olsa dağın başındaki küçük bir gwandi köyünde yaşar mıydım ?”

 

Nihanın gülüşünü aklından çıkaramıyordu.

 

Tabi alabilecekleri İki malzeme aslında en ucuz ve yaygın olanlardı. Nihan da onları hemen almayıp o anki parasıyla bir tane temel element kitabı almıştı. Eren e farklı bir planı olduğundan bahsederek gözlerindeki delice bakışlarla bir plan anlattı.

 

Eren Nihan la tanıştığından beri bazen çok akıllı bazende çok pervasız adamın biraz hasta olduğunu düşünüyordu. Ne de olsa bu yaşlı usta, katledilmiş bir ailede hayatta kalan tek kişi olmuştu. Soyadı Gordon olan akrabaları ve sevdiklerinin ölmüştü. 120 yıl kadar önce Nihan ın gücünün zirvesinde olduğu bir zamanda şehrinin olduğu bölgede, insanlarla bir grup küçük yaratık klanı arasında çatışma çıkmıştı. Arada kalan şehrin insanları çatışma başladıktan sonra anında ölmüştü. Ve Nihan ne kadar intikam yeminleri de etse de, ne insanlardan ne de yaratıklardan intikam alamamıştı.

 

Eren bazen bu tarz üzücü bir olayın Nihanın kafasında bazı devreleri yakmış olabileceğini düşünerek adama acıyordu. Nihan a hiç evlenip evlenmediğini sorduğunda adamın kahkaha atıp yok olarak kaçtığına bile şahit olmuştu.

 

Gene de bu gün acıma duyguları geçici olarak kaybolmuştu. Eren bir element okuluna kaydolması gerektiğini söyleyen Nihan ı dinlediği zamanı düşünerek sinirlendi.

 

“Bu delinin mantıklı bir plan yapacağını düşünmekle hata ettim. “

 

Yataktan kalkıp aynanın karşısına geçti. 1.65 civarı boyuyla çoktan 10 yaş standartlarını geçmiş olduğundan kendini görenlerin muhtemel 14-15 yaşında sanmalarını normal karşılıyordu. Ama suratında oldukça belli bir çocuksuluk vardı. Elmacık kemikleri yada yan yüz hatları pek çıkmamıştı. Burnu hala çocuksu şekilde ufacıktı ve eski hayatındakiyle karşılaştırınca muazzam yüzünde bir küçüklük oluşturuyordu.

 

Ama Eren aynaya baktığında içinde ayrıca garip de bir hüzün oluşmuştu. Bu vücuduyla gurur duyuyor ve kendine dikkatle bakıyordu. Ama bir anda aklı geçmişe gitti.

 

Eren anıların içinde kaybolurken aynadaki surat değişti. Vücut değişti. Nefes alışı ve bakışları hatta göz renkleri değişti. Sadece Erenin görebildiği çirkin kısa bir çocuğun görüntüsü vardı artık. Eren gözleri hafifçe yaşlanırken aynaya bir adım yaklaşıp ağzını zorlukla açabildi. “Özür dilerim. Seni terk ettiğim için, değiştiğim için. Ama başka şansım yoktu!”

 

Eren eski hayatında, hep eski vücuduna onu sevdiğini hissettirmek için uğraşmıştı. İyi bir ruha sahip masum bir kalbi olunca da haksızlık olanın diğer insanların bakışları olduğunu söylemiş ve her gün vücuduna “seni seviyorum” demişti. Çünkü içten içe biliyordu ki o vücut ve ruhu aynıydı. Yaralı, çirkin ve garip.

 

Ama şimdi hem eski hemde yeni halini gördüğü aynaya bakınca gözlerindeki yaşları tutmak dahada zorlaştı. Göz yaşları tam akıcakken gözlerini silip aynaya arkasını döndü. “Ağlamıyorum!” Bu yeni vücuduna çoktan alışmış ve bu vücudu da sevmeyi öğrenmişti. Artık geri dönüş olmadığını kabul ederek kafasındaki geçmişi beyninin derinliklerine gömdü.

 

Hemen üstünü değiştirip aşağıya inmeye karar verdi. Ev arkadaşı olan kızın ufak ve zararsız olduğunu bilse de küçük bir hasar kontrolü yapıp kızın tehlike arz etmediğinden emin olmak istedi.

 

Dün gece çıkardığı giysilerden başka, kızların giydiği herhangi bir giysisi yoktu. Nihan’dan biraz para almış olsa da şimdilik aynı şeyleri giymeye karar verdi. Renkli uzun bir giysiyi (dizlere kadar inen uzun bir günlük kıyafet) çıkarıp yatağın üzerine koydu. Sağ işaret parmağıyla göğsüne dokunarak Nihan ın öğrettiği sözleri fısıldadı. Vücudundaki enerjiyi yönlendirip aklındaki kız görüntüsünü ortaya çıkararak tekniği başlattı.

 

“Karanlıkta kalmışlar gibi görüntümü unuttum. Şimdi yenisini isteyerek yalvarıyorum. Bana yenisini ver!”

 

Element tekniklerinin sözlerinin eski kullandığı dilde olması o kadar işine gelmişti ki Nihan bile kıskanç şekilde bakmıştı.

 

İlk birkaç saniye sadece göğsündeki birkaç yerden dumanlar çıktı. Ama birkaç saniye daha geçince vücudunun her tarafı farklı şekillerde değişmeye başladı. Bacakları uzadı. Bilekleri inceldi. Beli daha da daralıp üst gövdesi de biraz daha uzadı. Boyu toplamda 1.70 i geçmişti.

 

Tabi bu değişimler sadece üstüne oturan enerjinin şekillenmesiyle oluyordu. Erenin orjinal vücudunda en ufak bir değişim bile olmuyordu. Bir nevi enerjiden oluşma kıza benzeyen bir giysi giyiyor gibi düşünülebilir.

 

Demin göğsüne koyduğu işaret parmağını çekerken gözlerini kısarak üst göğsünde oluşan nefes kesen kısımlara bakmamaya çalıştı. Ve bittiğini değişimi anlamak için vücuduna azıcık göz gezdirince bittiğini anladı. Toplam bir dakika içinde birkaç saat dayanacak kadar iyi bir görüntü tekniği oluşturmuştu.

 

Bu teknik Mental elementini ve hava elementini beraber kullanabilenler için oluşturulmuş gizli bir teknikti. Nihan bu tekniğin çok eski ve artık pek fazla insanın bilmediği bir şey olduğunu söylemişti. Eren de çok hızlı öğrenmişti ve herhangi bir yan etkisi falan da gözükmüyordu.

 

Hava-Mental Element birleşik tekniği. Acemi Seviye “Görüntü Halesi”

 

Bu tekniğin çok ileri seviyelerinde Eren aslında şimdi yapmaya çalıştıkları iksirin etkisini göstericek daha gelişmiş kalıcı tekniklerin olduğunu öğrense de bunların en aşağı Lloyd seviyesinde var olduklarını duyunca hemen iksir fikrine dönmüştü.

 

Lloyd olana kadar 30-40 sene her gün ancak bu Görüntü Halesini kullanarak evden çıktığını düşünemiyordu. Sadece yüzünü değiştirebilse de iyi olurdu ama bu teknik tüm vücudu saran bir şeydi. Bu çok büyük bir yük olucağından Eren bu iksire muhtaç olduğunu kalbinde hissetmeye başlamıştı.

 

Kız iç çamaşırı gibi şeyler bu teknikle oluşmadığından, dönüştükten sonra birde iç çamaşırları giymek zorunda kalıyordu. Kendi alttaki orjinal vücudunda iç çamaşırı hatta bez pantolon bile olmasına rağmen bu teknikten sonra oluşan vücut direk çırılçıplak oluşuyordu. Ve bu da tekniğin başka bir yüküydü.

 

Eren, yatağın üzerindeki iç çamaşırlarını üstüne hızlıca geçirip düzgün mü diye aynaya baktı.

 

!!?!!

 

Sadece iç çamaşırları giyen bu kadar nefes kesici bir kız kendine bakınca Eren bir an aptala dönmüştü. Ama bu kızın artık kendi olduğunu kabul ederek yataktan uzun kıyafetini de alıp giydi. Makyaj yapmayı veya süslenmeyi bilmediği için sadece yanında çantasında getirdiği ruju azıcık sürüp daha önce gördüğü gibi dudaklarına yaydı. Bu rujun Nihan a 9 altına patladığını biliyordu. Bu sebeple fazla harcamamaya özen gösterdi.

 

Artık aynadan eski hayatında M.B olarak bilinen bir model ona bakıyordu. Eren işini şansa bırakmamak için eski hayatındaki bildiği mankenlerden birinin görüntüsüne dönüşmeye karar vermişti. (Erenin o anki aynadaki görüntüsü en yukarıdaki resim oluyor 🙂 )

 

Hem güvenlik hem de hayranlıktan diyebiliriz.

 

Odadan çıktı ve merdivenlere yöneldi. Aşağıda masada dışarıdan aldığı yemekleri getirip yemeye başlamış minyon bir kız duruyordu. Eren direk tanışmak için seslendi, “Günaydın. Sen Anya olmalısın. Bende E..ee Nere.”

 

Kız yediği şeylerden bir an boğuluyor gibi gözüktü ama kocaman açılan gözleriyle Eren e bakarak hemen vevap verdi “Evet ben Anya. 13 Yaşındayım ve su elementinde çalışmak ve yükselip bir İleri Element Ustası olmak için geldim. Ben tam olarak Su Kasabası Gwen den geliyorum. Tatsunanın köprü kurulamayan 3 noktasından birindeyiz. Sen nereden geldin?”

 

Kız çok fazla şey söyleyip hemde çok heyecan yaptığını fark edince kızararak özür diler gibi baktı.

 

Eren istemeden gülümsedi ve masaya oturup cevap verdi “Ben Tatsunanın çok yukarılarındaki Waad Ormanından geliyorum. Eski bir Gwandi köyünden geldim.”

 

Hızlıca tanışıp birkaç dakika da kaynaşan ikisi hemen arkadaş oldular. Anya özellikle o kadar yukarılarda yerleşim yerleri olduğunu duymadığından meraklıydı. Üstüne birde “gwandi” lafını duyduğu an tonla soru sormaya başladı. Özellikle masallarda bolca yer alan periler kadar güzel sarı saçlı gwandileri çok duymuştu. Eren de bolca doğru kısma sahip azıcık değiştirilmiş cevaplar verdi.

 

Bu hali kendini köye ilk geldiği zamanlardaki Nihan a benzetmesine yol açtı. “Azıcık ona benzedim. Dikkat etmezsem bende deli bir gezgin olup çıkıcam.”

 

Eren bir tane hariç başka yalan söylemeden kızla yakınlaştığı için mutluydu. Tek değiştirdiği büyük gerçekte “Eski” bir gwandi köyünden gelmiş olmasıydı. Gwandilerin nadir türlerden olmaları ve insanların onları saflıkları yüzünden rahat bırakmamaları yüzünden Munmer’de Nihan da köyün yerinin gizli kalmasını istiyordu. Eren de bu gerçeği korumak için eskiden Gwandilerin yaşadığı ama şimdi insanların yerleştiği bir köyde yaşadığını söyledi.

 

Anya nın aldığı yiyecekler yeterli olunca beraber kahvaltı yapıp kapının önüne oturarak açık manzaralı araziye baktılar. Etrafta çok sık olmayan farklı binalar olsa da ağaçlıklar, çimenlik yollar ve doğal alanlar bozulmamıştı.

 

Cennet eğer varsa muhtemelen buraya benziyordur.” Eren bu sözü söyleyebilecek kadar etkilenmişti.

 

Saat 7 gibi bir görevli gelip ikisine de gülümsedi. Kızların isimlerini, kişisel bilgilerini ve ortalama sunak değerlerini isteyip bunları bir kağıda yazdı.

 

“Okulumuzun sunağı her gün 24 saat açıktır. Sunak ustasının yanına gidip onun kayıtlarına adınızı yazdıktan sonra sunağı kullanabilirsiniz. Bu okulumuzun ücretsiz bir olanağıdır.

 

Eren yeteneklerini biraz düşürerek ve kişisel bilgilerinde çokça yalan söyleyerek geçiştirmiş olduğundan uzun süre Sunağa gitmeyi düşünmüyordu. Ne de olsa sunak ustaları her kontrol eden kişinin bilgilerini detaylıca defterlerine geçirip okulun arşivine aktarıyordu. Bu da Erenin işine gelmezdi. Hemde isim konusu vardı. Sunakta etrafta usta veya başka izleyenler varken giderse direk olarak kimliği ortaya çıkabilirdi.

 

Bu yüzden okulun farklı imkanlarını anlatan görevliye sadece kafa sallayıp çoğu şeyi geçiştirdi.

 

Eren sunağın ücretsiz olmasından hiç etkilenmemiş olsa da yanındaki küçük Anya nın çok etkilendiğini de fark etti. Muhtemelen Erenin büyüdüğü köyde sunağın başı boş ve gizli bir yerde olmasıyla ilgiliydi. Ne zaman canı istese gidip sunağa girebiliyordu. Ama büyük şehirlerde hatta başka küçük kasaba ve köylerde bile bu durum farklıydı. Özellikle de pahalıydı.

 

En aşağı kasaba sunaklarını kullanmak 100 altından başlıyor ve artıyordu. Her birkaç senede bir, bazı sunaklar “ücretsiz kontrol günü” düzenlese de bu sadece canları istediğinde yapılan bir şeydi. Yani çoğu fakir ama yetenekli kişinin yeteneklerini fark edemeden büyüyüp sonrada işe güce karışarak kendilerini çarçur ettiğini Eren yeni öğrenmiş oldu.

 

Yanındaki Anya bile kasabasında eczanede çokça çalışarak para biriktirip Sunağa gitmek istemişti. Ama sonunda şansına bedava kontrole denk gelmişti. Yoksa kendi biriktirdiği paralarla daha 20 yaşına kadar çalışsa parası gene yetmezdi. 100 altın birkaç ailenin bir sene mütevazi bir hayat yaşamasına yetecek kadar büyük bir paraydı. Hatta yeterince mütevazi olursa 2 seneye kadar çıkardı.

 

Eren kadının kağıtları kişisel bilgilerle doldurup onlara birer tane başka kağıt vermesini bekledi.

 

Görevli bundan sonra hızlıca uzaklaştı. Ve iki kızı verandada yalnız bıraktı.

 

Kağıtta gidip seçebilecekleri başlangıç dersleri ve okulda hangi kısımda olmaları gerektiğiyle ilgili yaklaşan bir sınavın tarihi yazıyordu.

 

Yazana göre Genel öğrenciler ve Kişisel öğrenciler olmak üzere bu okulda herkes ikiye ayrılıyordu. Tabi birde öğretim üyesi olabilenler de vardı. Ve bunlarda öğrenci sayılsalar da sadece genel öğrencilerden daha iyiydiler. Ama kişisel öğrencilerle ancak kafa kafaya olabiliyorlardı.

 

Bu öğretim görevlileri okulda asil öğretmenlerden destek ve eğitim alabiliyordu. Tabi bu asil öğretmenlerin kendi öğrencilerini seçtiğini düşünürsek sadece bazı görevlilerin öğretmeni vardı. Bu asil öğretmenler hem görevlilerden hemde genel öğrencilerden öğrenci alabildiği için aslında okul daha çok Kişisel öğrencilerle- Öğretim görevlileri arasındaki bir güç dengesinde yürütülüyordu.

 

Genel öğrenciler en alt tabakada resmi derslere giren sade ve zayıf kişilerdi.

 

Eren kafasında okulun statü sistemini kurunca herşeyin yavaşça oturduğunu düşünerek planını tarttı. Önce çok hızlı şekilde okuldaki statüsünü yükseltip sonrada Nihanın planına göre bir öğretim görevlisi olmalıydı. Ondan sonrada istediği türden kaynaklara ve malzemelere zaten ulaşması kolaylaşıyordu.

 

İlk derslerin 1 gün sonra başladığını gördükten sonra sınav zamanlarına baktı. Yaklaşık bir ay sonra vardı.

 

O gün sabahtan bir kaç saat Anya ile etrafı gezip dışarıda yemek yediler. Anya direk sunağa gitmek istediğinden Eren de yurt odasına döndü. Odasına girip kapısını kapattı ve parmağını göğsüne koyarak “çözül” dedi. Tekniği yok ettikten sonra da yere oturup meditasyona başlamak için pozisyon aldı.

 

Gözlerini kapattı. Ve etrafındaki enerjileri hissedene kadar bir dakika kadar zorlandı. Normalde toprak enerjisiyle çalıştığı zamanlar hiç zorlanmadığı bu olayı aynı anda birden fazla elementte deneyince işi zorlaşıyordu.

 

Ama 4 sene boyunca her gün Nihan ona bu tarz çılgınca ve aşırı zor bir eğitim metodunu önermişti. Eren artık tüm elementleri etrafından vücuduna doğru çekiyordu. Ve hala vücudundaki 4 noktada topluyor ve depoluyordu. Şimdide en çok sevdiği toprağı hissetmeye başlayarak bu meditasyona başladı.

 

Yerde bir ağacın köklerinden gelen ışıklar gibi çektiği toprak enerjisi, özellikle vücudunun her parçasını sardığı için en kolay çekilebilen hava, ve etrafta zaten bolca olan su ile vücudunda nefes alıp verdikçe yüksek miktarda üretebildiği ateş. Ateşin mantığını çözmek diğerlerinin hepsini çözmekten zor gelmişti. Nihanın bir ara bağıra bağıra gerçekten çıldırdığı anlar bile olmuştu.

 

Mental elementi üretilebilen yada etraftan çekilebilen bir şey değildi. Ve onla ilgili çalışması bambaşkaydı. Kalanlardan ışık ve karanlık elementlerini de sonunda çekebilmeye başlayınca Eren nefeslerini monotonlaştırdı ve derin bir bilinçsizliğe girdi.

 

Derin meditasyon haline geçtikten yaklaşık bir dakika sonra önce ellerinden sonra kol ve omuzlarından ve sonra resmen tüm vücudunun her parçasından mavimsi bir enerji çıkmaya ve hareketlenmeye başladı.

 

Yavaşça daha da güçlü bir hale gelip daha da hızlanırken titreşimler ve cızıltılar duyuluyordu. Birkaç dakika sonra Erenin tüm vücudunun devamlı bir elektrik akımı sarmıştı. Ve stabil tek bir güç hattında durmak yerinde gittikçe şiddeti ve hareketliliği artan şekildeydi. Her saniye olmasa da hen dakikada gözle görülür şekilde güçleniyordu.

 

Sürekli renk değiştiriyor küçük enerji boşalmalarıyla havaya minik patlamalar bırakıyor ve sürekli cızıltısı artıyordu. Resmen Erenin vücudu bir elektrik santrali görevi görerek sürekli elektriği daha da güçlü hale getiriyordu.

 

Eren, Nihanla çalışmaya başladıktan hemen sonra ikiside bu durumu fark edip bununla ilgili bir şey yapamadıklarını anlamışlardı. Ne bu durumu durdurabiliyor ne de isteyerek kullanabiliyorlardı. Eren isteyerek bilinçli şekilde elektrik için enerji çalışması yapmayı denediği zamanlar sadece ellerinin içinde azıcık mavi bir enerji çıkıyordu. Ama istemeden meditasyon yaptığında ise tüm vücudu elektriği yaratmakla kalmıyor birde onu geliştirmek için anlaşılmaz bir eğitim yapıyordu.

 

Eren bilincinin derinliklerinde saatlerce kalıp sadece nefes alarak etrafından enerjiyi çekti.

 

Tüm enerjiyi yavaşça ensesine, göğsüne ve bacaklarına ve oralardaki noktalara yönlendirdi. Sürekli çektiği bu enerjiler sanki o noktalarda dolmaya yakın bir pil varmışta onu şarj ediyormuş gibi depolanıyordu. Birkaç saat sonra gözlerini açıp meditasyonu kestiğinde bu depoladığı yerlere pekte fazla enerji depolayamamıştı. Nede olsa bir elementi çekmenin hızıyla 6 tanesinin hızı apayrıydı. 6 yaşında toprak enerjisini çektiği andaki hızının yaklaşık 10 da biri kadar azalmış bir hızda enerji çekiyordu. Ve bu bile aslında muhteşem bir başarıydı. Bu hıza ulaşana kadar 4 yıllık eğitiminde 3 senesini harcamıştı. Bu çalışma metodu yerine tek tek elementlere çalışmak istediğinde ise Nihan kızmıştı.

 

Nedense Nihan bu şekilde çalışmasında hep ısrar etmiş ve başka türlüsüne izin vermemişti.

 

Eren kalkıp biraz yiyecek bulmak için dışarı çıktı. Daha gelmemiş Anyayıda düşünerek iki kişilik mantarlı bir tavuk yemeğini alıp eve getirdi. Kendine düşen kısmını yedikten sonrada tekrar odasına çıkıp bu sefer tüm gece uyumadan enerji çalışması yapmaya hazırlanarak yere oturdu.

 

Bir veya iki gece uyumadan meditasyonu kesmezse vücudundaki 4 enerji noktasının aynı çocukluğundaki gibi evrim geçireceğini hissediyordu. Bu 4 noktada tamamen dolmanın sınırındaydı.

 

Heyecanla gözlerini kapayıp 6 elementi de hissederek meditasyona başladı…

 

Reklamlar

SimbiyoZ – İlaç Avı – 2. Bölüm – Kız Gibi Davranmak” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s