SimbiyoZ – Çocukluk – 9.Bölüm – Asilzade


İsteyen wattpad üzerinden de okuyabilir. buradan okumak istiyorsanız en azından girip okunma sayısını arttırabilirsiniz ona da yardımcı olur hem. İşte link – Link yazısına tıklamanız kafi 😀 

Eren Sunağa giderken bir an önce geri dönüp kuşa tekrar bakmak istiyordu. Hızlıca sunağa gidip içeri doluşmuş insanlardan en dışta duran Helen’e bağırdı. Tehlikenin olmadığını söyleyip annesinin iyi olduğuna bakmak için uzaktan kısa bir bakışla geri dönmeye başladı.

 

“Kısıtlı sıçrama ve Toprak yürüyüşü” Tüm ulaşabildiği hızla bile hemen döndüğü köyde ne kuş canavarı ne de yabancı misafirleri göremedi. Hayal kırıklığına uğrayarak demin kuşun indiği yere gidip gökyüzüne baktı.

 

Biraz aradıktan sonra çok uzakta küçücük bir noktacık görür gibi oldu. Ama hemen kaybolan şeyin detayları görünmüyordu.

 

“O kuş akrabalarının aksine çok küçük ama daha hızlı. Muhtemelen üzerinde bir oynama yapılmış.” Yandan Nihan seslenip Erenin yanına yaklaştı. Yüzünde aptallıktan eser yoktu. Kızıla çalan turuncu renkteki saçları hem beyaz kısımlara sahipken hemde o yaşa göre çokta renkliydi. Saçlarını ensesinde bağlamıştı. Eren bağlanış şeklinin “yüzüklerin efendisi” filmindeki cücelerin sakallarını bağladığı gibi olduğunu görünce kaşlarını çattı. Bazen hala rüyada olabileceğini düşünerek kaygılanıyordu.

 

“Peki bu kuşu nasıl evcilleştirmişler? Normal de klanlarda falan olmayanlarda evcilleştirebilir mi yada ne bileyim sadece parayla mı satılıyorlar?”

 

Böyle bir kuşa sahip olmayı çok isteyen Eren ağzını açıp heyecanla konuşmuştu. Ama 3 soruyu art arda sorduktan sonra konuştuğu kişinin Nihan olduğunu fark edince iç çekerek evine doğru yürüdü. Bu adamdan hayır gelmeyeceğini düşünüyordu. “Sonuçta o bir yalancı.”

 

Kapının önünde oturup annesini beklemeyi planlamıştı. Ama bir anda Nihan a çarptı.

 

Daha demin arkasında durup soru sorduğu Nihan a çarpınca bir an kafası karışan Eren, kafasını kaldırıp adamın yüzüne baktı. “Nasıl önüme çıkabildin.”

 

Nihan konuşmadan Erenin yüzüne kollarına gözlerine ve tüm vücuduna baktı. Yavaşça hiç acele etmeden bakarken sonunda bakışları sağ bileğindeki toprak bilekliğine kaydı.

 

Yüzünde eğlenir gibi bir ifadeyle gözlerini bileklikten ayırmadan konuştu, “Bu bilekliklerden uzun zamandır görmemiştim. Eskinin aksine, şu aralar Sunak Ustaları hariç kimse bunlardan elde edemezler. Onlarda sadece bazen çok yüksek bir parayla satıyorlar . Gereksiz hergeleler …”

 

Nihan cümlesinin sonunda bahsi geçen insanlarla ilgili bir kaç lanet savurup Erenin gözlerinin içine bakarak uyardı.

 

“Bu gözlerindeki hafif hayvanilik seni ele verebilir. Bu konuda ne planlıyorsun?”

 

Eren meraklanmıştı çünkü bu yaşlı adamın dediği şeyi hiç düşünmemişti “Ne yapabilirim ki?”

 

“Sanırım bir şeyleri yanlış anlamışsın ya da aslında henüz hiç bir şey bilmiyorsun. Zeki ve yetenekli olsan da o gözlerini büyük şehirlerdeki daha uzman kişiler gördüğünde başına bela olacaklar. Ayrıca seni kaçırıp satmak, vücudunu ve kanını parça parça pazarlamak isteyecek daha kötü kişiler de var. Büyük bir şehre girdiğinde bu halde bir gün bile dayanamazsın. Eminim hayatının sonuna kadar da bu köyde yaşamayı düşünmüyorsundur.”

 

Eren gözlerindeki hayvaniliği özellikle ortaya çıkaran sert ve korkusuz bir bakışla baktı. “Kimse beni tehdit edemez.”

 

Yeniden doğduktan sonra artık tüm korkularını sindirip yok etmişti. Özellikle ölümün hissini tattığı için acı çekmekten pekte korkmuyordu. O an sinirli ifadeyle konuşurken gözlerinin içinde hafif bir parlama dikkat çekecek kadar ışıltılıydı.

 

Nihan gördüğü şeyi sevmiş gibi gülümseyerek baktı. Bir an tereddüt edip çocuğun vücuduna ve potansiyeline bakarak sanki her şeyi görebiliyormuş gibi gözlerini kapamadan Erenin gözlerini inceledi.

 

Eren üstündeki bakışları sevmemişti. Tam Eren Nihana kim olduğunu sormak üzereydi-

 

“..-Benim adım Nihan Swayzich Gordon. Katledilmiş Gordon ailesinin tek varisi olarak kişisel sebeplerle hem insanların hemde yaratıkların imparatorluklarına karşı düşmanlık besleyen yaşlı bir adamım. İsyankar ve aykırı bir yapım olduğunu söylersem yanlış olmaz.

 

“Şimdilik seviyemin Aziz Element Ustasından aşağı olmadığını bilsen yeterli. Ve sana bir teklifim var. Benim varisim, öğrencim ol. Seni, adı tüm dünyada korku ve hayranlıkla anılan biri yapabilirim.Ve ….-

 

Eren kafasını birden çevirip köye henüz gelen insanlara baktı. Ani hareketiyle konuşmasını kesmiş olan Nihan ın söylediği şeyleri düşündü.Sonrada hafifçe iç çekerek cevap verdi,

 

“Gözümde paranın veya gücün bir önemi yok. Bu element işini bile sadece annemi mutlu etmek için devam ettiriyordum. Benim bir okula girmemi istiyor ve en aşağı seviye okullar bile onu mutlu eder. Şu anki seviyemde zaten bu okullara girebilirim. Neden senin öğrencin olmak isteyeyim ki? Bana istediğim ne verebilirsin? Hem şu gözlerimdeki şeyi diyorsan onu da ilerde çözebileceğime eminim. Ne kadar zor olabilir ki?”

 

Nihan sonunda 6 yaşındaki çocuğun yetişkin gibi konuştuğunu fark edebildi. Çocuğun birkaç dakika önce Dina klanındakilerden fazla para istemesini söylediği aklına gelmişti. Ve deminden beri çocuktaki en büyük garipliğin ne olduğunu merak ediyordu. Ama sonunda bulmuştu. Açıkça bu çocuk bir yetişkinden farksızdı.

 

Ayrıca parada ve güçte gözü yok mu. Kimin bunlarda gözü olmaz ki?

Nihan sonunda kazanan kişi olacağını biliyormuş gibi rahatça konuştu, “Gözlerindeki durum bir lanetten ya da bir hastalıktan olmuş olsa dediğin gibi olurdu. Sonradan elde ettiğin bir şey olsa üstün körü basit tekniklerle normal bir görüntü verilebilirdi.

 

” Ama sen doğuştan o gözlere sahipsin ve onların kalıcılığı en az benim vücudumdaki tüm kanı akıttıktan sonra yaşayamayacağım kadar kesin. Üstelik benim vücudumdaki tüm kanı akıttıktan sonra yaşama ihtimalim senin o gözlerinin sadece görüntüsünü değiştirip hayatta kalma ihtimalinden çok daha az.”

 

Eren karşısındaki adamın söylediklerini değerlendirirken bir anda kararsız gözleri sinsileşti ve şeytani bakışlarla Nihan a son noktayı koydu. “Senin öğrencin falan olmamı istiyorsan bana ilk geldiğin zaman “Işınlandım” demenin sebebini anlatıcaksın. Ve eğer ışınlanabiliyorsan nasıl yaptığını da bilmek istiyorum.”

 

Eren şeytani gülümsemesini biraz küçültüp yaklaşan kalabalığa bakarak sanki kendi kendine konuşuyor gibi Nihan a seslendi. “Şimdilik düşün eğer sırrını söylemek istemezsen benim için sıkıntı olmaz. Ve eğer..-

 

“Tamam. ..

 

Eren şok içinde kafasını çevirip kendine gülümseyerek bakan yaşlı adama bakakaldı. “Yani bana şu ışınlanmayı yani ışınlanabilmeyi öğreticek misin?”

 

Nihan yüzüne her zamanki aptal gülümsemesini yerleştirirken Erene son kez bakıp konuştu. “hava kararmaya yakın şu hep alıştırma yaptığın yerde beni bekle. ” Nihan, gelen kalabalığın arasından Munmer e bakarak bağırdı. “Acıktım. Bana yiyecek bir şeyler hazırla!”

 

Kalabalığın arasından lanet edercesine “Ah” diye iç çeken Munmer in sesi duyuldu. Ve hemen ardından Eren annesinin yanına gidip onla demin olanları konuştu. Tabi Nihan ı ve teklifini söylemedi. Sadece gelen 3 kişiden ve yıkılan evleri telafi ettiklerini anlattı.

 

Munmer toplanmış insanlarla olayın çok ciddi olmadığını anlatacak kadar ilgilenip gerçekten yemek hazırlamaya gitti. Ama sonra kendi evleri yıkılmış insanlarda onun evine doğru gidince Eren gülmeye başladı.

 

Yaşlı yöneticinin işi bu günlerde çok zorlaşıyordu.

 

O gün akşama kadar Eren kafasında pek çok soruyla zaman geçirdi. Annesiyle tarlaya 2 saatliğine gidip tarladaki ot temizliğine katıldı. Arada sırada çıkan elini yakan otlar dışında çokta zor bir şey olmayınca mutlu mutlu oyalandı.

 

Daha sonra hasar tespiti yapan birkaç kişiyle yıkılan evlerin yanında zaman geçirdi. Tepeden çok yüksek mesafeden bir kuşun ne yaparak bu evleri yıkabildiğini merak ederek her yeri gezdi. Ama anlayamadı. O patlama sesleri nasıl olmuştu?

 

Ama kafasında büyük soru işaretinin yanında büyük bir de heyecan bulutu vardı.

 

“Işınlanmak.”

 

 

Birkaç saat sonra akşam olmaya yakınken sunağın yolundan geçip acele etmeden yürüyerek çalışma alanına girdi. Karşıdaki son kütüğe oturmak için arkasını dönüp tam oturma pozisyonu alırken tam önünde Nihan ı gördü. Eren irkildi ve oturduğu yere bir anda düşerken korkudan ses bile çıkaramadı.

Açıkça Nihan hemen arkasında belirivermişti.

 

“Ne yapıyorsun. Beni korkutmak sana zevk falan mı veriyor? İkidir böyle şeyler yapıyorsun.”

 

“Senle bir anlaşma yapmaya geldim. Oyun oynamaya değil! Şimdi eğer benim öğrencim olur ve benim istediğim gibi bir gelecek için hazırlanırsan sana şu buraya geldiğim gün kullandığım Işınlanma dahil her şeyi öğretirim. Ama bir şartım var.

 

“Ne şartı?” Derken Eren çoktan Işınlanma lafının etkisiyle transta gibi kafa sallıyordu.

 

“O şartı şimdilik bilmene gerek yok. Senden yeterince güçlü biri olursan isteyeceğim bir iyilik borcu olarak gör. Ve zaten yeterince güçlü ve etkileyici yeteneklere sahip olamazsan senden bu iyiliği de istemiycem.”

 

Eren söylenenin mantıklı olduğunu kabul ederek kafa salladı. Zaten o derece büyük yeteneklere sahip olursa söylenen iyiliğin mantıksız gelmesi durumunda isterse yapmazdı. Ve en önemlisi Işınlanmak gibi birşeye sahip olmanın karşılığında tek bir iyiliğin lafını etmek komik geldi.

 

“Peki o zaman. Şu andan itibaren senin öğrencinim. Ama sakın lafını unutma. Beni, adı korku ve hayranlıkla anılan biri yapmadan öğretmenliği bırakamazsın!”

 

Erenin gözlerinden keskin hayvani parıltı tekrar çıkmış ama birkaç saniyelik görülüp yok olmuştu.

 

“Ve tabi ki bu gözlerimle ilgili yapılabilecek her türlü yardıma da açığım. Gözlerimi normal görüntüye kavuşturmak için bir yöntemin var mı?”

Nihan sonunda istediğine ulaşmış gibi derin ve sıcak gözlerle yere baktı. Biraz düşündükten sonra kafa salladı.

 

“Evet bir yöntem var. Bir ilaç var. Adı “Menfuryas” Hem Mental güç hemde su elementinin özel tekniğini beraber kullanabilen kişiler yapabilirler. Ve şansına ben Mental ustalıkta çok ileri seviyedeyim. Ama tabi bir sıkıntımız var.”

 

Eren çok mutlu iken sıkıntı lafını duyunca yüzünü ekşitti. “Sıkıntısız olmazsa dişimi kırıcam zaten. Bende mutlu mutlu sorun kalmadı diyordum.”

 

” Tek sıkıntı malzemelerimizin olmaması. Ve bu ilacın yapımı da, malzemelerin kalitesi de çok ileri seviyede. Ne senin gücün ne de benim param yeterli değil.”

 

“Öncelikle seni bir süre eğitip ondan sonra malzeme avına çıkarız. Sonrada ilacı yaptıktan sonra senle tüm kıtayı sallıycaz. ” Nihan küçük bir kahkahayla mutluluğunu belli etti.

 

Eren söylenenleri duyunca çok şanslı olduğunu hissetti. Bu kadar büyük bir “şans” da canını acıtıyordu.

 

“Keşke burada sahip olduğum şansın 10 da biri eski hayatımda olsaydı. Hıh..(iç çeker)”

 

Nihan Erenin kısık sesle söylediklerini çok net duysa da ne anlama geldiğini çözemedi. Ama içten içe çok mutluydu.

 

“İlk olarak benimle Sunağa gel.”

 

Önden hızlıca yürümeye başlayan Nihan tam yürümeye başlamışken bir anda yok oldu!

 

Eren şaşkınlıkla önündeki figürün tek bir an içinde saydamlaşıp daha ne olduğunu anlamadan yok olmasını şaşkınlıkla izledi. Ve tereddütle sunağa doğru yürümeye devam etti. İçinden eski dünyasında yaşarken büyünün, sihrin veya böyle inanılmız şeylerin olmadığını düşünüyordu.

 

“Garip bir yere düşmüşüm”

 

Sunağa girdiğinde Sunak taşının yanında oturarak bekleyen Nihan ı görünce Eren merakla sordu.

 

“Nasıl yaptın deminki şeyi? Kaybolmanı diyorum. Yoksa Işınlanma dediğin şey miydi o?”

 

“Mental elementinde belli bir seviyeyi geçince etrafındakilerin gözlerini aldatıp olmayan şeyleri olmuş gibi gösterebilirsin. Aslında orada kaybolmadım yada ışınlanmadım. Sadece senin gözlerinde görünmez oldum ama aslında seninle beraber yürüyüp önünden sunağa girdim. Çok temel ve basit bir Mental tekniktir.”

 

Eren etkilenmişti. Bu tarz şeylerin yapılabileceğini düşünmemişti. Gerçi bu adam ışınlandığını söylüyordu ama gene de inanmak zordu.

 

Nihan elinde birden beliren bıçakla sağ elini kesip kanını taşa akıttı. Sadece birkaç damla aktıktan sonrada konuşmaya başladı, “Birinin elemental seviyesi ne kadar yüksekse taşın kanı işleyip seviyeni söyleyebilmesi o kadar zordur. Mesela benim kanımı işlemesi yaklaşık 1 dakika sürüyor. Ve bu gerçekten nadir bir süre. Ama benden daha da uzun sürenlerde var tabi. Mesela 7 dakikada kanı incelenebilen Doğunun Canavar Kralı var. Tabi kendisi gerçekten canavar değil ama ona lakabı olarak canavar diyorlar. “

 

Tam konuşması bittiğinde taşın üstünde yazılar gözüktü.

 

“Şimdi sana kendi seviyemi söyleyeyim.

 

“Nihan Swayzich Gordon “

 

Soy: 8/5 Gordon(Safkan tür-İnsan)…8/3 Aaya(Ruhsal tür-İnsan)

 

Mental…48″…Ateş…39″…Karanlık…13″”

 

Eren ağzı açık şekilde taştakilere bakakaldı. Ve daha Nihan konuşmaya başlamamıştı.

 

Adam Erenin yüzündeki ifadeyi görünce en az Eren kadar şaşırdı çünkü çocuğun yazılanları anlayabilmesini imkansız görmüştü.

 

“Sen bu yazanları okuyabiliyor musun?! Nasıl öğrendin bu alfabeyi? Kim öğretti?”

 

Eren hem yazanların şaşkınlığıyla bu karşısındaki delinin bir Asilzade(48 Mental) olduğunu öğrendi hemde o arada bir yalan bulmaya çalıştı.

 

“Doğduğumda bu dili biliyordum. Sanki kafamın içinde bu dilin hepsi vardı ve öyle doğmuşum gibi.”

 

Nihan şaşkınlıkla kafa sallayıp konuşmasına devam ederken hızlanmış kalbini sakinleştirmeyi denedi. İçten içe Erenin yalanını tartarken de anlatmayı kesmedi.

 

“Baş şimdi ben 48. seviye bir Asilzade olarak aslında kıtada büyük bir güç olarak görülebilirim. Ama tek başıma büyük de bir anlamım yok. Benden daha güçlü tonlarca insan ve canavar var. Ayrıca çok da yaşlıyım. Bu kadar yaşlı olmasaydım seviyelerim bu kadar az olmazdı. Eskiden neredeyse Hükümdar seviyesine çıkıyordum. “

 

Eren şaşkındı. “Nasıl yani yaşlandığın için Element seviyelerinde mi düştü. Böyle bir şeyde mi var?”

 

“Tabi her zaman böyle bir şey olmaz ama ben çoğunlukla 8/5 oranında düz insan kanı taşıyorum. Kan ve soy olarak çok aşağılarda olan safkan insanlar çoğunlukla çöp olarak görülürler.

 

Ailem içinde bir deha olarak görüldüm ve iyi eğitim alıp tüm dünyayı gezdim. Ama sonunda yaşlandığımda soyumun bana bıraktığı miras sadece zayıflıktı. Bir parça sahip olduğum Aaya kanı olmasa -ki o da büyük annemden bana geçmiş- ben şu ana kadar çoktan ölmüştüm. Ama bana bak 200 yaşıma girmeme sadece 7 sene kalmış bir Asilzade olarak hala hayattayım.”

 

Eren 193 yaşındaki adamın anlattığı bir sürü şeyi dinlemeye devam ederken zaman geçti. Sürekli öğrendiği yeni bir şeyle şaşırıyor ve bu Nihan denen delinin hiçte normal olmadığını öğreniyordu.

 

Yaklaşık yarım saat sonra Nihan nazikçe bıçağı uzatıp Erene sunağı gösterdi.

Eren de bıçağı alıp keskin bıçağın en ortasıyla sol elini kesti. Daha önceden de kesmiş olduğu etinin arasındaki güzel bir noktayı kesmişti. O noktadan azıcık kesse bile çok kan aktığını biliyordu.

 

“Nihan, Yani Hocam,, şey bundan sonra sana..-size Hocam mı demeliyim?”

Nihan kafasını kaldırıp sanki yaşıtıymış gibi konuştuğu 6 yaşındaki çocuğa bakarak biraz düşündü. Ama sonunda gülümsedi , “Aslında pek normal biri değilimdir ama klasik adetleri değiştirmeyi düşünmüyorum.

 

Bana Hocam desen daha iyi. ” Bunları söylerken gülüyordu ama taşın üstündeki yazıları görünce gülümsemesi kesiliverdi. Böyle bir şeyi beklemiyordu. Taşta yazılar göükmüyordu.

 

Erene dönüp sordu, “Taşta bilgilerin hep böyle geç mi gözüküyor?”

 

“Evet, birkaç dakika beklerim her zaman.”

 

4 küsur dakika sonra(kıl payı 5 değil) yazılar gözüktü.

 

” Eren Han Kugyo”

 

Soy: 8/6 Daedra(Yüksek Tür-Üstün İnsan)….8/2 Zzyxzze (Kanlı Diş Türü-Canavar)

 

Miras kalan element :

 

Elektrik…13″……Toprak…12″…Mental…4″…Hava…2″…Ateş…1″…Karanlık…1″…Su…1″ … ……!

 

Nihanın yüzü bir anda değişti.

 

Eren birden fazla elemente yatkın olduğunu gördüğünden Nihan’ı çok şaşırttığını fark edince gülümsedi. Biraz kendiyle gurur duyuyordu. Ama Nihan’ın şaşırdığı şeyin başka bir şey olduğunu sonradan fark etti.

 

“Topraktaki başarını ve daha hiç çalışmadığın elementler olduğunu biliyordum ama ELEKTRİK! İnanılmaz. Hiç bu yaşta bu kadar yüksek seviyeli birini görmemiştim. Nasıl yaptın bunu. Nasıl bir çalışma metodun vardı da elektrik bu kadar yükseldi ve sana zarar vermedi. Kim öğretti ayrıca bu metodu…”

 

“Hiç bir metodum yok. Aslında Elektriğe çalışmadığım halde kendi kendine gelişiyor. Hatta son zamanlarda sinirimi bozmaya başladı. Sürekli Toprak elementi üzerine çalışmalar yapıp her gün saatlerimi harcıyorum ve hala Elektrik kendi kendine daha hızlı gelişiyor. En son geldiğimde ikisi de 11di ama şimdi 13 olmuş bile. “

 

Nihan daha dikkatli bakınca 8/6 Daedra(Yüksek Tür-Üstün İnsan)….8/2 Zzyxzze (Kanlı Diş Türü-Canavar) yazısını da o an fark etti. Ve sonra gülümsemesi geri döndü. Kendi normal bir insan olarak deha olarak görüldüğünde 9 yaşındaydı. 9 yaşına girdiği gün ailesi yüksek miktarda para ödeyerek şehirlerindeki bir sunakta seviyesine baktırmıştı. Ve o an 11. seviye Mental seviyesi onu bir deha yapmıştı. Ve hemen ardından geçen birkaç senelerde ateş ve karanlıkta yükselmişti. Ama bu çocuk

 

Bu Çocuk!

 

Hem soy seviyesi, “yüksek insan” hem canavar kanı taşıyor, hemde elektrik ve toprakta şimdiden acemi seviyeye geçiş yapmış bile.

 

O bir canavar!

 

Deha demek yanlış olur. Bu çocuk bu kıtayı değil tüm dünyayı değil tüm dünyaları sallayabilir. Hatta kendilerini yenilmez sanan Tanrıları dizinde bile hoplatıp burnu kanamadan yakayı kurtarır.

 

“Eren sana verdiğim sözü unutma. Seni, adını hem korku hemde hayranlıkla anılan bir seviyeye getireceğimi söylemiştim. Hadi gel benle, çalışmaya şimdiden başlayalım. Önümüzdeki 4 sene boyunca sana işkence etmem gerekse bile seni önce bu bölgede adı duyulacak bir seviyeye çıkarıcaz. Ve tam 10 yaşına girdiğin gün ilacı yapmak için yola çıkarız.”

 

Nihan kalkıp taşa son kez baktı. Sonrada Erenin omzuna elini koyup küçük çocukla birlikte ortadan kayboldu.

 

“Puf.” Bir anda sessiz sedasız yok oldular. Onlar gittikten 15 saniye sonra da yazılar yok oldu.

 

Tanrı Atlasın yarattığı söylenen esrarengiz Sunak hafif ay ışığı altında ürpertici gözüküyordu…

 

 

*”İstek şarkı parçalarınız varsa bölüm başlarına koyulmalık. Yorumlardan yazabilirsiniz. Şu şarkı çok güzel diye. O bölümleride size ithaf ederim 😀 Mesela bu bölüm lDarkGamel isimli arkadaşa gelsin 🙂 “*

 

Reklamlar

SimbiyoZ – Çocukluk – 9.Bölüm – Asilzade” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s