SimbiyoZ – Çocukluk – 8.Bölüm – Dina Klanı


İsteyen wattpad üzerinden de okuyabilir. buradan okumak istiyorsanız en azından girip okunma sayısını arttırabilirsiniz ona da yardımcı olur hem. İşte link – Link yazısına tıklamanız kafi 😀 

Derin suyun altında ilk kez yüzmeye çalışırken boğulduğu anları düşünerek yüzmeye devam etti. Ama aklında yüzmeyle bir tuttuğu ve yüzüyormuş gibi hissettiren şey sadece basit bir meditasyon haliydi.

 

Sadece bu seferki meditasyon hali öncekiler kadar basit değildi.

 

Temelde ne kadar ilerlediğini bilmiyordu ama bunun farklı bir seviye olduğunu fark etmişti. Artık bir önceki veya sonraki diye birşey olmadığını biliyordu. Artık-” kelimesini kullanmak bile saçma gözükürken Eren gözlerini açtı.

 

Birkaç saniye ne gibi bir farklılığa ulaştığını düşünürken hemen bir farklılık aradı.

 

“Etki” tekniğini mükemmel hale getirmişti. Yada getirmemişti…?!

 

Sağındaki son kalan kütüğe bakarak iç çekti. Geçen haftadan beri son kalan 2 kütükten birinin gideceğini biliyordu ve sırf bunun için buranın çok yakınında oturup pusu kurarak “Etki” tekniğini, kullanmıştı. Ama ne ormandan ne de köyden biri gelmemişti. Ve bu kütükleri(kökleri) kim çıkarıp burayı temizliyorsa hala Eren tarafından yakalanmamıştı. Ama bu arada da Eren yanlışlıkla “Etki” tekniğini kullanırken birden daha da derin bir konsantrasyon anı yakalayıp meditasyona girmişti.

 

Ayaktaydı ve demin sadece bir dakika kadar içine düştüğü meditasyon hali sayesinde şimdi bir farklılık olduğunu biliyordu. İlk başta “Etki” isimli toprak tekniğinin seviyesi arttı diye düşünse de sonradan bu kadar basit olmadığına karar verip düşündü.

 

“Tekniği mükemmel hale getirdim.” Kendi kendine fısıldayıp demin içinden söylediği şeyleri şimdide dışından söyledi. Ama bu cümleyi neden söyleme gereği duyduğunu anlayamamıştı.

 

Hala ayaktaydı. Hala gözleri açıktı. Ve ne gariplik vardı?

 

Tüyleri diken dikendi ve hissedebildiği bir farklılığı kelimelere dökemiyordu.

 

Deminden farklı ne var?

 

Bu soruyu düşünerek etrafına baktı. Esen rüzgarın arkasından sırtına vurarak haz verici akışlarıyla Eren düşündü durdu.

 

“Etki”

 

Boom..!

 

Ne gibi bir değişiklik olmuş olsa da bir anda köy taraflarından gelen ses yüzünden düşünmeyi kesti. Kafasını çevirirken deminki gelen ses tekrar duyuldu. Havaya baksa aslında ne olduğunu anlayacaktı ama o an nedense kafasını yukarılara kaldırmadan ileri bakmıştı.

 

Boom..(patlama sesi)

 

Bir çeşit el bombası patlarmış gibi gelen 2 sesten sonra Eren köy taraflarına baksa da başka bir şey göremedi veya duyamadı. Köyden bir kilometre kadar uzakta o sesler bu kadar net duyulduysa kim bilir gerçekte bunlara ne sebep olmuştu?

 

Eren ilk an tereddüt edip Nihan ın yaşlıda olsa deli ve çılgın bir ihtiyar olduğunu düşündü. Belki de onun deneylerinden biridir. Ama hemen vazgeçip annesini düşünerek koşmaya başladı.

 

Koşarken aklında değerlendirme yaptı.

 

Nihan her sene havalar soğumadan etkileyici havai fişek gösterileri yapmak için bir sürü malzemeyle deneyler yapıp yarım yamalak fişekler yapardı. Köyün merkezinde oturur ve günlerce uğraştığı bu dönemlerde pek çok başarısız fişekleri patlatırdı.

 

Ama! Hiç bu kadar yüksek ses çıktığına şahit olmamış Eren bunları değerlendirince daha da endişelendi. Köprüye gitmeyi düşünse de hemen vazgeçip karşı kıyıya geçmesini sağlayacak kadar gerileyerek koştu ve koşarkende zıplamak için karar verdiği yerde tekniğini kullandı.

 

Toprak Elementi Acemi Tekniği “Kısıtlı Sıçrama!”

 

Tüm hızıyla depar atarken Altı buçuk yaşında olduğu için nispeten küçük vücudu küçük bir kedinin gölgesi gibi hareket ediyordu. Hızlıydı evet, ama o boyda ve o hızda koşabilen tek şey de bir kedi yada bir köpekti.

 

Tüm hızıyla koşarken kendini birkaç metre ileri savurmayı başarabildiği Sıçrama tekniğini kullandı ve birkaç saniye havada hızla karşıya fırlarken sonunda karşı kıyıya zıpladı. Bu tekniğe neden kısıtlı dendiğini son zamanlarda anlamıştı. Normal zıplama veya sıçrama tekniklerinin en basitleri bile en azından Orta seviyede vücut güçlendirme teknikleriyle birlikte başlıyordu. Erenin kullandığı ise sadece küçük bir alıştırma olsun diye yaratılmıştı. Aslında Erenin maksimum ulaştığı 6 metre bile tekniğin sınırının bir metre fazlasıydı.

 

Karşı kıyıya varıp suyun azıcık ilerisine inse de tekniği tekrar uygulayıp yeniden zıpladı. Ve yere ayağı tekrar değdiği an yeniden “toprak yürüyüşü”nü kullanarak hızını artırıp depar atmaya başladı.

 

Hızla köye girmek için karşı yoldan koşup tarlalara giden yamuk yola tekrar zıpladı. Ve son hız koşarak köyün yandan girişine girdi. Tam karşısındaki manzarayı görünce şok geçirmemek için kendini tutmak zorunda kaldı.

 

Köyün yarısı yıkıktı!

 

Nihan sinirli şekilde durmuş yukarı bakıyordu. Ve onun havaya bakan halini görünce Eren de kafasını kaldırdı. Yukarıda köyün tam üstünde duran bir şey vardı. Çok yukarıda olmasına rağmen kanatları olan bir şeydi ve Eren köyün ne sorunu olduğuyla ilgilenmek için dikkatini etrafına verip telaşla evine koştu.

 

Evinin olduğu yerdeki evlerin çoğu yok olsa bile evi sağlam kalmıştı. Ama kendi evinden başlayıp köyün merkezine kadar uzanan evlerin çoğu yıkılmıştı. Taştan yapılmış evlerin hepsi yıkılması çok zor olan şekillerde darmaduman olmuştu.

 

“ANNE!” İçeri bağırıp kapıyı iterek açtı ama kimseyi göremedi.

 

Arkasından yaklaşan Nihan ona bakarak seslendi. “Sıkıntı yok. Tepedeki hayvanları görünce köydekileri sunağa gönderdim. Sende gitsen iyi olur. Yukarıdan deminki gibi bir şeye karşı seni koruyamam. Gerçi istesem korurum ama üşeniyorum diyelim.”

 

Eren sert gözlerle Nihan a bakıp, saçmalamasını dinlemeden evine girdi. Yatak döşeklerin oraya bakıp annesinin antreman kitabının koyulu olduğu yere baktı. Ama kitap yerinde yoktu. “Muhtemelen annem almıştır” diyerek elini çekerken Eren daha farklı bir şey fark etti.

 

Bileklikler..

 

Hemde her renkten ve materyalden bir sürü bileklik.

 

Eren dedesinin sakladığı geri kalan tüm bileklikleri bulmuştu. Ve hemen hepsini avucuna aldıktan sonra dışarıdaki durum yüzünden sadece içlerinden elektriği bulup neye benzediğine bakmak için bir dakikacık harcadı.

 

Toprak bilekliği gibi değildi. Ayrıca da metalimsi bir şeyden yapılmıştı. Çelik olabilir diye düşünen Eren evin kapısından çıkınca elektrik bilekliğini de cebine koyup yukarı baktı.

 

Yavaşça düşmeden yürüyerek kafası yukarıda ilerledi. Hemen önündeki figürün her zamanki aptal gülümsemesini o an takınmamış yukarı bakan Nihan olduğunu tahmin ederek yanında durdu.

 

Havadaki uçan şey kanatlarını çırpmayı bırakıp aşağı doğru süzülmeye başlamıştı. Eren önce bir kartal ya da atmaca benzeri ama daha büyük bir yaratık olduğunu düşündü. Yani aslında “hayvan” demesi gerektiğini biliyordu ama bu şey her neyse çok büyüktü. Birkaç saniye daha da izledikten sonra sözünü geri aldı.

 

“Bu şey bir hayvan olamaz, bu kesinlikle bir canavar!”

 

Eren kendi tespitini yaptıktan sonra Nihan da çocuğa kafasını çevirip onaylar gibi kafasını salladı. “Bu türler sadece çok az canavar kanına sahip olduğu için yetiştirilen şeyler. Yarı hayvan-yarı canavarlar. Ama çocunlukla nispeten küçük canavar vücutlarına sahip hayvan olduklarından taşıt olarak kullanılıyor. Sardırı becerileri çok az.”

 

Eren etrafındaki yıkık dökük evlere bir an bakıp “çok az” sözünü sindiremedi. Ama yukarıdan gelen şey sadece canavar kanına sahip küçük bir hayvansa o zaman gerçek bir canavar ne olurdu kim bilir?

 

Eski dünyasındaki en büyük uçabilen şeylerin atmaca ve akbaba gibi basit yırtıcılar olduğunu düşününce henüz yaşadığı dünyanın tehlikelerini tam anlayamadığını gösterir şekilde kafasını biraz eğdi. İçten içe şimdi yaşadığı dünyaya farklı bir bakışla bakmış ve saygılı bir öngörüyle kafasını eğik tutmuştu.

 

Ve bu hareketinden sonrada kafasını kaldırıp aşağı hızla süzülen hayvana bakmaya devam etti. 6.5 yaşında olduğundan rüzgar aşırı şiddetli olunca hafifçe bacaklarını dizlerinden bükerek eğilmek zorunda kaldı. Yaratığın her hangi garip bir hareketinde de yana sıçramaya hazırlandı. Her an “Kısıtlı Sıçrama” yı kullanmaya hazır bir pozisyonda bekledi.

 

Yanında yukarı bakarken Erene bakışları kayan Nihan çok şaşırdı. Köye geldiği gün ilk gördüğünde henüz bebek olan bu çocuk şimdiden acemi bir seviye teknik kullanabiliyordu. Kısa bir bakışla Erenin bacakları, olmaması gerekecek kadar uzun vücudu ve saçlarındaki beyazlıklara bakıp gülümsedi.

 

Her zamanki aptal bir maskeyle örtülü gülümsemelerinden değildi. Dünyayı uzun zamandır gezdiği halde sadece bir kere uzaktan gördüğü bir hazineyi tekrar bulmuş birinin gülümsemesiydi.

 

Çocukla ilgilenmesi gerektiğini aklına kazıyarak aşağı sonunda inme mesafesine gelmiş hayvana baktı. Sırtında 3 kişi vardı. İkisi yetişkin biri ise sadece küçük bir çocuktu.

 

Yetişkin olanlardan biri yaşlı bir savaşçıya benziyordu.Kısa boyluydu, hayvanın sürülme işini üstlenmiş ve genel olarak güç isteyen işleri yaptığı belli olan biriydi. Yaşı 50 lerinin ortasında gibiydi. Hemen onun önünde asil bir havayla yere atlayan adamsa en az deminki adam kadar güçlü görünümlü bir savaşçıydı. Ama hareketlerindeki bazı keskin şeyler onun rütbeli yada bir soylu olduğunu gösteriyordu.

 

Ve son olarak yanlarındaki kız. İşte o ise kesin olarak bir soyluydu. Kız henüz 9 yaşındaydı. Ama çoktan acemi seviyeye ulaşmak üzereydi. Hava elementinde çoktan 8. seviyeye geçmek üzere gibi duruyordu ve aurasındaki bir şeyler bazı özel tekniklerle güçlenmiş vücudunu öne çıkarmıştı.

 

Ayrıca kız demin keskin ve yapmacık şekilde hareket eden adamın aksine tamamen doğal şekilde zarif ve soylu bir auraya sahipti. Ancak güçlenip rütbe kazandıktan sonra bir soylu gibi hareket eden askerle karşılaştırınca küçük kız çoktan mükemmel bir zarafete sahipti.

 

Nihan, Kıza ve demin bindikleri hayvana bakınca uzun zamandır Dina Klanından birileriyle karşılaşmadığını düşünerek yüzüne aptal gülümsemesini yerleştirdi. Bu insanların karşısında gerçek kimliğini olabildiğince göstermek istemiyordu. Gerekirse hiç sıkıntı olmadan bu işi bitirmek iyi olurdu.

 

Nihan bunları düşünürken Eren de inenlerden fazla, dev yaratığa odaklanmıştı. Dev gagası, yırtıcı sarımsı gözleri, upuzun kanatlarının altlarında birer tane olan ve tüm tüylerinin üstünü kaplayan dikenlerle, bu hayvan çok ilginçti!

 

Sanki uçmasını sağlayan kanatlar hem uçmak hemde sardırması için karmaşık bir yapıda oluşmuştu. Genel olarak biraz tavuğu biraz muhabbet kuşunu biraz da kuğuyu andırıyordu.Upuzun bir boynu vardı. Yeşilimsi ve çoğunlukla mavi renkteki dış tüyleri yüzünden özellikle muhabbet kuşuna benzeten Eren, hayvandan fazlasıyla etkilenmişti. Ve asıl korkutucu yanı ise boyutuydu.

 

Yaklaşık 5 metrelik boyu, kafasını kaldırınca 6 metreye kadar çıkıyordu. Genişliğide en az 4-4.5 metreydi. Ve vücudundan etrafa yayılan sert bir aura da hissediliyordu. Eren için bu hayvan onu tek lokmada yutabilecek bir tehditti. Bu yüzden aşağı tam indiğinde ve üstünden insanlar atladığında yan tarafa atlayıp evlerin arasında kaçmaya hazırdı. Evlerin arkasından dolaşıp sunağa koşar ve gizlenirdi. Nihan a ne olabileceğini pek umursamıyordu.

 

Yaratığın sırtından inenlerden uzun boylu ve asil havalı savaşçı gökyüzüne uzaktaki bir tarafa baktı. “Sanırım artık uğraşsak bile ona yetişemeyiz. Bir süre yavaşlasak daha iyi. Ama onu yakalamayı çok istiyordum”

 

Yanındaki daha yaşlı ve kısa olan adam kuşun yanında kalıp dikkatli gözlerle Eren ile Nihan a göz gezdirdi. İkisininde tehdit oluşturduğunu düşünmüyordu. Eğer böyle düşünse küçük leydinin yanında asla ayrılmazdı.

 

Rütbeli asker ise kızın yanından hiç ayrılmadan yürüdü. Nihan a doğru yavaşça yaklaştı ve etrafa bakan yanındaki Leydiyi kontrol ettikten sonra selam verdi. “Selam yaşlı dostum. Ben Dina klanından bir Yüzbaşıyım. Yanımdaki leydim Klan Liderinin torunlarından biridir.”

 

Nihan da saygıyla selam verdi. “Selam sana da Dina’dan Yüzbaşı. Ama size hoşgeldiniz diyemem. Köyün çoğu sizin yüzünüzden yıkıldı sonuçta.”

 

Yüzbaşıda durumu fark etmişti. Ve anlayışlı ama sert bir sesle cevapladı. “Tabi hasarı maddi hemde manevi şekilde karşılayabiliriz. Klanımın buna gücü yeterli ama bizim klanımız bu bölgeye ait bir klan değil. Şimdilik size sadece maddi olarak yardımcı olabilirim. Köylüler bunu kabul ederse hemen para verebilirim.”

 

Eren bir adım kadar Nihan a yaklaşıp alçak sesle konuştu. “Zararın kesin boyutunu bilmediğimizden tahmin ettiğin fiyatın üstünde birşeyler söyle. ”

 

Eren hafifçe ticari bir kafayla fikrini beyan etti ve deminki yerine dönmek için bir adım geriledi. Bu hareketi ve konuşması, ayrıca keskin ve ani bir şey bekliyor gibi bakan gözleri yüzünden iki askerde çocuğa dikkatle baktılar. 8 yaşında gibi gözüken Erenin saçlarının garipliği ve gözlerindeki sarılığın ortasındaki hafif şekil bozukluğu hariç dıştan tamamen normal bir çocuktu. Ve gözlerindeki garipliği de bu iki basit asker anlayamadı. Sadece çocuğun zeki gözlerini taktir ettiler.

 

Nihan adamların bakışlarını caydırmak için acele ile lafa girdi, “Ortalama olarak köyün yarısı 60 ev eder. Yapı ve inşa ayrıca da bir sürelik barınma ihtiyaçlarını düşünürsek 50 altın yeterli olur.” Hızlıca kafasındaki düşünceleri sonlandırıp konuştu. Ama konuşurken de bir anlık Erene baktı. Aslında 30 dan fazla etmeyecek tüm masrafı 50 ye Çıkarması da küçük çocuğun sözüyle olmuştu.

 

Askerin sadece bir anlık göğsünü kaşımak için zaman harcadıktan sonra cebinden para çıkarışı tereddütsüz olmuştu. Nihanın eline sayarak tek tek 50 tane küçük altın bıraktı ve sonra kalan altınları cebine geri koydu. Eren altınların düşündüğü kadar büyük olmadıklarını görünce şaşırdı. Normal bozuk para boyutunda olan altın parçaları hayal etmişti. Ama bu altınlar daha küçük ve hafifti. Daha az yer kaplıyordu. Bu dünyayla ilgili bu kadar basit bir konuda hala cahil olduğunu düşünerek hafifçe gülümsedi.

 

Askerin yanındaki kuşla ilgilenen diğer askere bakarak azıcık konuşmasını bekleyen Nihan soru sormak zorunda olmasa da genede kendini tutamadı. “Ne işiniz vardıda o kadar güçlü bir canavarı sinirlendirdiniz?”

 

Asker kafasını çevirip gülümsedi. “Buraya yakın mesafedeki bölge merkezimize giderken bu canavarla karşılaştık. Leydim o canavarı yakalamamızı istedi. Kendisi bir hava elementi ustası olacağı için uçabilen bir canavarı onun adına evcilleştirmek istiyoruz. Normalde bir sürü türde canavarla karşılaşma ihtimalimiz yüksek ama hava canavarları farklılar. Onları yakalamayı geç karşılaşma ihtimalimiz bile diğerlerine göre 10a 1”

 

Nihan kafa sallayarak gülümsedi. Aslında mantıklı bakıldığında 10 a birden ziyada 2 ye 1 oran daha doğruydu ama o an bu askeri gücendirmek istemediği için tek laf etmedi. Basit bir köylü adama peşine düştüğü yaratığın “aşırı” nadir olduğunu düşündürmek istiyorsa ona neydi ki. Erene bakarak seslendi “Hadi annenlere haber ver de herkes gelsinler.

 

Eren kafa sallayarak arkasındakilere aldırmadan son kez kuşa baktı ve sonra olduğu yerde dönüp “Kısıtlı Sıçrama” yı kullanarak zıpladı. Ve bu kazandığı hızla birde üstüne toprak yürüyüşünü ekledi. O an küçük bir kedi gibi çevikçe ordan oraya atlayarak koşmuyor şimşek gibi dimdik nehre koşuyordu. Arkasından bakan askerler ve kız çocuğun peşi sıra ağızları açık bakakaldılar.

 

Hayvanın yanındaki somurtgan ve hayattan bezmiş gibi miskince bekleyen asker birkaç adım ileri çıkarak o an koşan Erene daha dikkatli bakmaya başladı. Soylu asker bile Nihan a yaklaştı ve tam ağzını açtığında başka bir ses duyuldu…-

 

“Bu çocuk kaç yaşında?” Yandan gelen ince ve meraklı ses Nihan’ın kafasını çevirmesine yol açtı. Küçük kahverengi saçlı soylu kıza baktı. “Şu anda 6 yaşında olması lazım.”

 

Kız kafa sallayarak düşüncelere daldı. Muhtemelen kendi seviyesiyle ve yaşıyla demin koşan çocuğunkini karşılaştırıyordu. Ve birkaç saniye düşündükten sonra tekrar konuştu. Sesi emin geliyordu.

 

“O bir defa.”

 

Nihan gülümsemesini iyice artırıp masumca toparlamaya çalıştı. “Leydim sanmıyorum-

 

“O bir deha! Ben ailemin arasında, bölgemdeki diğer aileler ve klanlar içinde bile çok yetenekli olarak görülüyorum. Ve 10 yaşıma girmeme sadece 1 ay varken sadece 7. seviye rüzgar ustasıyım. Ama bu çocuk daha 6 yaşında ve sadece “10” sınırını geçmemiş birde “acemi seviye” 2 tane teknikte öğrenebilmiş.”

 

Kız bir an nefessiz kaldı ama sonra düzelip sanki hala çocuğu görebiliyormuş gibi Erenin gittiği yola baktı. Yandaki Soylu asker de düşünüyordu. Ve büyük ihtimalle Leydisinin dediği şeyin doğru olduğunu kabul etti.

 

“Gitme vaktimiz geldi Efendim.” Soylu asker vazla vakit kaybetmeden deminki canavarın peşine düşmek istiyordu. Ve Leydisinin isteksiz bile olsa ona karşı çıkmaması Askeri mutlu etti. Bu köyde yaşayan basit bir çocuğun Leydisinin aklını karıştırmasını hiç istemiyordu.

 

İki asker önce Leydilerini en önceki boynun arkasında bulunan en tüylü ama en güvenli yere oturttular. Altlarında duran kayışa benzer parçalarla kızın güvenliği sağlandı ve kendileri birşey takmadan sadece oturdular. Birkaç saniye sonra hemen havalanmışlardı.

 

Nihan kendi kendine gerçek yüz ifadesiyle gülmeye başladı.

 

“Hahaha…bu köyün bir gwandi köyü olduğunu anlayamadan gittiler. Üstelik onlara şans bile verdim. Biraz daha kalıcaklardı …” Nihan bu gelenler Erenle ilgili düşüncelere dalmadan yada onun vücudundaki gariplikleri fark etmeden Sunağa yollamak istemişti. Ama salak çocuğun direk 2 tane zor teknikle hava atacağını düşünememişti. Bilse Ereni yerinden oynatmazdı.

 

Sonuçta Eren de deminki kuş gibi Canavar kanı taşıyan biriydi. Gerçi Nihan ın tahminleri doğruysa deminki kuşu kahvaltıdan önce çerez niyetine yiyen bir canavar türünün kanını taşıyan Eren le minik bir taşıt kuşu aynı kefeye konamazdı.

 

Gülümsemesi silinirken öldürücü derecede soğuk bakışlar Nihan’ın yüzünde belirdi. Tüm hayatı boyunca aradığı ama hiç bulamadığı bir varisle karşılaşmanın heyecanı ve ciddiyetini ilk kez hissetmişti. İlk kez bu kadar aç bir şekilde birini elde etmeyi istemişti.

 

Arkasına dönüp gelmesini beklediği çocukla ilgili planlar yapmaya başladı…

 

 

Reklamlar

SimbiyoZ – Çocukluk – 8.Bölüm – Dina Klanı” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s