SimbiyoZ – Çocukluk – 7.Bölüm – Acemi seviyeye çıkış


İsteyen wattpad üzerinden de okuyabilir. buradan okumak istiyorsanız en azından girip okunma sayısını arttırabilirsiniz ona da yardımcı olur hem. İşte link – Link yazısına tıklamanız kafi 😀 

Her seferinde bir sıcak bir soğuk esen rüzgar yüzünden kafası karışan Eren, geniş bir yolun yanında Otoban girişi olan kulübenin önünde durmuştu. Açıkça bir karayolunun herhangi bir yerinde olabilen trafik kontrol noktasıydı ve ayrıca da otoban girişiydi.

 

Erenin suratında küçücük bir çocuğun yüzünde görülemeyecek kadar büyük bir öfke vardı. Dişlerini sıkmış, kaşlarını bir kılıç gibi çatarak sert bir yüzle önündeki kulübeye bakıyordu.

 

Sürekli bir terleyip bir kuruyan alnına vuran rüzgar yüzünden zaten orada neden olduğunu anlamıştı. Kafasını arkasına çevirip uzaktan gelen kamyonetin hızla yaklaştığını gördü. İçindeki gencin arabadaki sorunu anlayamayıp panikle en sağdaki otoban geçidine sürmesi aslında normaldi.

 

Acemi bir sürücü olsa da insanlara bir şey olmaması için frenlerin tutmadığını anladığı anda otobana dönmüş ve şimdide arabaların olmadığı en sağdaki boş yoldan geçiyordu. Ve sürekli kornasına basıyordu…

 

Eren umutsuzca bağırdı. Önünde durduğu kulübede henüz gözlerini gelen kamyonete çevirip durumu anlamış adamı uyarmaya çalışmıştı. Ve hayatında ilk kez şanslı olduğunu söyleme cesareti toplayabildiği bir anda….!

 

Eren kamyonetin geçitten geçerken yandaki bir direğe çarparak direğide alıp beraberinde sürüklemesini izledi. Umutsuzca buradan sonrasını biliyordu. Kamyonet hemen ilerisindeki tahtadan engele çarpıp onu kırıp geçerken azıcık zaman kaybetmişti. Ve o an deminki direğin yanından fırlayan bir kablo kulübede olayı şaşkınca izleyen adama doğru fırlamıştı.

 

En kötüsü ise Eren tam bu sefer bu adamın kurtulacağını düşündüğünde geliyordu. Kablonun sıradan bir kablo olmadığını ve ucundan elektrik kıvılcımlarının fırladığını görüyordu. Ve her seferinde..evet her ayrı seferde babasının kötü şansla acılı ölümünü izliyordu.

 

!.. Kulübenin arabanın dibinde olması, o an camların açık olması yada adamın cama yakın duruyor olması! Ve direk kablonun ucunun adamın boğazına çarpması !..

 

Her gece…hem kendi, hemde babasının o zamanki çığlıklarıyla uyanıyor ilk birkaç saniye nerede olduğunu bile anlamadan nefes nefese şoku atlatıyordu.

 

Ve her gün ilk söylediği kelime çocukluğundan beri değişmemişti.

 

“Şans!”

 

Kafasının içinde sürekli bir yükselip bir alçalan korna ile çığlık sesleri birkaç dakika daha kulaklarında duyulmaya devam etti.

 

 

Uyandıktan ancak birkaç dakika sonra kapıyı açıp içeri sabahın çok serin ve bir o kadar da temiz havasını aldı. Dedesinin bacaklarını örtüp annesinin de kafasına kadar örttüğü battaniyesini azıcık indirdi. Bazen annesinin kendini uyurken boğabileceğinden endişe ediyordu.

 

Kapının önünde birkaç esneme, germe hareketi yaptıktan sonra kalkıp ormanın ilerisindeki annesiyle antreman yaptıkları yere kadar koştu. Birkaç dakika oyalanıp kesilmiş ölü kütüklerin etrafında biraz durduktan sonra geri geri koşarak eve döndü. Evin arkasında ekstra olarak yapılıp eve sabitlenmiş olan tuvalete girdi. Banyo olarak kullandıkları küçücük havuza girmeden önce suyu kontrol etti. Soğuktu!

 

Hemen banyo işinden vaz geçip üstünü değiştirdi ve annesini kaldırdı.

 

Evdekiler onun her sabah spor olarak koşu yaptığını ve bunu onların uyuduğu 1 saatte yaptığını bilmiyordu. Erenin tembelce uyanmalarını beklediğini düşünmek daha basitti.

 

Kahvaltı yapıldı ve Erenle annesi antreman yerine gittiler. Her zamanki gibi önce meditasyona başladılar.

 

Bir-İki saat meditasyondan sonra element üzerinde kontrole sahip olan oğlunu eğitmek için farklı görevler bulan Yuzu Erenle vakit geçirdi. En sonunda da kitabını çıkarıp Erene gösterdi.

 

“Başlangıç seviyesi bir şeyler bulup çalışmanın vakti geldi. En azından birkaç bilgi kırıntısını ezberlesen ilerde işine yarar.”

 

Kitabı açıp yan yana oturarak ortalarına konmuş eski kitabın sayfalarını değiştirirken Eren bir tuhaf hissetti. “Anne şurada “Etki” diye bir teknik var. Ona çalışsak olur mu? Benim çok hoşuma gitti. Sanki bunu hemen öğrenebilirim gibi geliyor.”

 

Eren yüzünde masum ve meraklı bir ifadeyle annesiyle arasındaki son gizli saklı işide bitirmeye karar vermişti. Ama annesinin cevabı garipti. “Eren o teknik tamamen teorik bilgilerle yazılmış bir şey. Fark etmedin mi tamamen detaylar ve çalışma metodları olmadan yazılıp geçilmiş. Bu tekniğe ikimizinde şu anki seviyesinde 100 sene çalışsakta başarılı olmanı sağlayamayız. Bu tarz teorik bilgilerinden fazlası olmayan teknikler için, ve özellikle bunları öğrenmek için bir element okuluna kabul edilmelisin.”

 

Eren bir anlığına yüz ifadesini kontrol edemedi. Annesi açık açık “Etki” nin kitaptaki teorik ve normalde öğrenilemez görülen bir teknik olduğunu söylüyordu.

 

Derin bir nefes alan Eren, merakla geçen son bir seneyi aklından geçirdi. Nasıl olmuştu da öğrenmişti o zaman bu tekniği. “Şans mı?”

 

Erenin yüzü o kelimeyi düşündüğü an buruştu ve kaşları çatıldı. Kalp atışları garip bir hisle önce hızlandı sonrada anında yavaşladı. Sanki tüm yaşama isteği bir anda içinden gitmişti.

 

“Şans” kelimesini düşündüğünde olan etki Bileğinden bilekliğini çıkarıp sunakta seviyesine baktığı zamanki garip histen bile kötü olmuştu.

 

En nefret ettiği anıları düşünmemeye çalışırken önündeki kitaba bakıyormuş ve yazanları okuyormuş gibi yaptı. İçinden de uğursuz bir ses tonuyla kendine kızdı. “Sen bir hiçsin. Her zaman öyleydin ve her zamanda bu düşünceyle yerini bileceksin. Şanslı olduğunu düşünme bile!..”

 

O gün annesiyle ağaçlardan hızlıca enerji çekmeye yarayan basit bir teknik seçtiler. Tabi bu Erene göre çok kolaydı ama annesine göre oldukça zordu ve birkaç ayda ancak öğrenebilirdi. Annesinin yanında kendini biraz tutsada günün sonunda çoktan teknikte ustalaşmıştı ve Annesi gülümsemesini yüzünden düşüremiyordu. İçinden de sürekli aynı şeyleri geçirdi. “O bir deha, o gerçekten çok yetenekli. Çok şanslıyız….” Ve aynı şeyleri düşünüp durdu.

 

Eren o düşüncelerini öğrense annesine ne kadar kızardı kim bilir. Kendinden nefret eden biri olarak “konumunu bilmek” ten başka bir düşüncesi yoktu.

 

Hayali yoktu..”

 

Bir geleceği yoktu..”

 

Eski hayatına dönmek veya nasıl burada yeniden doğduğunu öğrenmek isteği.. sormaya bile gerek yok..!”

 

Tek umursadığı çok sevdiği Yuzuya(annesine) kendini yakın tutmaya devam edip, annesini mutlu etmekti. Bu element işlerini de de annesi istediği an bırakmaya hazırdı.

 

Kendine ait düşüncelerden, hayallerden nefret ediyordu. Ve bu durum depresif bir dehanın kendi potansiyelini azaltmak için psikolojik olarak kendine işkence etmesi olarak görülebilir.

 

Ve Eren her gün kendine içten içe rüyalarından fırlayan çığlıklar eşliğinde işkenceler etmeye devam etti.

 

 

Bir sene geçti…

 

Eren çoktan annesinin önünde sanki ani bir gelişim göstermiş gibi “Etki” yi öğrenivermiş(?) ve daha başka bir sürü de gelişim göstermişti. Bir sürü temel başlangıç(diğer adıyla giriş sev.) seviyesinde teknik kapmıştı.

 

Başlangıcı geçersek, Orta seviye tekniklerden bile 2 tane öğrenebilmişti. Bunlardan biri toprakta belli açılarla çok hızlı şekilde kendini fırlatabilmesini sağlıyordu. Zıplamak gibi gözükmesi de havalıydı.

 

Ormanda avcılık yaparken yada bir yerlerde savaşıyorken ani bir şekilde kaçmak isteyin biri için yaratılmıştı. Adı “Kısıtlı sıçrama”idi.

 

Diğeride kontrol edilmesi ve öğrenilmesi çok zor bir teknikti. “Toprak Yürüyüşü” Kullanıcının toprakla ayakları temas ettiği sürece büyük bir süratle koşmasına yarıyordu.

 

Eren neden tekniğe “yürüyüş” adını verdiklerini anlayamamıştı. Zaten tekniğide tam anlayamamış sadece bir miktar işe tarar hale getirip kullanabilmeye başlamıştı. “Etki” tekniğinde ustalaştığı gibi bir gelişim için daha çok zamana ihtiyacı olduğunu biliyordu.

 

Ama gene de içten içe 2 orta seviye tekniği temel olarak öğrenmeyi iyi bir şey olarak gördü. Biraz mutlu oldu. Ama içindeki garip bir yüzünden aşırı da sevinip herkese anlatmadı.

 

1-10..Giriş seviyesi …Giriş seviyesi teknikler

 

10-20..Acemi Element Ustası …Orta seviye teknikler

 

20-30..İleri Element Ustası …İleri seviye teknikler

 

30-40..Aziz(Usta) Element Ustası …Ustalık Teknikleri

 

40-50..Asilzade …Element Kontrolü…Ustalık teknikleri

 

50-60..Lloyd …Aziz Enerji Teknikleri…Element Kontrolü…Ustalık teknikleri

 

60-70..Hükümdar* …Hükümdar Teknikleri

 

..

 

 

Özellikle daha öğrenecek çok şey olduğunu ve yolun başında olduğunu bilince gülümsemesi bile aslında iyi bir başlangıçtı.

 

Oturduğu yerden kalktı ve evin içinde biraz yürüdü. Sırtından artık beline kadar inen uzun saçları göz alıcıydı. Simsiyah saçların arasında tutam tutam upuzun beyaz kısımlarsa ancak normaldışı olarak tanımlanırdı.

 

Erenin saçları haricinde vücudu da uzamıştı. Artık karşılaştırılacağı bir yaşıtı olmamasına rağmen kesinlikle olağan 6 yaşındaki çocuklardan bir baş daha uzun olduğunu biliyordu. Vücudu daha çok küçük olmasına rağmen mükemmel bir “şekille” yoğrulmuştu. Özellikle her bebeklikten çıkmış çocukta olan tipik göbeği bile yavaşça sönmüş ve mükemmel karın ve bel hatları gözükmeye başlamıştı. Belinden ve sırtından görülen kesik ve mükemmel düzense kusursuzdu. Bazen kahverengi, bazen de açık sarı rengine dönen gözleri hala eskisi gibi sıradışı ve egzotik olsa da küçükken sahip olduğu o vahşi halide gitmişti. Artık gözleri daha insansı ve daha az bir hayvana benziyordu.

 

Zayıf ama cılız olmayan vücuduyla daha o yaşta ileride asla kilolu ve sağlıksız olmayacağını kanıtlar bir görüntüye sahipti. Tabi ani bir hastalığa yakalanırsa orası başka. Ama doğduğundan beri grip bile olmamıştı. Görünüşe göre bu dünyada pek çok hastalık yoktu. Ne kızamık, ne su çiçeği ne kabakulak ne de nezle.. Üşütüp ishal bile olmamışken artık tek ölüm sebebinin doğal afetler olabileceğini düşünen Eren hayata karşı ölüm konularında daha olumlu düşünüyordu.

 

Evden çıkıp koşmaya başladı. Bir anda yerden fırlayan küçük bir atom karınca gibi yerinden çıkramış ve arkasında garip uğultulu bir ses bırakarak ileri sıçramıştı. Ve ayakları yere değdiği an süratle koştu.

 

Köyde pek çok insan bahçelerine kurdukları küçük salıncaklar yada ağaçlara kurduklara yataklara yatıp esen rüzgarın tadını çıkarıyordu.

 

Eren çok kısa bir sürede her zaman çalışma yaptığı sunağın ilerisindeki açıklığa gitti. Bakışları yerde oturmayı düşündüğü yere kayarken kendini yere atıp oturdu. Gözlerini kapamaya hazırlanırken meditasyon için nefeslerini ayarladı. Ve tam gözleri kapanırken son bakışlarıyla bir gariplik fark etti.

 

Ağaç köklerinden biri eksilmişti.

 

Yaklaşık 1 metrelik kalınlıktaki kökün toprağı deşerek çıkarılması çok zor bir iey olunca normalde tek başına biri bile uzun süre uğraşarak bunu başarabilir. Ama Eren daha bir gün önce orda olan kök ün şimdi olmadığına şahit olmuştu.

 

Ağacın eski yeri aklındaydı. Tam oraya gitti ve diğer tüm topraktan bir farkı kalmamış sade toprağa baktı. Yere tekme attı. Zıpladı. Ve “Etki” tekniğini kullanmak için derin bir nefes aldı.

 

Meraklı şekilde ayaklarından aniden enerjiyi toprağa sapladı ve yavaşça gözlerini kapattı. Bir anda etrafındaki 8-10 metrelik alanı hissedebilmeye başladı. Toprağın altına konsantre olarak biraz inceledi. Ama nafile. Birkaç metre aşağıya kadar hiç bir şey yoktu. Kim bu kökü kazıp çıkarmışsa mükemmel şekilde yapmıştı.

 

Eren merakla yere oturup her zamanki meditasyonuna başladı. Nefes aldı ve yavaşça bilinci derinlere uzanırken etrafını umursamazca bir transa girdi.

 

Her nefesinde sadece aldığı nefesin derinliğine, sesine ve etrafındaki toprak elementi parçacıklarına konsantre oldu. Her nefeste artık geçen seneyle karşılaştırılamayacak kadar çok enerjiyi vücuduna çekip 5 farklı noktaya dağıttı.

 

Geçen seneden 2 kat daha fazla enerji çekebiliyordu. Ama geçen seneden asıl farkı enerjinin miktarı değil hızı olmuştu.

 

Artık eğitime başladığı 2 sene önceki halinden yani ilk kez etkiyi kullanabildiği andan 2 kat “hızlı” ve 4 kat fazla enerji çekebiliyordu. Ve bunun yüzünden 5 farklı kas noktasındaki noktalara enerji göndermek imkansızlık noktasında zorlaşmıştı. Sanki bir şeyler yolu tıkıyordu. Ya da artık enerji konabilecek yer çok azalmıştı. Ama Eren inatla enerjiyi daha da fazla çekti ve Toprak esansıyla sarılı enerjinin her parçasını yoğunlaştığı 5 noktasına inatla ittirdi. Öyle ciddi şekilde devam ediyorduki bir anda tıkanıklık geçince şaşırdı.

 

Ensesinde garip bir sıcaklık hissetti. Sonra aynı sıcaklığı göğsünde ve bacaklarındada hissetti. Ensesindeki ısı tüm boynunu, sırtındaki düz sinir hattını ve kuyruk sokumunu bile ısıtmıştı. Boynundan yavaşça yanaklarına ve içten içe yüzüne yayılmıştı. Burun kanallarının açılmasına sebep olmuş ve derince serin havayı akciğerlerine doldurmasına sebep olmuştu. Eren çok muhteşem hissediyordu.

 

Ayrıca sadece bu da değil başka vücut parçalarında da gariplikler vardı. Göğsündeki ısı kalp atışlarını hızlandırmış ve akciğerlerine o an anlayamadığı bir etki yapmıştı. Ve bacakları…

 

En garibi de bacaklarıydı. Bacaklarının ortasında duran noktalardan yayılan ısı Erenin mahrem bölgesine ve tüm bacaklarına yayılmış özellikle kasıklarında birkaç noktayı gıdıklamıştı. O kadar garip bir duyguydu ki Eren bu enerjinin alt bölgelerinde yaratabileceği değişimi düşünürken gülümsedi. Tahminleri doğruysa bu 5 noktasında bir değişim olmuştu. Bir çeşit evrim de olabilirdi sadece basit bir seviye artışıda, ama her neyse iyi bir şeydi.

 

Birkaç dakika değişimin sürmesi ve hiç azalmayan ısının vücudundaki bu bölgelerde değişim yaratmasını bekledi. Ve sonunda yavaşça ısı azaldı.

 

Eren gözlerini açmadan tekrar 5 noktaya konsantre oldu ve şaşırdı. Bu enerji depoladığı kabartılar çok az da olsa büyümüştü. Ve şekilleri hala aynı olmasına rağmen etraflarında küçük bitki kökleri gibi yapılar vardı. Sanki bu noktalar vücuduyla daha da iç içe geçmek için kökleriyle vücuduna tutunmuştu. Ama o kadar küçük ve milimlik bir değişimdi ki Eren hala bu noktaların %90 aynı olduğunu düşündü.

 

Eren bilmeden bir farklılık yaratmıştı. Hissedebildiği kadarıyla bu 5 noktasına biriktirdiği enerjilerin bir kısmı bir ısı dalgası oluşturarak o noktaların evrimleşmesini sağlamıştı.

 

Üstündeki giysiyi çıkarıp göğsündeki kabartıyı kontrol etti. Hala noktacık kadar bile etmeyecek kadar küçüktü ve gözükmüyordu. Ama Eren içten içe alt tabakada bir noktalık o kısmı hissetti ve gülümsedi.

 

Ayağa kalkarak “Etki” yi kullanmaya başladı. Gözlerini kapayarak daha iyi konsantre oldu. Ve yüzünde küçük bir tebessüm gözüktü.

 

Etrafındaki alanı öncekinden daha mükemmel hissedebilmeye başlamıştı. Etrafındaki bir metreyi hissetmeye başladı. Sonra 2 metreye çıktı. Eren 10 metreye çok rahat çıktığında içinden bir şey sınırlarının değiştiğini söylüyordu. 15 metre….20 metre… ve sonunda tamı tamına 30 metrelik alana ulaştığında sınıra geldi.!

 

Eren artık bu 5 enerji noktasının normal olmadığına karar vermek durumundaydı. Annesinin kitabında bile bunla ilgili hiç bir şey yazmıyordu.

 

Ayaklarındaki enerji akışını kesti ve Sunağa doğru yürüdü. Birkaç dakika sonra varmıştı.

 

Hiç beklemeden sunaktaki taşa kanını akıttı. 5 dakika boyunca beklentiyle bekledi. Aşağı kasabalardaki okullarda seviye 9u geçip “acemi element ustası-11” seviyesine ulaşan kişiler okula kabul ediliyordu. Annesinin dediğine göre 8. yada 9. seviye başlangıç seviyesindekiler bile ön elemeyi geçemediğinden Eren o okullar için önce acemi seviyeye ulaşmalıydı.

 

Sonunda sunakta şekiller belirdi.

 

“Eren Han Kugyo”

 

Soy: 8/6 Daedra(Yüksek Tür-Üstün İnsan)….8/2 Zzyxzze (Kanlı Diş Türü-Canavar)

 

Miras kalan element : Elektrik…11″……Toprak…11″…Mental…4″…Hava…2″…Ateş…1″…Karanlık…1″…Su…1″ … ……!

 

Eren gülerek Toprak 11 e baktı. Bu kadar eğlenerek ve uğraşmadan bu seviyeye çıkableceğini hiç düşünmemişti.

 

Sonuçta annesi tüm hayatı boyunca uğraşmışken 12. seviye olunca Eren gelişim hızının garip olduğunu kabul edebilirdi.

 

” Bende bir gariplik var” diyerek kendi kendine konuşurken bile Eren gülümsüyordu. Çünkü annesine bu haberi vermek onu mutlu edicekti.

 

Ama içinden gelen uyarıcı bir ses yüzünden “elektrik 11” konusunu hiç açmamaya karar verdi.

 

“Bu elektriğinde yavaştan boku çıktı..!” Eren kendi kendine söylenerek köye yürüdü…

 

 

YN:*”Bir arkadaş özelden sormuştu” Bu çocuğun haremi falan olucak mı?” Hani diğer normal eserlerde ana karakter birden fazla kızla birlikte olur ya. O tarz işte.

 

” Bende cevap vereyim Re:monster hayranı biri olarak “Evet” olucak. 😀 Ana karakterin mahrum kaldığı her zevki tadarak yaşamasını istiyorum. Ve özellikle şu “Kırmızı oda” hikayesini de boşa yaratmadım. Olaylar olaylar ..D “*

Reklamlar

SimbiyoZ – Çocukluk – 7.Bölüm – Acemi seviyeye çıkış” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s