SimbiyoZ – Çocukluk – 6.Bölüm – Başlayan Eğitim


İsteyen wattpad üzerinden de okuyabilir. buradan okumak istiyorsanız en azından girip okunma sayısını arttırabilirsiniz ona da yardımcı olur hem. İşte link – Link yazısına tıklamanız kafi 😀 

**Bu bölüm biraz daha kısa ama diğer bölüm baya uzun olacağı için böyle oldu. Kusura bakmayın. 🙂  

 

(USELESS NOTU : Birde bana sor bunu 😀 )

 

Yuzu evin önünde oturarak kendini bekleyen oğlunu görünce gülümsedi.

 

Eren günkü gibi kapının önünde oturmuş yerde bir yerlere bakarak hayallere dalmıştı. Erenin hep böyle düşüncelere dalarak saatlerce kıpırdamadan durmasına Yuzu çoktan alışmıştı. Erenin sakin ve ağırkanlı olduğuna inanıyordu.

 

“Oğlum, içeri girerim hadi. Ne düşünüyordun?

 

Eren cevap vermedi. Zaten genelde muallak şekilde susar ve cevap vermezdi.

 

Eve girdikleri o gün, çoktan kışın sonunu belli eder şekilde sıcacıktı. Kış bitmişti. Gwandi köyünün aşırı yoğun geçen tarım sezonu kapandığı için herkes çok rahatlamıştı. Günlük 2-3 saatten fazla tarlalara gidip çalışan kimse yoktu. Ve artık insanlar özel işlerine yoğunlaşmaya karar vermişti.

 

Yuzu da Erenle olan ciddi eğitime başlamaları gerektiğini düşünüyordu. Birkaç seneye birinci yetişkinlik yaşına gireceği için bu seneleri boşa geçirmelerinin hoş olmayacağını düşündü.

 

Kelewan dünyasında oldukça yaygın olarak pek çok topluluk çocuklarda yetişkinliği 2 adıma ayırmışlardı. Erkeklerde 14 ilk erkekliğe giriş vaktiydi. Ve tam 3 sene sonraki 17 yaşında da tam bir yetişkin oluyorlardı. Kızlarda durum çok az farkla aynıydı. 13 yaşlarında ilk olgunluğa erişip 16 yaşında yetişkin kabul edilirlerdi.

 

Tabi erkeklerde de kızlarda da, evlilik “büyüme evresi” denilen bu 3 senelik çağda yasaktı. Sadece bu iki geçiş dönemi arasında nişanlanmaları uygun görülmüştü. Ve uzunca süre önce yasaklanan “Beşik kertmesi yada ayarlamalı nişanlama denilen şey tamamen yasaktı. Eski çağlarda oldukça yaygın görülen bu durum bazı özel durumlar yüzünden yasaklanmak zorunda kalınmıştı. Soylu ailelerle ilgili bir çok vaka yüzünden birden fazla ülkeyi geçmişte savaşa götürdüğünden de diyebiliriz tabi.

 

Yuzuda Erenin ilk yetişkinliğine kadar elementler konusunda kendinin seviyesine çıkıp bir okula girebilmesini istedi. Ve o gün eğitime başlamak için Ereni peşine takıp ormana ilerlediler.

 

 

Eren annesinin arkasından giderken, aklında pek çok sıkıntılı şey geçiyordu. Bazılar özel meselelerken bazılarıda gizlice 2 seneye yakındır elementler üzerinde çalışmasıyla ilgiliydi. Ama annesine belli etmeden seviyesini düşük gösterip sonrada çok hızlı gelişiyormuş gibi her şeyi ortaya koyacaktı. Sinsice, birden fazla durumda ne yapması gerektiğini düşünüp kendini kurtarıcak planlar yaptı. Ve tam bu düşüncelerini kestiğinde sunağa gittiklerini sandığı yolda şaşkınlıkla dondu.

 

Önden hız kesmeden ilerlemeye devam eden annesine seslendi, “Anne sunağa gitmiyor muyuz?”

 

Yuzu yüzündeki muzip bir bakışla cevap verdi, “Bugün sana antreman yapacağımız yerimizi göstericem. Sunakla pekte bir işimiz yok. Munmer in bugün Nihan’ı evden atmak için oldukça komik planları varmış. Sunağa yarın gidebileceğimizi söyledi.” Konuşmasını bitirirken yüzünde kahkaha atmamak için kendini tuttuğunu belli eden bir ifade vardı. Ve Erenin soru dolu gözlerini görünce kendini tutamayıp gülerek ağzındaki baklayı çıkardı.

 

“Nihan a evlenebileceği birini ayarlamaya çalışıyor!….”

 

Uzunda süre gülmeye devam eden Yuzu ve Eren sunağı yaklaşık 500 metre kadar geçtiler. Yanlarındaki nehirin kenarları bile daha yükselmiş ve nehir daha aşağıdan akıyormuş gibi değişmişti. Ama aslında nehir aşağıda değil Eren ve Yuzu yukarıya çıkmıştı. Hafif eğimli yol gittikçe yükselmiş ve yoldan direk bakıldığında nehirdeki suyu bile göremeyecekleri kadar yukarı çıkmıştı. Bir kaç metre sonra hafifçe soldaki ormandan açıklık olarak kalan bir bölgeyi gördüler. Eren buranın aslında ormanın parçası olması gereken bir çizgide oluşmuş hilal şeklindeki bir girinti olduğunu ve içindeki ağaçların kesildiğini gördü.

 

“Buranın kesimini köyümüzün eski yöneticisi tarafından yapıldığını duymuştum. Buradaki ağaçları bilmeden kestikten sonra ormandaki ruhlar tarafından gece ziyaret edilip kaçırılmış. Benim doğduğum yıl olmuş bu olay. Ve o zamandan beri Munmer, Yeni Yönetici olarak görev alıyor.” Yuzu direk konuya açıklık getirdi.

 

Eren son 5 senedir yaşadığı şeylerden sonra “orman ruhları” gibi şeylere şaşırmıyordu. “he” diyip geçerek her şeye eyvallah çekerek inanmaya karar vermişti. Diğer türlü her şeye kafa yorarsa delirebileceğinden de emindi.

 

Bu yarım ay olarak oluşmuş kısımda, bazı köklerin durduğunu gördü ama sadece 3 tane vardı. Etraftaki sıkı ağaç dizisini düşününce ve geri kalan tüm ormanın mükemmel ve sık ağaçlığını, Eren bir şeyin yanlış olduğunu hissetti.

 

Yuzu, daha o sorunu bulamadan merakını giderdi. “Kökler az değil mi?”

 

Eren annesine bakınca hayretle kafa salladı. “Köyden birileri mi çıkardı?”

 

“Hayır. Eski yönetici ortadan kaybolduktan sonra her sene buradaki ağaçlıktan 2 tane ağaç kökü yok oluyor. Ben küçükken buraya ile geldiğimde bir sürü ağaç kökü hala buradaydı. Ama her sene 2 tanesi azalınca 40dan fazla kök azaldı. Geçen sene bile gelip buraya baktığımda sadece tam 5 tane görmüştüm. Tam şurada ve şuradaydılar.”

 

Yuzu eliyle iki farklı toprak parçasını gösterdi. Ama tam o noktalardaki toprak o kadar kusursuzdu ve normaldi ki Eren durumu istemeden biraz garip buldu.

Yuzu Erenle toprağın ortasındaki bir yere gidip yere oturdu. Ve ilk gün elementlerin temelleriyle ilgili konuşmaya başladı. Bu kısımlar zaten daha önce de anlattığı teorik ve genel kısımları kapsıyordu.

 

“Eren başlangıç seviyesinde birden fazla elemente yatkınlığı olan kişiler genelde hepsini aynı anda geliştirmeye çalışmazlar. Çünkü ilk baştaki birkaç başlangıç seviyesinde elementler arasındaki gelişim hızı çokta farklı olmaz. Bu yüzden tek tek elle tutulur seviyelere kadar çalışıp hangisine daha çok yatkınlığın olduğunu ölçmen daha iyidir. Bu yüzden senin teorik bilgilerini zaten öğrendiğin toprak elementi ile başlayacağız.

 

Yuzu Erenin zaten kolunda olan bilekliğe bakarak onaylar şekilde kafa salladı.

“Başlangıçta zor gelicek olsa da sana toprak enerjisini hissetmeni sağlayacak bir meditasyon yöntemi öğretmeye çalışıcam. Bu seneler sürecek bir çalışma olduğundan bu sürede fazla enerji götürmeyen en basit tekniklerle de antreman yapıcaz.”

 

Eren yüz ifadesini pek değiştirmemeye çalışarak şaşkınlığını gizledi. “Yıllar sürmek mi? Annem biraz abartıyor sanki.” diye düşünürken Eren kafası karışmış şekilde dinlemeye devam etti. Sadece birkaç kısa ayda mükemmel şekilde meditasyona girebilmiş ve elementi hissetmekle kalmamış birde onu kontrol etmeyi de çözmüştü.

 

“Eğer yetenekliysen genelde 1.5 – 2 senede elementi hissedebildikten sonra onu kontrol etmek içinde uzun süre çalışıcaksın. Bu iki süreçte sana çok fazla yardımcı olamam. Bunlar her gün saatlerce çalışmayla oluşan şeylerdir. Ve sonrada vücudunda geçici süre enerji biriktirme eğitimiyle birlikte ilk orta seviye tekniklere başlarız. O sırada bir tekniği oluşturmak için gereken enerjiyi kısa süreli oluşturmak için her tekniğin ne kadar enerji gerektirdiğini bilmen gerekicek. Ama neyse bu zaten sonranın meselesi. Şimdi sana temel meditasyon şeklini gösteriyorum. İyi izle.”

 

Yuzu yere oturup bacaklarını bağdaş kurarak katladı. Elleri yukarı bakacak şekilde dizlerinin üstündeydi. Kafasını yukarı güneşe bakacak şekilde kalkık tuttu. Sanki tanrıyla konuşan bir melekmiş izlenimi veren görüntüsüyle gözlerini de kapadı ve burnundan nefes alırken hem burun hem ağızdan çok doğal şekilde yavaşça nefes verdi. Gözleri göz kapakları arkasında daha da az hataket ederken kendini saldı ve nefesler arasında kendini kaybetti.

 

Ama Eren annesinin kendi meditasyonuna benzemeyen şeyler gösterdiğini de anlamıştı. Mesela Eren çoğunlukla elleri ortada birleşik dururken, eğer diz üstlerine koyarsa da avuç içleri hep aşağı bakardı. Ve kafası da aşağıyı hedef alan ama karşıya odaklı bir şekildeydi. Eren hep hafif kambur durarak otururdu, annesinin sırtı ise çok düzgün ve mükemmel vücudunun elverdiği en iyi açıyla mükemmel bir diklikteydi. Kafasıda sürekli yukarı yönelmişti.

 

Ayrıca annesini nefes alış sıklığı…açıkça …çook hızlıydı.

 

Eren pek çok farklılığın arasında en büyük olarak bunları görebildi. Ama hislerine göre annesiyle farklı yaptığı şeyler bunlarla sınırlı değildi. Biraz düşündükten sonra farklı insanların özellikle farklı elementler için daha değişik şekilde eğitim şekilleri oluşturabileceğini anlayarak kafa salladı.

 

Yere oturdu ve annesinin karşısında kendi tarzında meditasyon haline girdi. Açıkça annesi kendi yaptığı şeyi taklit etmesi için Erene zaman tanımak için kendi de çalışıyordu.

 

Eren gözlerini kapayıp çoktan mükemmelleştirdiği şekilde meditasyona girdi. Ve annesinin çalışma tarzıyla kendisininki arasındaki farkları düşünerek zaman geçirirken bir süre gözünü açmadı.

 

 

Ağırlaşmış gözleri açılırken boğazında bir yutkunma ihtiyacı ile kurumuş boğazı yüzünden rahatsız oldu. Alnına düşmüş olan uzun saçlarının bir kısmını bağlanmış ve arkasından sarkmakta olan geri kalan saçlarına götürdü. Ve sonunda etrafının farkına vardı. Annesi karşısında oturmuş kendini izliyordu.

 

Eren zaten annesinin çoktan gösterisini bitirip meditasyonu kestiğini hissetmişti.

 

Artık etrafındaki çoğu şeyi derin meditasyon halinde bile hissedebildiğinden anlamıştı anlamasına. Ama bir şey onu tutmuştu. Bir şey onu düşüncelerinden koparıp derinlemesine meditasyona sokmuştu.

 

“Sanırım bu meditasyon işini çözdüm anne.” Gülümseyerek annesine bakıp gözleri mutlulukla bakan annesinden cevap bekledi.

 

..”Daha şimdiden çözdün…yani..ilk seferinde bunu çözdüysen eğer…..?!”

 

Annesi şok geçiriyor gibiydi. Erenle o akşam eve gittiklerinde Eren en sevdiği yemeklerden yapan annesini mutlu ettiği için çok mutluydu. Annesinin ondan şüphe duymaması ise daha da sevindirici olmuştu. Oyalanarak yedikleri yemekten sonra Eren yatmadan önce 5 ay kadar önce ustalaştığı “Etki” tekniğini kullanmaya karar verdi.

 

Toprak Elementi Başlangıç Tekniği “Etki”!

 

Eren köşede arkasını duvara dayayarak elindeki iplerle oynayan dedesine çaktırmadan gözlerini kapattı. Arka bahçede bitkileriyle ilgilenen annesi de sıkıntı yaratmıyordu.

 

Gözlerini kapadığı anda etrafındaki duvarlar ve evin zeminini saran eşyalar sanki gözleri açıkmış gibi aklını doldurmaya başladı.

 

Eren ayakta olmamasına rağmen dizlerini karnına çekip ayaklarını yere bastırıyordu. Ayaklarının altından çıkan enerji ipliklerinin toprakla kurduğu bağ sayesinde mutlu hissediyordu. Ayrıca sürekli içten içe enerji çeken bu ipliklerin her “Etki” yi kullandığından çok hızlı şekilde enerji aktardığını biliyordu.

 

Gerçi artık toprak enerjisini biriktirdiği 5 noktasına daha fazla enerji gönderemiyordu. Aslında gönderiyordu ama eskisi kadar fazla enerji dolduramadığını hissetmesi 2 ay önce olmuştu. Açıkça Etki tekniğini 5 ay önce başarıyla kullandıktan sonra etraftan ve topraktan çektiği enerji miktarı 2 kattan biraz fazla artmıştı. Bu yüzden de “aşırı” miktarda enerji biriktirince bu 5 nokta dolmaya yaklaşmıştı.

 

Eren bunun bir sıkıntı olup olmadığını bilmiyordu. Ama tüm izlediği filmleri, çizgi filmler, okuduğu çizgi romanları düşünüp fantastik bir bakış açısıyla düşününce bu yavaşlamanın sıkıntı olmadığını hissediyordu.

 

O an yerde serili olan sert hasırın üzerinden yere koyduğu ayaklarından hala enerji çekebilmesi ise onun için kısa süre önce fark ettiği bir sürpriz olmuştu. Yerle direk bir temas olmasa da aradaki nesneler “Etki” yi yada enerji ipliklerini engelleyemiyordu.

 

Etrafındaki objeleri hissederek küçük gizli antremanın bir kaç dakika devam edip sonra da o an için kesti. Uyumak için uzandı ve gözlerini kapattı.

 

İlk kez annesiyle antreman yaptığı o gün annesinin arka bahçeden çıkıp yanına geldiğini bilmiyordu. Annesinin avucunu Erenin alnına koyduktan sonra birden ortaya çıkan endişeli gözleriyle 5 yaşındaki çocuğu izlediğinde düşündüklerini de bilmiyordu.

 

O gün açıkça Eren derin bir meditasyon haline geçmişti. Ve fark etmediği şekilde ellerinden elektrikler fışkırmıştı. Üstelik sesiyle de gücüyle de oldukça fark edilir derecede güçlü bir elektrikti. Yuzu da tabiki bu durumu fark etmişti.

Endişeli yüzü rahatsız ve kötü olasılıklarla doldu. Ve diğer elinde tuttuğu metalimsi bir şeyden yapılmış bilekliğe baktı. Açıkça sunaktan çıkmış bilekliklerden biriydi. “Yıldırım bilekliği”

 

Yuzu bilekliği lanetli bir şeymiş gibi kötücül şekilde tuttu.

 

“Elektrik.”

 

“Ah Tanrılar! Ne kötü bir kaderle lanetlediniz oğlumu?

Reklamlar

SimbiyoZ – Çocukluk – 6.Bölüm – Başlayan Eğitim” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s