SimbiyoZ – Çocukluk – 4.Bölüm – Köydeki Misafir


İsteyen wattpad üzerinden de okuyabilir. buradan okumak istiyorsanız en azından girip okunma sayısını arttırabilirsiniz ona da yardımcı olur hem. İşte link – Link yazısına tıklamanız kafi 😀 

Adamın sözünü çok ciddiye alarak bir adım daha yaklaşan Eren, bu 60 yaşın üstündeki adamın şaka yapıp yapmadığını merak etti.

 

Yaşlı adam, çocuğun yanında ayağa kalkıp gerinerek sırtını kütletti. Biraz rahatlamış gibi mutluca tebessümüyle köye yürümeye başladı. Ama bir an sonra arkasına döndü ve çocuğa daha dikkatli baktı.

 

“Sen de kimsin?”

 

Eren normal şekilde cevap verdi. “Adım Eren. Dedem ve annemle bu köyde yaşıyoruz.”

 

Yaşlı adam, gözleri çocuğu tararken kısa süreliğine bakmaya devam edip köyün merkezinde uzaktan bakan insanlara doğru yürüdü. Yürürken de kendi kendine düşünüyordu. “Bu çocuk bir Gwandi değil ve bu köyde kalıyor demek. Hemde böyle bir yarı canavar imparatorluklardan ve sıcak topraklardan bu kadar uzakta doğmuş. Gerçekten ilginç.”

 

Adam yüzündeki tebessümü hiç bozmadan gülerek köylülere bağırdı. “Benim benim, sıkıntı yok. Nihan geri döndü.”

 

Kahkahalarını duyup adama dikkatli bakan köydeki herkes, adamın kimliğini fark ettiği an gülmeye başlayıp rahatladı. Çünkü bu yaşlı adamı seneler önceki ziyaretinden tanıyorlardı. Daha doğrusu bu deliyi.

 

Eren adama arkadan bakarken, Nihan denen bu garip yabancının herkesle tokalaşıp sonrada bazılarının yanaklarından öpmesini, arada sırada zıplayıp sonrada bazı isimleri saymasını izledi. Adam seneler önce gelmiş olsa bile hala bir sürü insanın isimlerini hatırlayıp birde orada olmayanların nasıl olduğunu, halini hatırını soruyordu. Hiç utanmadan birkaç kişiyle dalga geçtikten sonra yavaşça sağa döndü ve uzaktaki bir eve odaklanarak yürüdü.

 

Eren bu evin kendi evlerinin hemen yanındaki Yönetici Munmer in evi olduğunu gördü.

 

Nihan kapıya hiç vurmadan direk kapıyı açmış ve neşeli bir kahkahayla bağırarak-“Ben geldim ..!”- içeri girmişti. Eren şok içinde bir süre bakakaldı ama sonunda toparlanıp evine girdi.

 

Adamın köye gelişi pek çok şeyde değişim yaratmasa da insanlar daha mutlu gözüküyordu. Köyün ruh halinde gözle görülür bir değişim olmuştu. Özellikle insanların sabah tarlaya yada özel işlerine giderken hep Erenlerin sokağından geçmesi bile oldukça garipleşmişti. Bu adamla karşılaşmak için herkes özellikle çaba harcıyor gibiydi.

 

Ama Eren adamın “Işınlandım” demesi hariç diğer hareketlerini umursamadı. Bir süre sonrada günlük çalışmalarına ve meditasyonuna odaklandı.

 

…İki ay geçti…

 

Hava iyice soğudu ve günlük tarlada çalışma saatleri oldukça arttığından Yuzu Erenle fazla ilgilenemiyordu. Eren 2 ay önce gelen adamın köye kendi doğmadan 2 sene önce gelmiş deli bir mühendis olduğunu öğrenmişti.

 

Adamın 5 sene önceki ziyaretinde ayaklarına değişik cisimler takıp nehirden aşağı doğru kayarak gitmesinden sonra herkes bu adamdan umudu kesmişti. Ama şimdi geri dönmüştü ve bu sefer gene ilginç şeyler yapar diye herkes bir gözünü üstünde tutuyordu.

 

Önceki gelişinde sadece 1 gün kalsa bile birden ortaya çıkardığı aletlerle ve nehire çıkıp herkese gülerek “Tatsunayı yenicem beyler!” demesi hala hafızalardan çıkmamıştı.

 

Özellikle Nihan şu anda Tatsunadan aşağı kadar indiğini söylüyordu.Ama Erene görede Tatsuna nehri onbinlerce kilometle aşağıya inen gezegenin en büyük nehiriydi. Hatta boyutu teknik olarak eski gezegenindeki koca bir kıtayı hayatta tutan Nil nehrinin 2 katı uzunluğunda ve yaklaşık 1.5 katı genişliğindeydi.

 

Ve Nil nehrini utandıracak kadar da şiddetli olduğu bazı yerlerinde, aşırı dengesizliği yüzünden köprü bile kurulamıyordu! Üzerinde köprü kurulamayan ve geçişin olmadığı bir nehirden yaşlı bir adamın geçip geçmemesi Eren için oldukça netti.

 

Eren Tatsunayla ilgili öğrendiği şeylerden sonra bu adamın bir yalancı olduğuna inanıyordu. Ama bununla ilgili de bir problemi yoktu. Okuma yazmayı çoktan öğrendiği için zaten annesinden özellikle beklediği bir şey kalmayınca sürekli köyün dışındaki ağaçlıklarda yada nehir kenarında yaşlı adamın gürültüsünden uzakta zaman geçiriyordu.

 

Annesinin kitabını da ele geçirip içindeki başlangıç seviyesindeki tekniklere göz gezdirirse bu yaşlı adamdan 10 tane bile fırlasa sorun etmezdi.

 

Evinin her yerini karıştırıp dedesi dışarıdan dönmeden kitabı sonunda buldu. Arka odadaki yorganlar ve döşeklerin en altındaydı. 10 dakika kadar dizili yorganları bozmadan kitabı çıkarmak için uğraştıktan sonra Eren anında açıp kitabın başını açtı. Yaklaşık 200 sayfalık kitabın tüm sayfaları ayrılmış ve kopuk kopuktu. Bu yüzden özenle her sayfası yazılarla doldurulmuş kitaba çok nazik davrandı.

 

İlk birkaç sayfada teorik bir kaç şeyi geçince Eren temel enerji tekniklerinin yazılı olduğu bir sayfa buldu. Hemen elektriğe baksa da onla ilgili hiç bir şey yoktu. Bu yüzden temel toprak elementine baktı. Sıralanmış teknikler ve ne oldukları yazıyordu. Çoğu teorik yada zaten temeli olanlar için yazılmış bilgilerin arasından ihtiyacı olan şeyler aradı. Annesinin henüz öğretmeye gönüllü olmayacağı bir şeyler. Ama inatla hep karmaşık ve büyük çaplı enerji manipüle etmeye dayalı şeyler görüyordu.

 

Eren harekete dayalı ve çok zor şeylerdense eğitim hızını artıracak aşırı basit bir şeyler ararken sonunda aradığı şeyi buldu.

 

Başlıkta adının”Etki” olduğunu gördü.

 

Yazılanları okurken Erenin yüzüne bir gülümseme yerleşti.

 

” Toprak elementi temel tekniklerinden biridir. Kişiden kişiye gücü ve yan etkileri oldukça farklılık gösterir ama başlangıç teknikleri içinde en temeli olarak en kullanışlı teknik olarak da bilinir. Kullanıcının etrafındaki titreşimlerle uyumlu hale gelmesi ve etrafındaki her şeyi hissedebilmesi başlıca görülen etkisidir. ”

 

Eren hızlıca tekniğin olduğu sayfada hem kitabın hemde annesinin yazdığı şeyleri ezberleyip birkaç sayfaya daha hızlıca baktı. Ama geri kalan şeyler fazla zor ve karmaşık gelince kitabı kapayıp eski yerine koydu. Dedesi gelmediği için oldukça şanslı olduğunu biliyordu. Bu saatlerde dedesi özellikle Erenin peşinde dolaşma gibi bir huy edinmişti. Ama yalnız olduğunu fark edince dışarı çıkıp sokakta yürümeye başladı.

 

İleride sesler duyunca normalde oldukça sessiz olan köyü bu kadar gürültülü hale getiren adamı görmek için merakla baktı. 3.5 yaşında birine yakışmayan bıkkın bir şekilde iç çekti. Belki de yakışmamaktan çok beklenmeyecek denmelidir.

 

Çünkü gözleri parlak ve sarımsı bir ela rengindeydi. Biraz hayvanların gözlerini andırıyor gibi garip bir ışıltısı vardı. Ve bu gözler çok zekice bakıyordu.

Doğduğundan beri bu şekilde baktığından ve bu gözlere sahip olduğundan köydeki kimse bir gariplik fark etmemiş olsa da aslında yaptığı bazı şeyler göze çarpacak kadar büyüktü.

 

Eren için bu şeylerden en büyükleri de aşırı belirgin duygu ifadeleri olmuştu. Gülerken dişlerini örtmek için eliyle kapattığı ağzı, utanırken örttüğü yüzü ve en önemlisi iç çekmeleri. Bunlar o çevredeki insanların kullanmadığı şekillerdeydi. Bunlar Erenin eski hayatından kalmış alışkanlıklardı! Ve bunu şimdilik fark eden de biri yoktu. Eren bile bu belirgin yabancı yönünü fark etmemişti.

 

İlerideki kahkahaların Nihandan geldiğini tahmin etmişti. Ve yanılmadan etrafındaki birkaç kişiye anlattığı hikayeye devam eden yaşlı adamı gördü. Kahverengi saç ve sakalının arkasındaki yüz oldukça yumuşak ve aptal gözüküyordu. Ama Eren adamın o an sahte bir ifade kullandığına emindi.

 

Kendi kendine tekrar iç çekti.”Bu adam bir yalancı olmalı.”

 

Yaşlı Nihan hariç etraftakileri hiç umursamadan tekrar nehrin köy tarafındaki yola gitti ve köprüyü geçmeden dümdüz yukarı çıktı. Normalde nehrin köy tarafında iki patika vardı. Biri sağa doğru kıvrılarak köyün diğer ucuna varan ve tarlalara doğru giden yoldu. Diğeri de dümdüz nehrin yanından yukarı çıkandı.

Eren bu yoldan biraz yürüyüp belli bir noktada durdu. Genelde meditasyonla uğraştığında hep buraya gelmeyi alışkanlık haline getirmişti. Hatta Deli Nalan ın geldiği gün de bu noktada oturuyordu.

 

Yavaşça demin okuduğu şeyleri gözden geçirdi ve ayaklarındaki bez ayakkabıları çıkardı. Ellerini yanlarında serbest bırakıp gözlerini kapattı.

 

Kitapta yazdığına göre vücudun ana kas ve sistemleri başlıca üçe ayrılıyordu.

 

Her bir parçaya ayrı bir kas kütlesi deniyordu. Birincisi bel sokumundan ensesine ve oradan da kafatasının içine kadar süren “sinir kütlesiydi. İkinci kütle bel-göbek üstünde duran organların oluşturduğu “göğüs kütlesiydi. Üçüncüsü de tabi ki “bacaklardı. Genel olarak bu üçünün birbiriyle olan iletişimini mükemmelleştirdikten sonra okuduğu “Etki” denen tekniği kullanabilmek kolaydı.

 

Diğer türlü Tekniği geçelim, Erenin genel olarak toprak elementinde ilerlemesi bile imkansızdı. Toprak elementindeki çoğu şey vücudun kas kütleleri birbiriyle uyumlu olduktan sonra kullanılabiliyordu.

 

Eren ayakta artık durmasına gerek kalmadığını anlayarak yere oturdu ve meditasyon durumuna geçti. “Öncelikle toprak elementini hissedebilmeliyim.”

 

Tam bir ay doğru pozisyonu ve nefes düzenini oluşturarak geçtikten sonra ikinci ayda yeterince enerji kullanabilecek kadar iyi bir gelişim sergiledi.

 

Nefeslerini doğru aldığı sürece tek seferde kullanabildiği enerjiyi artırabilirdi.

 

Bir ay daha geçti. Bu ayın sonunda artık direk olarak vücudunu saran toprak enerjisini diğer her şeyi unutmadan da hissedebilmeye başlamıştı. Normalde bir elementi hissedebilmek çok zordur. Genel mirası içinde yeteneği olan birisi bile, elementi hissetmek için meditasyon halinde tam olarak konsantre olarak kalması gerekir.

 

Ama Eren 3 aylık deneme yanılma eğitimiyle artık meditasyon halinde başka şeyler düşünerek Toprak elementini hissedebiliyordu.

 

Bir ay daha geçti.

 

Artık ne bağdaş kurarak ne de özel bir nefes almadan Eren etrafındaki süzülen ve bastığı yerleri kaplayan Toprak enerjsini hissedebiliyordu. Hiç uğraşmasa bile bunu çok doğal şekilde hissedebiliyordu. Özellikle havadaki bir kaç parça enerji huzmesinden çok yerdeki yüzlerce kat daha büyük olan enerji artık çok netti. Ve eğer meditasyon haline geçerse sahip olduğu bağ ve hissettiği toprak elementi aşırı artıyordu.

 

İlk adımı atalı 4 ay olduğundan artık etrafındaki yeterince toprağı hissedebildiğini kabul ederek kabul etti. İlk kez kitaptan tekniği okuduğu günde olduğu gibi ayakkabılarını çıkardı ve ayaklarının altındaki toprağı hissederek her ayağını bir kez kaldırıp tekrar indirdi.

 

Ayaklarını havaya kaldırdığında hissettiği şey sanki mıknatısla birbirine bağlanmış iki bütünün arasında olan bir kopma gibiydi. Ayağını kaldırdığında bir parçasındaki kopuyor gibi hissettikten sonra tekrar ayağını yere değdirdi ve yeniden o hisse sahip oldu. Artık büyük bir şeye bağlanmıştı.

 

Birkaç saniye ne yapacağını düşündü. “Şimdi temelleri gözden geçirmeliyim.”

 

Kitapta yazanlar sıralama halinde yazılmıştı.

 

“1.adım. toprak elementini hisset

 

2.adım. elementi vücudunun 3 ana kas kütlesinde biriktirmeye başla

 

3.adım. tekniğin öğrenilmesi”

 

İlk iki adımın genel olarak hazırlık aşamaları olduğunu çoktan anlamıştı. Bu yüzden 2. adıma geçmesi gerektiğini fark etti.

 

Kitapta yazanlara göre artık kas kütleleriyle ilgili konuyla ilgilenmeliydi. Çünkü toprak enerjisini etkili bir seviyede hissedebilenler ancak onu kontrol edebilir ve 2. adımı başarıyla gerçekleştirebilirdi.

 

Kitapta yazanlara güvenmekten başka çaresi olmayan Erende direktifleri izlemeye devam etti.

 

Önce ensesine bir parça toprak enerjisi gönderip orada enerji biriktirmeye başladı. 3 Gün kadar yeterince doğru şekilde sürekli ensesine enerji yolladıktan sonra bir şey fark etti. Artık aynı noktaya enerji gönderirken aynı zamanda daha fazla enerji çekebiliyordu. Bu yüzden o andan itibaren tam göğsünün altına doğru da aynı şeyi yapmaya başladı.

 

Ama bu sefer hem ensesine hemde göğüs altına enerji gönderiyordu. Ve bu sürece alışmak başka olduğu kadar kolay olmamıştı. Bu sadece tek bir parçasına göndermekten çok daha zordu. Bu yüzden yaklaşık 1 hafta devam ettikten sonra bu seferde bacaklarında genel olarak dizlerinin üstlerindeki kısma enerji göndermeye de başladı.

 

Vücudun 3 kısmına nefes alarak etrafından çektiği enerjiyi göndermek çok zordu. Aslında Eren ne yaptığını veya nasıl yaptığını bilmiyordu. Aslında niye yaptığından da emin değildi. Ama gene de yapıyordu.

 

Bir hafta geçti. Hala aynı şeyi günde 1-2 saat yapmaya devam ediyordu.

 

1 ay geçti. Ve değişim olmadı.

 

Sonunda bu enerji gönderimini yapmaya başladığı günden 4 ay sonra ilk kez vücudundan bir değişim hissetti. Vücudunda enerji gönderdiği kısımlarda bir değişim oluşmaya başladı. Vücudu oturduğu yerde titremeye başlayıp içinde hem kusma hemde gülümseme isteği uyandıran bir değişim yarattı.

 

Bu his yüzünden birkaç saniye çok garip ve kötü hissetse de bir süre sonra kalbinin altında, ensesinde ve bacaklarında oluşan bir değişimi hissedebiliyordu.

 

Sonunda “garip spazm” olarak adlandırdığı şey bittiğinde üstündeki kıyafeti ve altındaki bez şortu çıkarıp vücuduna baktı. Bacaklarının tam diz üstündeki bölümünün ortasında, göğsünün hemen ortasında bir çıkıntı(kabartı) oluşmuştu. Bir noktadan azıcık büyüktü ve kendi tam olarak o noktaları hissetmese dışarıdan bakan biri de anlayamazdı. Teninin herhangi başka bir noktasından dışta bir farklılıkta pek belli olmuyordu.

 

Bu izlerden bir tanede ensesinde olduğunu hissedebiliyordu. Ayrıca bu izler oluştuktan sonra etrafındaki havada dolaşan ve ayaklarının altında duran toprak enerjisini daha net hissedebildiğini de fark etti. Sanki bir anda bir bilgisayar Rpg oyunundaki karakteri level atlamışta güçlenmiş gibi bir hisse kapıldı.

 

Evet bir farklılık olduğunu hissedebiliyordu. Çıkıntıların sade ve berrak görüntülerinin ten rengiyle uyumlu olmalarıyla birlikte çok normal gözüktüğünü anlasa da gerçekten mutluydu.

 

Mutluluktan kahkaha atmaya başladığı o gün Eren 4. yaş gününe 2 ay kalmışken “başarıyı” tüm vücudunda ve kalbinde hissetti.

 

 

Reklamlar

SimbiyoZ – Çocukluk – 4.Bölüm – Köydeki Misafir” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s