SimbiyoZ – Giriş…Araf 2


İsteyen wattpad üzerinden de okuyabilir. buradan okumak istiyorsanız en azından girip okunma sayısını arttırabilirsiniz ona da yardımcı olur hem. İşte link – Link yazısına tıklamanız kafi 😀 Neyse ilk bölüme başlayalım,

Daha önceki uzun süren uyanışı da eklersek 1 saattir o toprak alanda bulunuyor ve ismi hariç hiçbir şeyi hala hatırlamıyordu. Birkaç dakika önce bulunduğu yerde bir terslik olduğunu düşünmeye başlamıştı.

 

Artık çok canlı ve mantıklı düşünebilen biri haline gelmişti. Kim olduğunu hatırlamıyor olsa da her şeye şüpheyle bakarak eski hayatında burası gibi bir yerde hiç bulunmadığını çözebilmişti. İçindeki şeyin sürekli kendine “İlerle” demesinden de bıkmıştı.

 

Artık ilerleyip ilerlemediğinden bile emin değildi. Sürekli adım atsa da ilerlediğini gösteren hiçbir şey yoktu. Arkasında ki gökyüzüne ucu olan yer ise hala gözüküyordu ve en mantıksız gelen şey de buydu. Eğer ilerliyor olsaydı arkasında uzaklaşması gereken uç nokta neden hala oradaydı. Birkaç adım geri gitse hiç ilerlememişçesine uç noktaya geri döneceğine nasıl bilebilirdi.

 

“O bölgenin yapısı senin geldiğin yerdekinden farklı. Çözüm bulman gerek!”

 

Çözüm mü bulucam? Nasıl” diye düşünürken kafasındaki normal denilen şeyle burayı karşılaştırmayı da ihmal etmedi. Farkları iyi incelemek çözüme yaklaştırabilir. Üstelik kafasında gereksiz hiçbir şey olmayan bir beynin ne kadar verimli çalışabileceği tahmin bile edilemez. Geldiği yeri hatırlamıyor olsa da kafasında ulaşabildiği hislerine güvenerek düşünmeye devam etti.

 

Etrafına bakarken her şeyi ayrı ayrı değerlendirerek baktı. Yukarıyı aşağıdan ve arkayı önünden ayıran hiçbir şey yoktu. Tek istisna arkasında 1 saat önce uyandığı uç yerdi. “Mantık alışkın olanlar için işe yarar” diye bir söz vardır. Eren ne bu sözü ne de anlamını biliyordu ama aklına gelen fikri düşündüğü an işe yarayabileceğini de hissetmişti. Uyandığından beri hislerine ve algısına bağlı olarak istediği her bilgiyi almıştı ve belki bu bölgede aynı şekilde çalışıyor olabilir diye düşündü. Belki de kendine ilerlediğini inandırabilecek bir şey yapmak olumlu bir kanıt sunacak ve gerçekten ilerleyecekti. Yavaşça ve farkında olmadan derin bir nefes alıp iyice sakinleşti. Aklından ilerlemenin nasıl olabileceğini düşünerek kendini şartlandırdı. Ve bunu o kadar net bir düşünceyle yaptı ki demin ilerlemenin anlamını bilmeyen biri olarak ilerleyemeyen vücudu artık ilerleyecekti. İçinde bir gram bile kuşku olmaması sayesinde bunu başarmıştı ama Eren şans eseri başarmıştı. Hayatında hiç başarısızlık olmamış biri olarak istediği bir şeyin sonuç vereceğinden emindi. Bir gram bile tereddütü olsaydı orada sonsuza kadar takılı kalabilirdi.

 

Ama başardığı şeyin ne kadar önemli olduğunu bilmeden ilerlemeye devam etti.

 

Kurtulması gereken bir çeşit “kötü” tuzakta olduğunu bilerek tekrar arkasındaki uçurumun ucunu kontrol etti. Aynı şekilde henüz hiçbir değişiklik olmamış yeri görüp arkasına döndü. Aynı yoldan tekrar yürümeye başladı. İçinde kötü hisler olmadığından ve yaptığı şeyin vermesi gerektiği sonucu bildiğinden(ilerlemek-mesafe kat etmek) demin bir değişiklik yaratmıştı. Tabi, o bunu bilmiyor ve arada sırada dönerek uçurumu kontrol ediyordu ama bir süre sonra Eren de fark etti.

 

Artık ilerliyordu.

 

“Şimdi hızlıca yürü ve yolun sonuna git. Çok uzun sürmez.

 

Sesi görmezden gelip biraz da içindeki son hisleri anlamaya gayret etti. Artık içinden yükselen bir sesin olması da burnunun olması ve koku alabilmesi kadar normaldi onun için. Her şeyin yeni olduğu o anlarda, o sesinde normal kavramına uyduğuna inanmıştı bir kere. Ve yürürken de sesin dediği şeyden çok “korku” ve “heyecan” hisleri üzerine düşündü. Ama onları anlamıyor sadece ne olduklarını biliyordu..

 

 

20 dakikalık bir yürüyüşün sonunda gördüğü her yerde değişikler oldu. Artık etrafındaki gökyüzü daha derin ve yoğun bir renge bürünmüştü. Sanki birkaç metrelik puslu bir perde vardı da içinden geçince o bölgenin de özellikleri değişiyordu. İçinden bir şey yavaşça artan siyahlığa “karanlık” dedi. Sanki mekân değiştirmiş gibi son birkaç dakikadır attığı her adımda renkler daha gececi ve karartılı şeylere dönmüştü. İlk kez gördüğü bu renkler (siyah,gri..) hoşuna gitmekle birlikte Erene biraz da korku vermişti. Sebebini bilmediği halde ilk saniyelerde bu karanlık onu biraz “ürkütmüştü. Sonradan korku hisleri geçse de sebebini merak etmekten kendini alamadı. Karanlıkla ilgili “ne” onu korkutmuştu?

 

Şimdi de tamamen geceye dönüşmüş mekânda az da olsa görebildiği yolda yürüyor ve ileride tekrar gördüğü aydınlığa ilerliyordu. Önceki gibi açık ve parlak bir gökyüzüyle karşılaşacağını düşünürken önündeki ışığın belli bir yerden geldiğini gördü. Henüz ne olduğunu net göremiyordu ama bu şeyin “ne olduğunu şimdiden merak etmişti. Eren yaklaştıkça ışık arttı ama ışığın geldiği yeri iyice seçemez oldu. Öyle ki aralarında yaklaşık 5 metre varken artık gözleri kamaşıyordu. Üstelik kalbinin hızlı atışı ve hızlanmış nabzıyla aşırı heyecanlanırken hislerinin kontrolünü de bir miktar kaybetmişti. Önündeki şeyi ölesiye merak ediyor, keşfedilmemiş yepyeni bir şey bulmanın heyecanıyla resmen haz duyuyordu. Gözlerini kısarak ve gülümseyerek yaklaştı. 1 metreden biraz fazla bir mesafede durup ne olduğunu anlamak için kendini zorladı.

 

..!

 

Aklına gelmiyordu. Daha önceki gibi ne olduğuna konsantre olursa öğreneceğini düşünürken bu şeyin bir nesne olabileceğini düşündü ama ismini bulamadı. İçindeki sesi tekrar duydu.

 

“Bu şey bir “gedik!”

 

Gediğin” ne olduğunu merak etti ama aklına gelmiyordu. Görmediği, kokusunu almadığı veya diğer duyularıyla hissetmediği şeylerin bilgilerini hatırlayamayınca bu gediği daha önce görmediği bir şey olarak kabul etti. O an “hiçlikle karışık bir boşluk” anlamına gelen “gedik” kelimesini anlayamadı. Her ne ise etkileyici bir şey olmalıydı. Bu kadar parlayan bir şey basit bir şey olamaz diyerek geldiği uçurumda uyandığından beri öğrendiği her şeyden daha karmaşık ve özel bir şeye baktığını da bir şekilde anladı. Bu düşünceden birkaç saniye sonra da yüzündeki gülümseme azalıp yerini tekrar “merak a bıraktı.

 

Anlık dürtülerle, hala parlayan ve dalga dalga etrafı aydınlatan şeye elini uzatmak için elini kaldırdı. İndirdi. Sonra tekrar kaldırdı. Elini havada bekletirken koluna bakarak ışığın gözlerine verdiği zararı azalttı ve karar vermeye çalıştı. Dokunmalı mıydı? Yoksa beklemeli miydi?

 

Birkaç saniyeden sonra henüz bulamadığı turuncu renkli portakalı tekrar hatırlayıp dişlerini göstererek gülümsedi. Belki de portakal bulmasına yardımcı olabilecek bir şeydi bu “gedik. Elini kalkık pozisyonundan ışıklı nesneye doğru yavaşça uzattı. Dokunmasına ramak kala duydu.

 

Ve sonra bir anda yeni bir hisle sarsılarak sırıtmaya başlayıp elini uzattı.

 

“Cesaret” denen şey göğsünde ve tüm hücrelerinde henüz anlayamadığı bir enerji pompalarken hala yeni hislerin var olmasına da şaşıyordu.

 

Eli Gediğe yaklaşırken artık ışıktan kaçınmaya çalışmıyordu. Gözlerini alıcak kadar parlak bir ışığa sahip olsa da bulunduğu bu garip yerden çıkmak için tek seferlik bu uğraşı gerçekleştirmeliydi. En azından az miktarda deneyiminden çıkardığı şeylerle gediğe yaklaşması ve içine bakması gerektiğini düşünüyordu. Bir adımla gedikle arasındaki mesafeyi yaklaşık yarım metreye düşürüp eliyle ışığı tutmaya çalıştı.

 

Gedik havada dönen, kıpırdayan, ışık saçıp bazen büyüyen ve sonra tekrar küçülen bir şeydi. Küçük bir fener boyutunda olsa da etrafındaki ışığın parladığı kısımlarda sanki onun parçaso gibi hareket ediyordu. Ve Eren tam merkeze bakınca içinde garip şekiller gördü. Eğer o an hafızasına sahip olsaydı şekilleri kendi görüntüsü ve kendi hayatından kesitler olduğunu bilirdi. Ama Eren boş bir hafızaya sahip yeni uyanmış biri olunca bunu anlayamadı.

Reklamlar

SimbiyoZ – Giriş…Araf 2” üzerine 5 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s